"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Çiğ “havuç şişmanlatmaz!”

Havuç, kış sebzelerinin en lezzetli ve faydalı olanlarından biri. Özellikle çiğ havuç veya taze havuç suyu düzenli olarak yiyip içilince vücudun antioksidan kapasitesi güçleniyor.

Havuç, kış sebzelerinin en lezzetli ve faydalı olanlarından biri. Başta sarı mucize “betakaroten” olmak üzere çok sayıda vitamin (B1, B2 ve C vitamini), mineral ve bitkisel posa içeriyor.
Posadan zengin yapısı ile sindirim sistemini temizleyerek bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlıyor.
Özellikle çiğ havuç veya taze havuç suyu düzenli olarak yiyip içilince vücudun antioksidan kapasitesi güçleniyor. Başta kalın bağırsak, prostat, meme, yemek borusu kanseri olmak üzere birçok kansere karşı koruma sağlıyor.
Havucun suyu, püresi ve rendesi de tam bir damar dostu. Kolesterol kontrolünü kolaylaştırması, kolesterolün oksidasyonunu engelleyerek damarlara verdiği zararları azaltması yabana atılacak faydalar değil.
Ayrıca kalorisi düşük bir besin. 100 gram havuçta en fazla 20-30 kalori kazanılabiliyor. Glisemik yükü eskiden sanıldığı gibi yüksek de değil. Bu nedenle kilo kontrolünü de kolaylaştırıyor.
Güçlü bir potasyum, magnezyum, folik asit kaynağı olması havuca olan ilgiyi daha da artırıyor. Geleneksel tıp havucun antioksidan ve damar sertliği önleyici etkileri yanında, rahatlatıcı, cinsel gücü artırıcı, cilt sağlığını destekleyici, unutkanlığı hafifletici faydalarının da olduğunu düşünüyor. Kısacası ister suyunu, püresini, rendesini, ister kendisini yiyip için havuç son derece sağlıklı bir sebze seçeneği.
Son bir noktayı daha hatırlatalım: Havuç “çiğ” olarak yendiğinde kan şekerini “zıplatıp”, insülin dalgalanmalarına yol açmıyor, “kilo almanıza” filan da sebep olmuyor!
Bu tür sorunlar havuç ”pişince” ortaya çıkıyor. Özetle çiğ havucun değil, pişmiş havucun glisemik yükü fazla, havucun çiğ değil pişmişinden korkun!

YANLIŞ BİLGİ

Karnitin yağları kasa dönüştürmez!

Karnitinin yağları kasa dönüştürdüğü hikayesi eski bir efsanedir.
Oysa kas kastır, yağ yağdır ve iki doku birbirinden son derece farklıdır. Kas dokusu yağa, yağ dokusu da kasa dönüşmez, dönüşemez
Aynı şekilde ne egzersiz yapınca yağlar kasa dönüşür, ne de egzersiz bırakılınca kaslar yağa çevrilir. Eğer fiziksel aktivitenizi artırırsanız daha çok yağ kaybeder, kas kazanırsınız. Tersine aktivitenizi sonlandırırsanız bir miktar kas kaybedip daha fazla yağlanırsınız. Kazandığınız yağlar kasların bulunduğu bölgelerde biriktiği için siz de kaslar yağa dönüşüyormuş gibi bir fikre kapılabilirsiniz.
Eğer böyle bir turnikeye girmek istemiyorsanız egzersizi asla bırakmayın. Unutmayın: Yağlar kaybolur, yok olur. Kaslarınız azalır ya da büyür, gelişir ama yağların kasa dönüşmesi hoş bir şehir efsanesinden ibarettir.
Daha az yer ve daha çok aktivite yaparsanızyağlanmayı azaltırsınız. Her türlü aktivite ama özellikle de direnç aktiviteleri ile daha çok kas kazanırsınız .

AKLINIZDA BULUNSUN

Doğru diyet belleği olmaz!

Sağlıklı bir beslenme planından taviz vermeden ve “şok diyetler” gibi çok düşük kalorili saçma sapan formüllerle beslenerek zayıflamaya çalışmak gibi saçmalıklara kapılmaz da “egzersiz ve makul bir kalori kısıtlaması” yaklaşımını esas alan bir diyet ile kilo veriyorsanız sakın korkmayın, diyet yapmak hafızanızı asla bozmaz!
Almanya’da yapılan bir çalışma az kalori tüketenlerde belleğin daha güçlü olduğunu bile göstermiş! İhtiyacı kadar kalori alıp aşırı kalorili beslenmeden kaçınanların daha uzun yaşayacakları zaten biliniyordu.
İyi planlanmış diyetlerin kan şekerini ayarlama veya kan basıncını düşürmede de yardımcı olabileceği gösterildi.
Kısacası eğer doğru, dengeli, sağlıklı bir diyet yapıyorsanız korkmayın. Ama yanlış diyetlerin saç dökülmesinden kansızlığa, hormon dengesizliğinden organ yetmezliğine kadar birçok soruna yol açabileceğini de aklınızdan çıkarmayın.

BİR HATIRLATMA

Stres cildinizi kırıştırır

Cildinizin güzelliğine giden yolculuk derinizden çok daha derin bir yerlerden beyinden ve beyninizdeki düşüncelerden başlar. Bu nedenle de cildi içten besleyip dıştan desteklemekten daha etkili bir yol yoktur. Bu görüşümü sık sık tekrarlarım.
Cildi beslemek deyince aklınıza yalnızca likopen, CoQ10, alfa lipoik asit, E vitamini, resveratrol, kateşinler ve diğer antioksidanlar gelmesin. Cildin en önemli besinlerinden biri de iyi ve güzel duygulardır. Huzurlu, keyifli ve güzel bir hayattır. Gelecek endişesinden uzak, iyimser bir bakışla hayatını sürdürenlerin, korku, öfke ve özellikle endişeden uzak bir hayat sürenlerin ciltleri genç kalıyor, parıldıyor, ışıldıyor.
Bunun nedeni de “stres ve endişenin fazla miktarda kortizol salgılanmasına yol açması”dır deniyor. Dolaşımda kortizol miktarı artınca ciltteki yaşlandırıcı süreçlerin neredeyse tamamı aktive oluyor.
Kısacası endişe vb kötü duygular cildi beklenenden daha hızlı yaşlandırıyor. Güzel şeyler düşünün, endişeden uzak kalın, huzura odaklanın ki cildiniz daha genç ve dinç kalsın.

X