Gündem Haberleri

    Çiçek'ten KKTC'li politikacılara sert tepki

    A.A
    09.02.2011 - 08:59 | Son Güncelleme:

    KKTC'den sorumlu Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Başbakan Erdoğan'ın sert tepki gösterdiği mitingle ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı: Adam meydanda bize, Türkiye'ye küfrediyor, 'paranı al git' diye, ertesi gün benim gönderdiğim parayı almakta hiçbir beis görmüyor.

    Bakan Çiçek, NTV'de canlı yayına katılarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

    Kıbrıs'taki gösterilere değinen Çiçek, “Bizim Kıbrıs ile ilişkimiz, kardeşlik ilişkisi. Canımızı verdiğimiz, kanımızı verdiğimiz, yeri geldiğinde her şeyimizi verdiğimiz bir kardeşlik ilişkisi. Benim kardeşlerimin yanında birisi bana hakaret ediyor. Buna karşılık anında bir tepki konmuyor” diye konuştu.

    KKTC ile ilgili dünyanın herhangi bir yerinde olumsuz bir açıklama geldiğinde Türkiye'nin her türlü riski alacağını belirten Çiçek, “Hakaretler karşısında bizim hissiyatımızı bir ölçüde dengeleyecek bir açıklama oradan doğru dürüst yapılmadı. Öbür açıklamalar da 6 gün sonra oldu” dedi.

    Türkiye'nin bu haksız suçlamayı hak etmediğini belirten Çiçek, “Orada çok açık hakaret var. Sorumsuzca orada bir kısım Rum yanlısı unsurlar, belki başka düşüncelerle oraya katılmış olanları da istismar ederek, Türkiye ile KKTC halkının arasını açmak için bir çabanın, gayretin içine girdi. Bunda sonra da olacaktır, bu tuzağa düşmemek lazım. Orada müzakereler devam ediyor. Bu müzakereleri Rum tarafı uzatmak istiyor. Çözümden yana olmak istemiyor. Bu çözümsüzlüğün faturasını Türkiye'ye ve KKTC'ye çıkarmak için Rumlar içeride ve dışarıda büyük çaba içerisinde” diye konuştu.

    Dünyada ekonomik kriz olduğunu ve buna ilişkin tedbirler alındığını belirten Çiçek, bu krizin KKTC'ye de yansıdığını söyledi. Çiçek, KKTC'nin bugünkü krizlerden ayrı olarak yapısal çok ciddi problemleri olduğunu ifade ederek, “Geliri ile gideri Türkiye'nin bütün katkılarına rağmen bir türlü denk gelmiyor. Arada ciddi açıklar var. Bir iyileştirme paketinin hazırlanması lazım” dedi.

    Çiçek, KKTC ile anlaşmalar yaptıklarını ve taahhüt ettikleri parayı geciktirmeden gönderdiklerini söyledi. Çiçek, “Biz 2011'de 880 trilyon para vereceğiz. Vermeye de başladık” dedi. Çiçek, “Bizim Kıbrıslı kardeşlerimizin iyiliğinden başka istediğimiz hiçbir şey yok. Daha iyi olsunlar, daha iyi olsunlar, daha refah içinde olsunlar” diye konuştu.

    Türkiye'nin göndereceği paranın 350 milyon lirasının bütçe açığına gideceğini anlatan Çiçek, ülkenin borçlanmasının mümkün olmaması dolayısıyla giderleri azaltıcı tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Çiçek, tüm dünyanın tedbirler aldığını, buna KKTC'nin de uyması gerektiğini, ancak Türkiye'nin “maaşlar düşürülsün” diye bir talebinin olmadığını bildirdi.

    “ORTADA DÖNEN BİR OYUN VAR”

    “Adam meydanda bize, Türkiye'ye küfrediyor, 'paranı al git' diye, ertesi gün benim gönderdiğim parayı almakta hiçbir beis görmüyor” diyen ve tahriklerde bulunanların önemli bir bölümünün devletten maaş aldığının altını çizen Çiçek, bu kişilere de aldıkları maaşı hayır işlerine harcamaları çağrısında bulundu.

    Çiçek, “Ortada dönen bir oyun var, bu oyunlar bundan sonra da devam edecek. Altını çiziyoruz, herkesin uyanık ve dikkatli olması lazım. Çünkü Rum kesimi sıkıştı. Rum kesimi bu müzakerelerin bitmemiş olmasından kaynaklanan bir olumsuzluğu Türk tarafına ve Türkiye'ye ciro edebilmek için orada destek verdiği bu unsurlarla provoke ediyor ve Türkiye ile KKTC'nin kardeşliğini bozmaya çalışıyor” diye konuştu.

    Çiçek, KKTC'li devlet yöneticilerinin, olaylar karşısında sessiz kalmasının kendilerini üzdüğünü anlattı ve “Türkiye'nin kusuru, maalesef orada hantal bir yapının oluşmasına imkan verdi” dedi.

    Önlem alınmazsa devletin tüm kaynaklarının heba olacağına işaret eden Çiçek, “Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın 2005 yılında Türk Hava Yolları'ndan ayrıldığını ve ayrıldığında yılda 5 trilyon karı olduğunu” ve “2010 yılında, yılda 40 trilyondan toplam 200 trilyon zarar ettiğini” anımsattı. Çiçek, bunun sebebinin düşünülmesi gerektiğini söyledi.

    Faturaların Türkiye'ye çıkarıldığını dile getiren Çiçek, “el altından bir kumpasla” yanlış işler olduğunda sebebinin Türkiye'ye dayatıldığını ifade etti.

    Çiçek, Kıbrıs için suyun çok önemli olduğunu vurgulayarak, Türkiye'den KKTC'ye su götürüldüğünü anımsattı ve “bir avuç sendikacının organizasyonu” ile Türkiye'nin haksız yere eleştirildiğini belirtti.

    “ŞİKAYET MERCİ MİLLETTİR”

    Cemil Çiçek, CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum'un açıklamalarıyla ilgili, “siyaseten hem sorumsuzca hem de sorunlu bir açıklamadır” dedi.

    “Batum'un istifa etmesi gerekir mi” sorusuna Çiçek, “Kendilerinin bileceği bir iş ama neticede bizler toplumun önünde görev yapan insanlarız. Biraz daha yapacağımız işlere, konuşmalara dikkat etmemiz gerekiyor. Türkiye, demokrasisini kurumsallaştırmaya çalışıyor. Her kurumun kendi yönünden bu sürece katkı vermesi gerekirken, darbe dönemlerini çağrıştıran, devletin belli kurumlarını siyasetin içine çeken, çekmeye çalışan, bundan uzak durmaya çalışanları da böylesine ağır ithamlarla karşı karşıya bırakan, kendisinin açıklama yapmasına mecbur bırakan bu durumlar demokrasilerde kabul edilemez. Eğer siz bir konuyla ilgili iktidarın uygulamalarından şikayet ediyorsanız, şikayet merci milletin kendisidir. İktidarı yargıya, silahlı kuvvetlere ya da bir başka yere şikayet edemezsiniz. Bu demokrasi inancının hangi noktada olduğunu gösterir” yanıtını verdi.

    Batum'un açıklamalarıyla hem ülkeyi hem kendi partisini sıkıntıya soktuğunu belirten Çiçek, “Onun için bu hem sorumsuzca hem sorunlu bir açıklamadır. Bu herkese de ders olmalı. Bir daha herkes açıklamasını ona göre yapmalı” dedi.

    “KAN VE DEMOKRASİ NASIL YAN YANA GETİRİLİP CİDDİYE ALINIR?”

    Bakan Çiçek, “BDP ile görüşme trafiğiniz yasal çerçevede devam ediyor mu” sorusuna şu yanıtı verdi:

    “AK Parti hükümetinin de görev yaptığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir terör sorunu vardır. Bu her zaman gündemdedir. Devlet olarak hiçbir zaman ikinci bir mesele olarak kabul etmedik. Hükümet olarak da biz etmedik. O nedenle bizim gündemimizde bir terör konusu var, terörle mücadele konusu var. O nedenle uzun soluklu bir iş yürütülüyor. Bütün operasyonel boyutları, güvenlik boyutu dışında da başka türlü çalışmaları yürütüyoruz. Biz bunları yaparken falanın filanın koyduğu tarihe, takvime veya konuşmaya bakarak biz bunları yapmayız.”

    Bütün terör örgütlerinin en çok “demokrasi ile hak ve özgürlük” kavramlarını kullandıklarına işaret eden Çiçek, şunları söyledi:

    “Dünyada şu an 50'ye yakın terör örgütü var. Hepsinin her yerde söylediği laf, demokrasi, hak ve özgürlük. İyi de sen demokrasiyi, hak ve özgürlükleri C4 patlayıcısına, plastik patlayıcıya bağlıyorsun, insanları katlediyorsun. Ondan sonra da demokrasi diyorsun, hak ve özgürlük... Onun için o lafların arka planını iyi görmek gerekecektir. Türkiye'de bu manada demokrasi adına, hak ve özgürlük adına terör örgütü baştan beri yalan söylüyor. 15 Ağustos 1984'te hududu geçiyor, masum bir sürü insanı katlediyor. Katletme ve demokrasi, kan ve demokrasi... Bunu nasıl yan yana getirip de ben bu lafları ciddiye alacağım? Türkiye, terörle mücadele konusunda hakikaten işin boyutlarını bilenler, ne yaptığımızı biliyor, bilecektir. Bir çabanın, bir gayretin içerisindeyiz. Öbür taraftan biz Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında olan herkesin, çünkü bu halkın seçtiğidir, beğeniriz beğenmeyiz, aynı fikirde oluruz olmayız ayrı ama millet seçmiştir, biz o çerçevede baştan beri bir ayrımı yapmaksızın ihtiyaç hasıl olduğunda bu görüşmeleri yaptık. BDP ile de zaman zaman bir araya geliyoruz, görüşüyoruz. Gizli kapaklı da değil.”

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı