Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çin ekonomisi yeniden gündemde

<B>ÇİN ekonomisi</B> herkesin korkulu rüyası olmaya devam ediyor. Dünyanın en ucuz <B>işçiliğinin</B> olduğu bu ülkeyle rekabet etmek neredeyse olanaksız.

Tüm ülkeler kendi açılarından Çin ekonomisinin kendi ekonomileri üzerindeki olumsuzlukları ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.

Çin Dünya Ticaret Örgütü'ne girdi. 2005 yılından itibaren Çin malları bütün dünya pazarlarında çok daha rahat dolaşacak. Üretim maliyetinin diğer ülkelere göre çok düşük olan Çin mallarıyla kim, nasıl rekabet edecek?

REVALÜASYON

Bu soruların cevapları henüz bilinmiyor. Bilinen tek gerçek, yabancı sermayenin Çin'e aktığıdır. Dünyadaki yıllık yabancı sabit sermaye yatırımları hacminin neredeyse üçte biri Çin'e gitmeye başlamıştır. Çin'deki yabancı sermaye kuruluşlarının yüzde 90'ına yakını Çin pazarı için değil, dış pazarlar için üretim yapmaktadır.

Çin'in ihracatı da aynı paralelde artmaktadır. Avrupa ve Japonya ekonomilerinin süründüğü bir ortamda, Çin ekonomisi yıllık yüzde 8 gibi bir ekonomik büyümeyi yakalayabilmektedir. Bir taraftan yabancı sabit sermaye girişi, diğer taraftan artan ihracat Çin'i dövize boğmuştur. Çin'in döviz rezervleri 350 milyar doların üzerine çıkmıştır. Artmaya devam etmektedir.

Bu gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri'ni, Çin'in parasının değerini serbest bırakması için baskı yapmaya yöneltmiştir. Yuan'ın değerinin dalgalanmaya bırakılması bugünkü şartlarda Çin'in parasının diğer paralara göre değerlenmesi anlamına gelecektir. Dolayısıyla, pahalılaşan Çin malları karşısında diğer ülkeler daha rahat rekabet edebilecek düzeye geleceklerdir.

Çin bu öneriyi kabul etmemektedir. Bu aşamada sermaye hareketlerinin serbest bırakılıp dalgalı kur sistemine geçmenin erken olduğu savunulmaktadır. Çin'de henüz arzulanan boyutta mali sistemin gözetimi ve denetimi yerine oturmamıştır. Çin bankalarındaki batık kredi sorunu dünya ekonomileri içinde ilk sıradadır.

Amerika bastırmaya devam etmektedir. En son, Dubai'deki G-7 Maliye ve Hazine Bakanları toplantısında Amerikan Hazine Bakanı yayınlanan ortak bildiride Çin'in parasını dalgalanmaya bırakması yönünde bir tavsiye yapılmasını çok istemişti. Avrupa ve Japonya Maliye Bakanları konuyu ‘‘ülkeler kur ayarlamalarına önem vermelidir’’ gibi yumuşak bir cümleyle geçiştirmişlerdir.

NE YAPACAĞIZ?

Çin bir gün mutlaka dalgalı kur sistemine geçecektir
. Ama, süreç uzundur ve önümüzdeki birkaç yılda gerçekleşecek bir olay değildir. Dolayısıyla, dünya ekonomileri kısa dönemde Çin ile rekabet etmenin yollarını bulmak zorundadırlar. Avrupa ve Japonya, kısa dönemde çözümü üretimlerinin bir kısmını Çin'e kaydırmakta bulmuşlardır. Dolayısıyla, Yuan'ın değer kazanması Çin'den ihracat yapan Avrupa ve Japon şirketleri için arzulanan bir gelişme değildir. Büyük bir olasılıkla, Amerikan şirketleri de Çin'e daha yoğun girmeye başlayacaklardır.

Biz ne yapıyoruz ya da ne yapacağız? Göründüğü kadarıyla, biz bir şey yapmıyoruz. Ayaklarımız titreyerek 2005 yılının gelmesini bekliyoruz. Çin malları dünya pazarlarını şimdikinden çok daha fazla boyutlarda istila ettiğinde, bizim tekstil sektörünün olumsuz etkilenmemesi mümkün değildir. Bu konuda da ‘‘TL'den köpük almaya’’ güvenmeyelim.
X