Gündem Haberleri

    Çiçek: İmkansızı başardık

    Hürriyet Haber
    28.02.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, hükümetin, AB konusunda imkansızı başardığını belirterek, “AB konusunda bu kadar kararlı, bu kadar önemli başarıları gerçekleştirmiş olan hükümetin, 17 Aralık'tan sonra önem verdiği böyle bir konuyu ikinci, üçüncü plana atması gibi bir şey söz konusu değil” dedi.Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından, toplantının gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Memur sendikalarıyla yapılan müzakerelerde, sendikaların iki taleplerinin bulunduğunu anımsatan Çiçek, bunlardan birinin kamuda çalışan görevlilere bir derece verilmesi olduğunu ve bununla ilgili yasa tasarısının kanunlaştığını söyledi. İkinci talebin, disiplin affı olduğunu ifade eden Çiçek, “Belli istisnalar dışında, bunlar büyük ölçüde yüz kızartıcı suçlardır. Bu suçlardan dolayı disiplin cezası alanlar, bazı kurumlar dışında, Türk Silahlı Kuvvetleri ve istisnalar dışında, disiplin suçu işlemiş olanlarla ilgili af konusunu içeren bir yasa tasarısının bugün imzası büyük ölçüde tamamlandı, TBMM'ye gönderilecek” diye konuştu. Çiçek, üzerinde durdukları üç yasa tasarısının, büyük ölçüde ceza hukuku alanıyla ilgili olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:“TCK, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazıyla ilgili yasaya paralel olarak düzenlememiz gereken yasalar var. Bunlardan bazılarını çarşamba günü TBMM Genel Kurulu'nda müzakere edeceğiz. Bunlara ilaveten üç yasada daha değişiklik gerekiyor. Bunlardan biri çocuk mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkileridir. İkincisi, kabahatlerle ilgili yasa tasarısıdır. Yürürlükteki ceza kanunu, üç bölümden oluşuyor. Genel hükümler, suçlar ve kabahatler. Biz 1 Nisan'da yürürlüğe girecek yasada kabahatleri çıkarmıştık. Sadece genel hükümler ve suçları teşkil ediyor. Kabahat dediğimiz husus, vatandaşlarımız açısından, kanunun karşılığında hapis cezaları yerine idari yaptırımları öngörür diyen fiilleri ifade ediyoruz. 1 Nisan'da ceza kanunu yürürlüğe girdiğinde, kabahatlerle ilgili kısım, ceza kanunu yürürlükten kaldırılacağı için bunların karşılıksız kalmaması için bu yasa tasarısının da çıkarılması gerekiyor. Bilgi verdiğimiz konulardan biri budur.” Çiçek, çocuk mahkemelerinde de Ceza Kanunu'na paralel düzenlemeler olacağını bildirdi. Üçüncü konunun, denetimde serbestlik yasa tasarısı olduğunu belirten Çiçek, Ceza Kanunu yürürlüğe girdikten sonra, bazı suçlar açısından ceza yerine, cezaya bağlı veya bundan ayrı olarak bir kısım kısıtlamalar getirildiğini kaydetti. Çiçek, denetimde serbestlik yasasıyla kurumlaşmaya, yapılaşmaya gitmek gerektiğini, bununla ilgili yasa tasarısıyla birlikte 4 yasa tasarısının TBMM'ye sevk edileceğini kaydetti. 500 SÖZLÜ SORU VARBakanlar Kurulu'nda, denetim konularını da ele aldıklarını dile getiren Çiçek, milletvekillerinin en fazla kullandığı denetim yolunun sorular olduğunu, şu anda Meclis'te 500'ün üzerinde sözlü soru bulunduğunu anlattı. Meclis'in bu denetim işlerini tam olarak yapabilmesi için bir yöntem üzerinde anlaştıklarını belirten Çiçek, yarın, kendisinin ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu ile Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in, şu ana kadar kendi görev alanlarıyla ilgili soruların tamamını gündem konusu yapıp, cevaplayacaklarını belirtti. 18 MART ÖNEMLİÇiçek, 18 Mart tarihinin, Türkiye ve Türk milleti açısından önemine, Çanakkale savaşlarının geçtiği Gelibolu Yarımadası'nın yüceliği ve kutsiyetine işaret etti. Her yıl, 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin burada kutlandığını dile getiren Çiçek, bu yıl, bölgeye daha fazla önem verdiklerini, bölgenin gelecek nesiller açısından hafıza ve vicdanlarda canlı kalabilmesi için başlatılan bazı çalışmalar bulunduğunu anlattı. Çiçek, ilgili bakanların, Bakanlar Kurulu'nda bu çalışmalar hakkında bilgi verdiğini belirterek, 18 Mart'ı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, büyük bir katılımla kutlayacaklarını söyledi. AVRUPA'YI ŞAŞIRTMIŞTIRBakanlar Kurulu'nda dış politika konuları üzerinde de durduklarını vurgulayan Çiçek, Kıbrıs, Irak ve AB konuları üzerinde etraflı bir değerlendirme yaptıklarını ifade etti. AB-NATO, Türkiye-AB ilişkilerini de ele aldıklarını belirten Çiçek, Irak'a komşu ülkeler dışişleri bakanları ve içişleri bakanları toplantılarının, önümüzdeki günlerde Türkiye'de yapılacağını ve bununla ilgili Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün bilgi verdiğini kaydetti. AB konusunun, devamlı gündemlerinde olduğunu ifade eden Çiçek, şöyle konuştu: “Ama son zamanlarda, sanki 17 Aralık'tan sonra hükümet bu konularda bir şey yapmıyormuş gibi, sadece başmüzakereci kim olacak tarzında bir tek isme ya da bir tek konuya takılmış gibi bir durum var. Bu bizim çalışmalarımız açısından doğru değil. AB konusunda bu hükümet imkansızı başarmıştır. İki yıllık süre içerisinde hem Avrupa'yı, hem de içerde pek çok çevreyi, yaptığı çalışmalar, attığı adımlar, gerçekleştirdiği reformlarla şaşırtmıştır. Dolayısıyla AB konusunda bu kadar kararlı, bu kadar önemli başarıları gerçekleştirmiş olan hükümetin, 17 Aralık'tan sonra önem verdiği böyle bir konuyu ikinci, üçüncü plana atması gibi bir şey söz konusu değil. Kendi yönümüzden bu çalışmalara her yönüyle devam ediyoruz. 17 Aralık'tan sonra AB ile ilgili çalışmaların şekli değişmiştir. Önceden dışa dönükken şimdi içe dönük çalışıyoruz. Dışarıdan, sanki bu çalışmalar yapılmıyormuş, rafa kalkmış gibi kanaat hasıl oluyor, başmüzakereci kısmına kilitleniyor.” METİNLER GELMEDİ Çiçek, AB ile ilgili AB makamlarıyla karşılıklı görüşmelerin devam ettiğini, AB açısından, beklenti içinde oldukları üç metin bulunduğunu söyledi. Bunların henüz gelmediğini, bir tanesinin yeni Katılım Ortaklık Belgesi olduğunu belirten Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bize bu iletilecek, bu belgeye karşılık yeni bir Ulusal Program hazırlayacak mıyız, hazırlamayacak mıyız, şu ana kadar ki taahhütlerimizde gözden geçirme çabasında olacak mıyız, olmayacak mıyız? Öncelikle AB makamlarının, AB Komisyonu'nun böyle bir belgeyi ortaya koyması lazım. Henüz bize iletilmiş bir şey yok. Önümüzdeki süreç içerisinde en önemli hususlardan biri hem Türk, hem AB kamuoyunun bu sürece hazırlanması, karşılıklı bilgilendirilmesi, karşılıklı diyaloğa ihtiyaç var. Özellikle sivil toplum kuruluşlarının devreye girmesi gerekiyor. Henüz bu konularla ilgili AB Komisyonu'ndan Türkiye'ye 'bu işlerin şöyle olması lazım' tarzındaki metinler bize gelmiş değil. Biz zoru başarmış bir hükümet olarak, AB konusundaki kararlılığımızı, çalışmalarımızı, süratimizden hiçbir eksilme olmaksızın sürdürüyoruz. 3 Ekim'den itibaren çalışmalar, biraz dışa, biraz içe dönük olacaktır.”
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı