"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Çikolata mı egzersiz mi

Başlığı okuyunca “Böyle soru olur mu hocam?” diyebileceğinizi biliyorum ama konuya bu şekilde girmeyi özellikle arzu ettim. Nedenine gelince...

“Mutluluk”, duyguların en önemlisi, yaşamsal hedeflerimizin de birincisi. Bu hedefe ulaşabilmek için her birimizin tercih ettiği farklı yollar var.
Çikolata yemek de mutluluk arayışlarından biri haline gelmiş durumda. Peki, çikolata gerçekten mutlu ediyor mu?
Bu soruya “evet” yanıtını vermek ne yazık ki pek kolay değil.
“Canınızın sıkıldığı, mutsuzluğun tavan yaptığı herhangi bir anda” çikolatanın o baştan çıkarıcı tadını dilinizle damağınız arasında hissettiğinizde çok şey değişebiliyor ama çikolatanın bir mutluluk hapı olup olmadığı bence tartışmalı.
Çikolatayı mutlulukla özdeşleştiren tabiî ki sadece tadı, lezzeti, sağladığı şeker kaynaklı enerji, içindeki kafeinle ilgili uyarıcı gücü değil. “Çikolata-mutluluk” ilişkisi, çikolatadaki çok özel bir maddeye; “feni-letilamin”e dayandırılıyor.

FENİLETİLAMİN DE NEYİN NESİ?

Feniletilamin aslında bir nörotransmitter. Sinirler arasında iletim işlevlerinde kullanılan çok özel bir aracı madde. Beyin sinir hücreleri arasındaki iletişimi düzenleyen doğal bir kimyasal. Bilinen en önemli rolü “mutluluk veren maddelerden biri” olması.
Feniletila-min özellikle duygusal anlamda zıplamalar yaptığınız anlarda, hele hele “aşk” gibi, “sevda” gibi “tutkulu” durumlarda fazla miktarlarda üretiliyor. Feniletilamin üretimi arttıkça da dopamin, noradrenalin, serotonin gibi “mutluluk veren” maddelerin üretiminde patlamalar oluyor.
Kısacası feniletilamin seviyenizin yüksek olması, beyninizin fazla miktarlarda bu maddeyi üretebilmesi, mutluluğu yakalamak bakımından bir avantaj gibi düşünülüyor.
Ne var ki bu maddeyi gıdalarla kazanmaya çalıştığınızda umduğunuz kadar yarar sağlayamıyorsunuz. Çünkü feniletilamin sindirim sisteminde çok hızlı bir şekilde parçalanıyor ve kana yeteri kadar karışamıyor. Yani çikolatayı, daha doğrusu içindeki feniletilamini bir ilaç gibi kullanmayı düşünmek öyle zannedildiği kadar ciddi bir fayda sağlamıyor.

EGZERSİZ=MUTLULUK

Eğer beyninizdeki feniletilamin miktarını artırmak istiyorsanız, bunun daha etkin, daha güvenli bir yolu var: Egzersiz!
Bugüne kadar gerçekleştirilen pek çok çalışmada gösterildi ki, egzersiz sonrasında ciddi bir feniletilamin üretimi oluyor. Egzersizin yoğunluğu artırılıp tekrarı düzenli hale getirildiğinde, feniletilamin üretimi maksimuma vuruyor.
Kısacası daha çok mutlu olmanın yolu çikolata tabletlerinden değil, düzenli egzersizlerden geçiyor.
Egzersizin artırdığı mutluluk yapıcı tek madde feniletilamin de değil. Egzersiz yaptığınızda endorfin üretimini de artırabiliyorsunuz.
Endorfinler, vücut tarafından üretilen morfin benzeri maddeler. Egzersizden zamanla zevk almaya başlamanızın nedeni, bu vücut tarafından üretilen ve mutluluk veren morfin benzeri maddelerdir.
Egzersizin üretimini artırdığı diğer bir madde de noradrenalindir. Beynin daha çok noradrenalin üretmesi sadece mutluluk değil, iyimserlik, dışa dönük olma hali ve güven duygusunda güçlenme de sağlıyor.
Egzersizin serotonin üretimini artırdığı da biliniyor. Bu nedenle de özellikle depresyonla mücadele söz konusu olduğunda düzenli egzersiz alışkanlığı neredeyse ilaç kadar etkili olabiliyor.

SONUÇ

Çikolata, içindeki şeker ve doymuş yağlar bir kenara bırakılacak olursa polifenollerden zengin yapısı nedeniyle güçlü bir antioksidandır. Ancak hiçbir zaman sağlığa faydalı olarak da düşünülmemelidir. Belki makul miktarlarda, yüzde 70’ten daha fazla oranda kakao içeren bitter çikolatalardan faydalanmak düşünülebilir ama yüksek kalorili, bol yağ-lı, bol şe-kerli çikolataları tüketirken dikkatli olmakta fayda var. Hele hele aranan şey mutluluksa, çözümü çikolatada değil egzersizde aramak gerekiyor.

BİR BİLGİ

Koroner arter spazmı kalp krizine yol açabilir mi

Bazı durumlarda kalp krizine yol açan koroner damar tıkanıklığının nedeni, damar sertliği plakaları ya da kan pıhtıları yerine koroner arterdeki şiddetli kasılmalardır.
Araştırmalar, sadece spazmın, yani damarlardaki kasılmaların bile kalp krizi ile neticelenebileceğini gösteriyor.
Önemli bir nokta da şu: Koroner arter spazmı yalnızca ateroskleroz belirtisi gösteren koroner arterlerde değil, normal koroner arterlerde de ortaya çıkabiliyor.
Spazmla ilişkili kalp krizlerinin aşırı stres altında çalışan, öfke, kızgınlık ve benzeri ruhsal reaksiyonları yoğun yaşayan kişilerde ve sigara içenlerde daha sık görüldüğü biliniyor.

BİR NOT

Göz vitaminleri işe yarıyor mu

Vitaminlerin yaşlanma ile ilişkili göz hastalıklarından bazılarını yavaşlatabileceği anlaşılıyor. Betakaroten, C ve E vitaminleri ile çinko ve bakır gibi minerallerin birlikte alınması, özellikle retinanın görme merkezi gibi davranan “makula” isimli bölgesinde yaştan kaynaklanan bozulmaları azaltabiliyor.
Son zamanlarda bu karışımları içeren çoklu vitaminler de eczanelerde satılmaya başladı. Eğer sıkı bir sebze-meyve tüketicisi değilseniz bu karışımlardan faydalanabilirsiniz. Bu karışımların içinde lütein ve zeasanitin bulunması etkinliklerini daha da artırıyor.

X