Gündem Haberleri

    Çin dünya ekonomisi için en büyük risk

    Daily Telegraph
    19.11.2009 - 17:09 | Son Güncelleme:

    Çin'in büyümenin motoru olma görevini Batı'dan alması beklenirken, Asya devi uyguladığı 'komşuyu zarara uğratma' politikalarıyla küresel ticareti altüst ederek, dünyayı Büyük Durgunluğun ikinci aşamasına sürüklüyor.

    Daily Telegraph'ta yayımlanan,"China has now become the biggest risk to the world economy" başlıklı haber analizde Çin Devlet Başkanı Hu Jintao'nun "Uluslararası sistemin kendisinden kaynaklanan sorunların henüz tamamıyla çözülmedi" görüşlerine yer verilerek, bunun doğru olduğu çünkü Çin'in fazla kapasitesini deflasyonist sonuçlarla dünyanın geri kalanına ihraç ettiğinin altı çiziliyor.     

     

    Her ne kadar birçok kimse likidite fazlasının önümüzdeki dönemde enflasyon tehlikesini tetikleyeceğini düşünse de, Dünya Bankası Baş Ekonomisti Justin Li, neredeyse her yerdeki kapasite fazlasının, işçi çıkarmalar ve işletmelerin iflasları ile sonuçlanarak deflasyonist tehlikeyi ortaya çıkarma ihtimalinin yüksekliğine vurgu yapıyor.

     

    ABD'LİLERİN İŞLERİNİ ÇALIYOR

    Analizde görüşlerine yer verilen Nobel Ödüllü Ekonomist Paul Krugman, Çin'in ihracatını artırmak için yuanın dolar karşısındaki değerini sabit tutarak "ABD'dekilerin işlerini elinden aldığını" savunuyor. Batıdaki kapitalistlerin de bu duruma suç ortağı olduğun söyleyen Krugman, bu kişilerin Çin'de üretim yaptırdıktan sonra Kongre'ye buna engel olmaması için baskı yaptığına da değiniyor.

     

    Durumun farkında olan ABD Başkanı Barack Obama da bu hafta Çin'e yaptığı ziyaret öncesinde durumun vahametine dikkat çekerek, Asyalıların, zaten gırtlağına kadar borca batmış olan ABD'lilere mal satarak artık daha fazla hayatlarını sürdüremeyeceğini belirtmişti.

     

    ABD, ÇİN'İN BELİNİ BÜKEBİLİR

    İki ülke arasındaki stratejik dengede ABD'nin yalvaran tarafta olduğu yorumu bugünlerde çok moda bir söylem olsa da gerçeği yansıtmıyor. Çünkü, ABD istediği zaman pazarını Çin'e kapatarak bu ülkenin belini bükebilecek kapasiteye sahipken, bunun karşılığında Çin'den gelecek olan elindeki ABD tahvillerini nakite çevirme hamlesini sermaye kontrolü ile dengeleyebilir. Bu da, silahlarını iyi şekilde donanmış egemen bir ülkenin her istediğini yapabileceğini gösteriyor.

     

    ABD, bu şekilde tahrik edildiği takdirde Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) örgütü ile de işbirliği yaparak, tıpkı İngiltere'nin 1930'larda yaptığı gibi ticaretini ve sanayisini gümrük tarifelerinin arkasında yeniden oluşturarak Çin'in çöküşünü hazırlayabilecek güce sahip buluyor.

     

    ÇİN UZLAŞMACI YAKLAŞIYOR

    Ancak, Jintao geçen haftaki açıklamasında daha uzlaşmacı mesajlar verdi. Ülkede, gayri safi yurtiçi hâsılanın (GSYİH) ihracata bağımlılık oranı yüzde 39 seviyesinde yer alırken, Jintao bunu azaltmaya yönelik güçlü adımlar attıklarını ve ülkede yaşayanların harcamalarını artırmaya çalıştıklarını ifade ediyor.

     

    Gerçekten de Pekin, insanların tasarruf yapmayı bırakıp, harcamaya yönelmesi için sosyal güvence ve sağlık sigortasının kapsamın geliştirmek için adımlar atıyor. Ancak, şu da bir gerçek ki bu tür sosyal devrimlerin tamamlanması zaman alıyor.

     

    Aslına bakılırsa, Çin'in ekonomiyi canlandırmak için uygulamaya koyduğu yaklaşık 600 milyar dolarlık canlandırma paketi kapsamında harcamaların çoğu yine ihracatı artıracak fabrika yatırımları ve altyapı yatırımlarına giderken, diğer kısmı da gayrimenkul ve hisse senetlerine aktı.

     

    KREDİ PATLAMASI TEHLİKE İŞARETİ

    Ülkede artan kredi patlaması da finansal krizden önceki seviyesine çıkarken, ülkenin Merkez Bankası müdahale etmeye başladı ve yuanla verilen yeni krediler Ekim ayında yarı yarıya azaldı.

     

    Analizde bu durumun tehlikesine işaret eden Pivot Varlık Yönetim Şirketi, kredilerin hızlı şekilde azaltılmasının dünya piyasalarında tıpkı ABD'de yaşanan subprime mortgage kaynaklı travma benzeri bir duruma yol açabileceğini söylüyor.

     

    Analizin sonunda küresel ekonomini hâlâ kırılgan bir yapıda olduğuna değinilerek, piyasaların kredi balonunun yarattığı yapısal çöküntüyü görmezden geldiği belirtiliyor.

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı