Gündem Haberleri

    Çıkmaz sokaklar

    Hürriyet Haber
    25.03.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Nasıl olmuş bu çıkmaz sokaklar, hayatımızda neye tekabül ediyorlar? Bu sorular üzerine daha çok Almanlar kafa yormuş. Açıklama olarak ise elimizde birkaç hipotez ve araştırmacı Stefanos Yerasimos'un İslam hukukuyla ilgili tesbitleri var.

    Halk arasında kör sokak olarak da anılırlar. Çamurludurlar. Bazıları fena, bazıları yılankavi olur. Devebağırtan türünden olanları da vardır (İstinye'deki Bayır Çıkmazı örneğin).

    Çıkmaz sokakları tanımlamak gerektiğinde sadece halk değil, mimarlar da kör sıfatına el atarlar: Şehrin kör bağırsakları.

    Bilindiği kadarıyla Arap ellerinde, Çin'de ve Doğu Avrupa'nın kimi kentlerinde de rastlanmaktadır çıkmaz sokaklara, ama İstanbul'da yaşıyorsanız, her an çıkmaz sokaklarla içiçesiniz demektir.

    Gerçi şimdilerde yayımlanan ansiklopedilerde -Ana Britannica örneğin- çıkmaz sokak maddesinin esamesi okunmamakta ama, Koçu'nun yarım kalmış çalışmasında hazır ve nazırdırlar. Koçu, 1934 yılında basılmış İstanbul Belediyesi Şehir Rehberi paftalarından yararlanarak, 399 çıkmaz sokağın adını sayar ansiklopedisinde ve ekler: ‘‘Kuşkusuz İstanbul gibi bir belde için bu rakam çok ufaktır.’’

    Bugüne dek, çıkmaz sokakların oluş nedenleri ile ilgili çeşitli görüşler öne sürülmüştür. A.Akagün ve E.Egli'ye göre müslüman mahallelerinde mahremiyet ve evlerin mümkün olduğu kadar tek aileye ait olması keyfiyeti rol oynar, çıkmaz sokakların oluşumunda.

    Çıkmaz sokaklar üzerine araştırma yapan Alman G.Schwarz'ın, ’’Aynı soy ve kabilelerin bir araya gelmesi ve diğer soylardan ayrılmak için çıkmaz sokaklar oluşturmaları’’ görüşü, daha çok kabile yaşamının egemen olduğu Arap şehirleri için geçerli bir teori.

    Bir diğer Alman, R.Meyer'in öne sürdüğü ‘‘Pazar mahallinden çıkan şua şeklindeki caddelerde arsa sahiplerinin haklarını korumak üzere buradan ayrılan yolların çıkmaz sokak haline gelmesi’’ tezi ise, inandırıcı bir açıklama olarak kabul görmemiş.

    Bunu inandırıcı bulmayıp 1960'ların ilk yarısında İstanbul'a gelen ve araştırmalar yapan bir başka Alman: Kiel Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü Doçenti Dr. Reinhard Stewig.

    Stewig'in 1966 yılında Baha Matbaası tarafından dilimizde de yayımlanan etüdü ‘‘İstanbul Şehri Örnek Alınarak Doğulu Çıkmaz Sokak Bünyesinin Meydana Geliş Sebepleri ve Gecekondularla İlişkisi Bakımından Bir Araştırma’’ başlığını taşıyor.

    Stewig çalışmasında kentimizin sokaklarını, mahallelerini incelemiş, eski ve yeni şehir planlarını karşılaştırmış, o yıllarda henüz çiçeği burnunda olan Zeytinburnu gecekondu mahallesinde incelemelerde bulunmuş ve bazı sonuçlara varmış. Çıkmaz sokakların oluşum nedenlerine ilişkin bu sonuçları en genel anlamda şu cümlede özetleyebiliriz: ‘‘Çıkmaz sokakların teşekkülünde gaye, caddelere çıkan bir sokak değil, arada kalmış mahallelere ulaşan bir sokak yapmaktır.’’ Bu durumda doğaldır ki arsaların parçalanması ve bölünmesi, plansız kentleşme, çıkmaz sokakların oluşmasında en önemli nedeni oluşturuyor. Ancak Stewig, A.Akagün ve E.Egli'nin teorilerini de yabana atmıyor, çünkü özellikle serbest sahalarda oluşan çıkmaz sokaklar -örneğin Boğaziçi'nde görülenler için- ona göre de İslam'dan kaynaklanan bir açıklama kaçınılmaz.

    İslam hukuku

    İslam'dan, yani İslam hukukundan kaynaklanan bir sebep. Roma hukukuyla, İslam hukuku arasındaki fark, aynı zamanda bir Roma kentinin oluşumuyla İslam kentinin oluşumu arasındaki farktır, diyebilir miyiz? Araştırmacı Stefanos Yerasimos'a göre diyebiliriz. Yerasimos'un açıklaması, çıkmaz sokakların, tarih boyunca İslam kentlerinde niye kesintisiz bir çizgi izlediğini de gözler önüne seriyor:

    ‘‘İslam hukukunda çok önemli iki prensip var. Bunu yeterince anlamadan hiçbir şeyi anlamıyorsunuz. Bir; Fransızlar'ın ‘‘espace public’’ dedikleri kamusal mekán prensibi, konsepti yoktur bir İslam kentinde; İslam hukukuna göre sokak, yani iki tarafı açık olan sokak bütün müslümanların ortak mülkiyetidir ve bir çıkmaz sokak yalnızca etrafında oturanların ortak mülkiyetidir. Kamusal mekán prensibi olmadığı için, bir adam yolun üstünü kapatabilir, birbirinin karşısındaki evler ona aitse üstünü kapatıp oda yapabilir. Yolun altını kazar, kendisine foseptik ya da kuyu kazabilir hatta. Prensip de başkalarını rahatsız etmemektir. Başkalarını rahatsız etmezse yolun bir kısmını kendi evi içine alabilir: Eğer yoldan geçenlerden bir kimse kadı'ya gidip, muhtesip'e gidip bir şey söylemezse... Bu çok önemli.’’

    Roma hukukuyla olan bir başka temel ayrımı ise şöyle açıklıyor Yerasimos: ‘‘Roma hukukunda limit diye bir şey vardır; bu bir çizgidir, bir sınırdır, çok soyut bir şeydir. Çünkü bu kalınlığı olmayan bir çizgidir. Bu konsept, bu prensip İslam hukukunda yoktur. Onun yerine arsa dedikleri bir mekán vardır ki, bu, bir geçiş mekánıdır. Ve bu geçiş mekánını, özel mülkiyet tarafı, genele, yani ümmete zarar vermemek şartıyla bir yere kadar kullanabilir. Bütün bu farklılıklar, bütün İslam hukukunda aynıdır ve şehir mekánını bunlar yaratır.’’

    Yerasimos'a göre bu organik bir stürüktürdür ve belirli bir modelin sonucu değildir. Çünkü Araplar olsun Türkler olsun, yeni kentlerini Roma'nın satranç kent modeline göre kurmuşlar, ama aradan iki üç yüz yıl geçtikten sonra bu satranç kent yine organik modele dönmüştür.

    İki asırı aşan Batılılaşma serüvenimizde kamusal alanla özel mülkiyet arasında bir denge kurmakta zorlanmamızda, Yerasimos'un söylediklerinin önemli bir payı olsa gerek.

    Ancak Stewig'in araştırmasında yer alan bir tesbiti atlamamak gerek yine de. Stewig, İstanbul'da çıkmaz sokak oluşumunun Fetih öncesinde başladığını söylüyor. Fetih'ten sonra da çıkmaz sokak oluşumu sadece müslümanların yaşadıkları mahallelerde değil; Rum, Ermeni ve Yahudi mahallelerinde olanca hızıyla sürmüş. Bu da gösteriyor ki, meselenin birden çok cevabı var.

    Çıkmaz sokak oluşumunun İstanbul'da bugün de devam ettiğini söylemek abartı olmaz. Gerçi, gerek cumhuriyetin ilk yıllarında, gerek 50'lerdeki DP iktidarı döneminde ve sonrasında yapılan imar hareketleri sırasında bir çok çıkmaz sokak tarih oldu ama, aynı dönemde başlayan ve 70'lerden itibaren başdöndürücü bir hızla çoğalan gecekondu mahallelerinde yeni çıkmaz sokaklar peydahlandı.

    Çıkmaz sokak adları

    Çıkmaz sokaklardan bahsedip de onların mecaz ve ironi yüklü adlarından açmamak olmaz.

    Beyoğlu'nda Kadın Çıkmazı, Kanlıca'da Yavru Çıkmazı, Heybeliada'da Ergen Çıkmazı, Taksim'de Mücadele Çıkmazı, Göztepe'de Dilsiz Çıkmazı, Kasımpaşa'da Keramet Çıkmazı, Şehremini'de Dullar Çıkmazı, Üsküdar'da Huylu Çıkmazı...

    Beyoğlu'ndaki düşman çıkmazları da atlamayalım: Cezayir Çıkmazı-Fransız Çıkmazı.

    Daha fazla malumat isteyenlerin, Hasköy'deki Nöbetçi Çıkmazı'na müracatları...

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı