Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çiçek hafif unutkan besleyen var, yakalayan var

BİZİM askeri ateşe Abdullah Öcalan ile asansörde karşılaşıyor.

Orta Doğu’nun en gözü dönmüş istihbarat servisi Suriye’deki El Muhaberat. Onun başkanı 1994’te Şam’da bizim askeri ateşeyi yemeğe davet ediyor. El Muhaberat’a ait bir binada. Ateşe oraya gidiyor.
Asansöre biniyor, bir düğmeye basıyor, bir kat sonra asansör duruyor, içeriye iri yarı biri giriyor. Aaa, bu Apo, ta kendisi. Vay canına, El Muhaberat binasında.
Ateşe o anda ne yapacağını aşırıyor. On, on beş saniye sonra ineceği kata geliyor, kendisini El Muhaberat’ın adamları karşılıyor. Telaşla, aceleyle.
Ateşe bu bilgiyi Ankara’ya iletiyor. Ankara’ya döndüğünde olayı çeşitli yetkililerle paylaşıyor, bu arada Alpaslan Türkeş’e aktarıyor. Türkeş, “neden tabancanızı çekip vurmadınız” diye sorduğunda, ateşe o andaki şaşkınlığını dile getiriyor.
O yıllarda Suriye teröre destek veriyor ve ısrarla, Apo’nun Suriye’de yaşadığını ret ediyor.

26 ÜLKE

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek Usame Bin Ladin’in öldürülmesini dün yorumluyor:
“Türkiye terörle mücadelede terör örgütleriyle ilgili elde ettiği bilgileri diğer ülkelerle paylaşmıştır. Ama, PKK ile mücadele söz konusu olduğunda Türkiye bugüne kadar terörle mücadelesini tek başına yapmıştır”.
Yukarda aktardığım ateşe olayı Cemil Çiçek’i doğruluyor. PKK ile mücadelede 26 ülke Türkiye ile işbirliği yerine, PKK ile işbirliğine öncelik tanıyor, PKK’yı destekliyor. Cemil Çiçek bu açıdan haklı.
Ama, büsbütün haklı değil. Çiçek bazı olayların unutulduğunu sanıyor.

ABD YARDIMI

2004-2008 arasında Başbakan Erdoğan Başkan Bush ile yaptığı görüşmelerde Bush açıkça “PKK terör örgütüdür, biz Türkiye’ye yardım edeceğiz” diyor. Ardından davullar çalarak, “Amerika Türkiye ile istihbarat paylaşımı yapacaktır” deniyor. Başbakan Erdoğan bunu ilan ediyor, hemen ardından Kuzey Irak’a askeri operasyonlar başlıyor.
“Yaşasın Amerika, istihbarat veriyor, biz de gidip bombalıyoruz” manşetlerinde sevinç gösterileri birbirini izliyor. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül operasyonlarla ilgili bilgi verirken, “istihbarat paylaşımı real time devam ediyor” diyor, aksama yok, saniyesi saniyesine. Genelkurmaydan benzer açıklamalar yapılıyor.
Terörle mücadele Amerika’nın bu tavrı Obama-Erdoğan görüşmelerinde de devam ediyor.
Terörle mücadelede asıl büyük katkı, Amerika’nın Apo’yu derdest edip 1999’da Kenya’da Türkiye’ye teslim etmesi.
Cemil Çiçek bunlara ne diyecek merak ediyorum. Terörle mücadelede hangi yalnızlık? Türkiye belki her zaman her ülkeden tam istediğini alamıyor, Suriye örneğindeki gibi. Ama, Amerika’nın geçmişten bugüne yardımı ortada.
Amerika’ya gelince, önce canavar yaratıyor, Usame Bin Ladin gibi, sonra onu yok etmek için bin türlü uğraşa giriyor. Bir zamanlar PKK’ya yardım ediyor, sonra PKK ile mücadeleye katkı veriyor.
Cemil Çiçek bunu en bilenlerden biri, ama açığa düşüyor

Önce yandaş manşetleri , sonra baskın

SAYIŞTAY teftişi sonucu İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilgili raporlar hazırlanıyor. Raporlar belediyede yolsuzluk iddiaları içeriyor.
Normal bir hukuk devletinde bu durumda ne olur? Adı geçenler hakkında dava açılır.
Bizde son yıllarda öyle olmuyor. Hele de, belediyeler CHP ya da MHP’li ise, başka şeyler oluyor.
İzmir’le ilgili Sayıştay raporları önce üç yandaş gazetede yayınlanıyor, yolsuzluk tamtamları çalınarak.
Bu yayınları savcılık ihbar kabul ediyor, mali polis gidip belediyeyi basıyor.
Pek çok kişiyi gözaltına alıyor. Ne zaman? Seçime kırk gün kala.
Seçime kırk gün kala başka belediyeler hakkında da yolsuzluk iddiaları var. Üstelik bunları ana muhalefet lideri günlerdir her mitinginde dile getiriyor. Oraya mali polis baskın yapmıyor, savcılık harekete geçmiyor. Çünkü, o belediyeler AKP’li.
Ve burası hukuk devleti.

Ertuğrul hep rahatsız

ESKİ arkadaşım, bir zamanlar sosyal demokrat Kültür Bakanı Ertuğrul Günay hep rahatsız. Kars’ta heykel yıkımında rahatsız. Devlet Tiyatrolarında akla gelmeyecek bir sıkıntı nedeniyle rahatsız. Kabine arkadaşlarının çeşitli olaylara yaklaşımından, örneğin Bülent Arınç’ın bazı açıklamalarından rahatsız. Benim can arkadaşım Ertuğrul sık sık rahatsız.
Son olarak İzmir Belediyesine yapılan baskından rahatsız.
Bunca rahatsızlığa ve uyuşmazlığa rağmen, o koltukta oturmaktan rahatsız değil mi? Olur mu, o koltuk baldan tatlı. O zaman ikide bir, “rahatsızım” demeyeceksin. Rahatsızsan, gereğini yapacaksın.

X