Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çığlıklar...

TÜRKİYE hiçbir zaman ‘hukuk devleti’ olmadı.<br><br>Bunu hepimiz biliriz.<br><br>Devleti yönetenler de bunu bilirler.

Onlar da bunu bildikleri ve hukuka güvenmedikleri için -kötü niyetliler bunu kullansa da- kendilerine ‘dokunulmazlık’ sağladılar.

Bürokratların sorgulanmasını ise ‘amirlerinin iznine’ bağlayıp, onları da kısmen de olsa Anayasa’da koruma altına aldılar.

Böylece hukuka güvensizliğin en kesin kanıtları orada, Anayasa’nın içinde yazılı duruyor.

Sokaktaki insanlara karşı olmadığına göre, kime karşı bu ‘dokunulmazlık’lar?..

*

Bizler hukuka güveniyormuşuz gibi yaparız.

Ama zaman zaman, tek tek, sırayla, arada bir ‘hukuku arayan’ çığlıklarımız duyulur.

Sonra susarız...

Birazdan bir başkasının çığlığı başlar.

Başımıza gelmedikçe bilmeyiz.

Hülya Avşar bir saatte boşandığında, mahkeme kapılarında yıllarca sürünenlerin çığlığını, bir de bakarsınız ki bir eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in çığlığı örtmüş.

Önceki gün sevgili Ahmet Taner Kışlalı’nın ölüm yıldönümüydü, yürüdüğünü görmediği bebeğinin çığlıklarını elbette duymamışsınızdır.

Ama onu ve diğer aydınları-gazetecileri öldürenleri çoktan saldılar, katiller aramızda dolanıyorlar.

Anadolu’nun köşesinde-bucağında neler olup bittiğini ise hiçbirimiz bilmiyoruz.

*

Hukuk yok...

Olmadığını biliyoruz ama varmış gibi yaparız.

Ya da sıra bize gelene kadar susacağız.

Bu son olaylar hukukun olmadığını bir kez daha hatırlatsa da bize, yakında unuturuz, ben bilirim...

Bence görev önce yürekli yargıçlara-savcılara düşüyor.

Bağımsızlıklarını isteyip, hukuku yüceltip, yargıyı güvenli kılıp, ulusa sunmaları gerekiyor.

Hukukun güvenilirliğini, bağımsızlığını ve yüceliğini sağlayıp, onu dağıtmak elbette onların topluma borcudur.

Yer yer, zaman zaman, sırayla, tek tek yükseliyor çığlıklar.

Başımıza geldikçe anlarız.

Bakarız; hukuk yok...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI