Gündem Haberleri

    Çiller: Kürtçe eğitim talebi siyasi oyun

    Hürriyet Haber
    23.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme:

    DYP lideri Çiller, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın 'Kürtçe dilekçe' konusunda ılımlı olmak gerektiği yönündeki açıklamasını eleştirdi ve talebin PKK uzantılı siyasi bir oyun olduğunu söyledi.DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, bazı üniversitelerde yapılan Kürtçe eğitim hakkı başvurularını, "PKK uzantısı olabilecek bir siyasi oyun" olarak niteledi. Meseleye sadece insan hakları ve demokrasi çerçevesinde yaklaşanların tarihi bir yanılgı içinde olduklarını ifade eden Çiller, "Hiçbir devlet, halkının ve ülkesinin bölünmesini bir hak olarak tanıyamaz ve tanımaya da zorlanamaz" dedi.Çiller, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, bazı üniversitelerde yapılan Kürtçe eğitim hakkı başvurularının, kendiliğinden, spontane başlamış bir gelişme olarak görülemeyeceğini vurguladı. Çiller, "Türkiye'nin dış baskılara direncinin zayıfladığı bir dönemde kimin tarafından tahrik edildiği belli olmayan bu kolektif hak talebinin alelacele Kopenhag Kriterleri, demokrasi ve insan hakları zeminine çekilerek tartışılması, doğru bulunabilecek bir duruş değildir" diye konuştu.PKK UZANTILISözkonusu talebi, "PKK uzantısı olabilecek bir siyasi oyun" olarak niteleyen Çiller, "Şiddetle meseleye yaklaşmak, olayı sokağa dökecek biçimde ele almak, kimilerinin beklediği bir sonuçtur ama bu yöntem siyasi akılla bağdaşmaz. Ancak meseleye sadece insan hakları ve demokrasi çerçevesinde yaklaşanlar da tarihi bir yanılgı içindedirler" dedi.AVRUPA'YA ELEŞTİRİAvrupa ülkelerinin, kendilerinin bile uygulamakta zorluk çektiği bazı kuralları Türkiye'nin ulusal bütünlüğü ve egemenlik haklarının üstünde görmesini eleştiren Çiller, şöyle devam etti:"Bugün sadece ABD değil Avrupa'nın bile terör mücadelesi yaparken demokrasinin birtakım açılımlardan vazgeçtiğinin en üst düzeyde ifade edildiği bir ortamda dahi netice itibariyle Türkiye bir oldu bittiyle karşı karşıya bırakılmak isteniyor. Hiçbir devlet halkının ve ülkesinin bölünmesini bir hak olarak tanımıyor, tanıyamaz ve tanımaya zorlanamaz. Tek başına Kürtçe eğitim hakkı taleplerinin Türkiye'yi böleceğini iddia etmiyoruz, ama bu talebin son 15-20 yıldır yaşanan tecrübelerden bağımsız olacağını düşünecek kadar da gerçeklik duygusundan kopmuş bir durumu benimseyemeyiz."TÜRK ÜST KİMLİĞİDevletten kolektif hak talebinde bulunanların önce devletle aralarındaki bağın ne olduğunu tarif etmek mecburiyetinde olduklarını belirten Çiller, şunları söyledi:"Türk üst kimliğinin bir parçası olduklarını ifade etmek zorundadırlar. Bu üst kimlik, birilerinin zannettiği veya anlamaya çalıştığı gibi belli bir etnik grupla özdeş bir kimlik değildir. 65 milyonun siyasal birliğini ifade eden bir kimliktir. Her Türk vatandaşının bizatihi kendi vatandaşlık kimliğinin bu ülkenin 65 milyonda birine sahip olduğunu gösteren bir kimlik anlayışıdır. Bir Çanakkale milliyetçiliğinin tescil edildiği anlayıştır."AYRILIKÇI SİNSİ PLANLARÇiller, şöyle konuştu: "Bu ülkede yaşayanlar, bunu kendi devletinden talep ediyormuş gibi talep etmelidir. Araya başkalarını sokarak değil silaha sarılarakdeğil silaha sarılma tehdidinde bulunarak, şantajla rüşvetle değil... Türkiye Cumhuriyeti, kendi halkıyla başkalarının oyunları veya özensizlikleri üzerinden ilişki kurmayı reddeder, reddetmelidir.     Bunun dışında birlikte yaşamanın icapları konusunda bir sıkıntı varsa bir arıza varsa biz bunu halkımızla oturarak hallederiz. Buna her zamanda hazır olduk. Bugüne kadar çözülmemiş sorunlar, ihmal edilmiş sorunlar olabilir. Bunların çözümü devlet vatandaş ilişkisini reddederek olmaz. O ilişkinin yerine yabancı güçleri, kimi ayrılıkçı sinsi planları, kimi oyunları ikame ederek hiç olmaz."MESELE KOPENHAG KRİTERLERİ DEĞİLÇiller, adını vermeden Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ı eleştirirken de sözlerini şöyle tamamladı: "Dün AB'ye giden yolu ayrılık tohumu atarak tanımlayanlar, bugünkü durum karşısında meseleyi sadece AB yolunda Kopenhag Kriterleri, insan hakları ve demokrasi çerçevesinde algılıyor ve bunu böyle bir ılımlı duruşun sözcülüğünü yaparak ifade ediyorlarsa bu duruş bir ılımlı yaklaşım değildir. Tam tersine daha dün yolsuzluk nedeniyle jandarma kapıya geldiğinde (demokrasi) diye bağrışanların tutumunun bir tekrarından ibaret olur."
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı