"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Cinayet geliyorum dedi

Beyoğlu’nda sayıları yeniden artan tinercileri, yol kesip haraç isteyenleri son bir ayda hiç yazmadıysam en az üç kez yazdım...

Hatta 15 gün önce yeni Emniyet Müdürümüz Hüseyin Çapkın’a hoş geldin diyerek şunları yazdım;
“ızmir’i bilmem ama bizim buraların tinercisi meşhurdur. Beyoğlu’nda Cihangir’de Bebek’te sayıları yeniden arttı. Biliyorum işiniz çok ama bunlar yeniden birilerini bıçaklamadan şu tinerci meselesini yapılacak işlerin en tepesine koysanız”...
Lafımız ağzımızda kaldı, 15 gün geçmedi Beyoğlu’nu mesken tutmuş ipsiz-sapsızlardan biri Alman bir işadamını bıçaklayarak öldürdü.
Hem de şehrin en işlek en ünlü caddesinde, hem de güpegündüz...
Esnafın dediğine göre sürekli oralarda takılan, gelen geçenden para isteyen bir dengesizmiş katil.
24 saat güvenlik görevlilerinin, sivil polislerin cirit attığı ıstiklal Caddesi’nde bu cinayet işleniyorsa, şehirdeki can güvenliğimizi düşünün artık.
Yeni Emniyet Müdürümüz Çapkın, göreve geldiği gün medyanın yardımıyla birlikte ıstanbul’un huzurunu sağlayacaklarını söylemişti...
Medya olarak biz üzerimize düşeni yaptık, “Bakın burada bir cinayet yakın” dedik.
Bu cinayet sonrasında şehirdeki tinerci dehşetini daha iyi anlamıştır herhalde Çapkın...
Bu arada Taksim Meydanı’nın tam ortasında bütün gün 112’nin ambulansı nöbet bekler, olası bir olaya karşı anında müdahale etmek için.
Ambulansın beklediği yerle cinayetin işlendiği yer arası 300-500 metre...
Bu kadar kısa mesafedeki bir olaya bile gecikmeyle gidecekse o ambulansı orada bekletmenin ne anlamı var?..

Her mesleğin bir zorluğu var

Evde yine kablolar çorba olduğu için geçen gün D-Smart ekibi geldi, tıkır tıkır işlerini yaptılar. Sorunu hallettiler gittiler.
Bir montaj ekibinin en büyük sıkıntısı ne olabilir?
Martılar!
Meğer montajcılar hiçbir şeyden çekmiyorlarmış ıstanbul’un çatılarında martılardan çektikleri kadar.
Montajcı arkadaşlar;
“Bu mevsim martı yavrularının yumurtadan çıktığı mevsim. Biz çatıya çıkınca anne martılar yavrularını korumak için üzerimize saldırıyorlar. O kadar korkunç oluyorlar ki, işimiz çok zor anlayacağınız” diye anlattılar yaşadıklarını...
Anlayacağınız hiçbir meslek dışarıdan görüldüğü gibi değil, içine girince hepsinin kendine göre bir zorluğu var. Mesela bizim mesleğin de martısı boldur ama onlar yavrularını korumak için değil sadece can acıtmak için saldırırlar.

Puro keyfi bitti

Sigara yasağı asıl iki ay sonra başlayacak. Sonbahar gelsin açık mekanlar masaları içeri alsın. Asıl o zaman göreceğiz yasağa uyulup uyulmadığını...
Ancak benim uyulacağı konusunda inancım tam.
Zaten son yıllarda giderek koz sigara içmeyenlerin eline geçmişti.
Özellikle restoranlarda sigara içenlere, hele hele benim gibi puro içenlere son yıllarda ters bakışlar atılıyordu.
Bu bakışlardan rahatsız olup puro yakmadığım ya da yarısında söndürdüğüm çok olmuştur.
Pazartesinden bu yana sigara içmeyenler çok daha rahat seslerini yükselttiği için yasağın uygulanmayacağına inanmıyorum.
Peki benim günde bir puroluk keyfim ne oldu?
Akşamları balkon keyfini keşfettim; dergi-kitap eşliğinde bir puroyu balkonda yakıyorum artık...

Yol mühendisleri

İnsan yurtdışında araba kullanıp sonra İstanbul trafiğine çıkınca, ne kadar kötü yollarımız olduğunu çok daha iyi anlıyor.
Geçen hafta çok araba kullandım Hırvatistan’da, bir tane çukura girmedim desem...
Otobanlarını geçtim, bizim 20 yıl önce başladığımız otobanları yeni yapıyorlar daha...
Sahil yolları, bağlantı yollarındaki asfaltlar bile jilet gibi, sürüş keyfini yaşıyor insan.
Türkiye’ye gelip havaalanından arabamı aldım, iki kilometre gitmeden küt diye sert bir çukura düştüm; “Memlekete hoş geldin” dedim kendi kendime.
Çukurlar, yamalar, tümsekler, kazılıp yapılmayan yollarla AB’ye girmeye çalışıyoruz.
Sonra da Hırvatistan bizimle aynı anda başvurdu, bizden önce AB’ye girecek diye ağlaşıyoruz...


Kıvanç’ı beğenmemek

Bülent Ersoy, yıllar önce klibinde oynatmak için erkek oyuncu seçerken “Kara kaşlı yağız bir delikanlı değil” diyerek Kıvanç Tatlıtuğ’u beğenmemiş...
Tatlıtuğ’un o dönemki fotoğrafına baktım da Bülent Ersoy yerden göğe kadar haklı...
Erkekler ilk gençlik yıllarında gerçekten felaket oluyorlar.
Bugünkü Kıvanç Tatlıtuğ’a bakınca, yıllar öncekini beğenmek imkansız.
Eminim bugün Kıvanç da Bülent Ersoy gibi düşünüp, eski halini beğenmiyordur.

X