Gündem Haberleri

    Çiçek: Bizimle ilgisi yok

    A.A.
    16.01.2006 - 17:45 | Son Güncelleme:

    Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Mehmet Ali Ağca'nın şartlı tahliyesinin bir yargı kararı olduğunu vurgulayarak, bunun hükümetle ve Adalet Bakanlığı ile ilgisi bulunmadığını söyledi.

    Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamada, Mehmet Ali Ağca'nın tahliyesinin de toplantıda gündeme geldiğini ifade etti. Konuyla ilgili, geçen perşembe günü, yargı kararlarından yola çıkarak kamuoyuna bir açıklama yaptığını anımsatan Çiçek, şöyle devam etti:

    “Ancak halen konu güncelliğini koruyor. Bu olay gündeme geldiğinden beri; işin insani ve vicdani boyutuyla hukuk kısmı, çoğu zaman birbirine karıştırılmış vaziyettedir. İşin insani boyutu, vicdani boyutu hiç şüphesiz farklı bir konudur. Bizim; masum insanların hangi sebeple olursa olsun, bu türlü yollarla katledilmiş olmasını tasvip etmemiz asla mümkün değildir. Zannediyorum Türk kamuoyu bu konuda müttefiktir. Farklı düşünen olacağını sanmıyorum. Doğru da bulmuyorum. Çünkü Türkiye, seneler evvel, bu tür bir kaos ortamında yaşadı, pek çok insan hayatını kaybetti. (Senin katilin, benim katilim) ayrımına gidildi, gerginlikler yaşandı. Bundan da hepimiz zarar gördük, ülke zarar gördü. Şimdi o alışkanlıklarla bu olayı değerlendirmemiz asla mümkün olamaz. Neticede; kanunların suç saydığı bir fiili, kim işlerse işlesin, hepimizin olması gereken taraf, kanunlardan yana olmaktır. Haksızlıklar, hukuksuzlukların karşısında hepimizin birlikte bir tavır ortaya koyması gerekmektedir. Bundan tereddüt yok.”

    İşin hukuki boyutuyla ilgili değerlendirmelere bakıldığında, çoğu zaman ciddi bilgi eksikliği olduğunun görüldüğünü kaydeden Çiçek, dosya ve işin hukuki süreci bilinmeden bir kısım değerlendirmeler yapıldığını ve yanlış kanaatlere varıldığını söyledi.

    Türkiye'de yargının bağımsız olduğunu vurgulayan Çiçek, “12 Ocak günü gerçekleşen şartlı tahliye işlemi tümüyle bir yargı kararıdır. Hükümetle, Bakanlıkla alakası yoktur” dedi.

    KİMSENİN DOSYASI BAKANLIKTA DEĞİL

    Konuyu ve dosyayı bilmeyen birçok kişinin “Adalet Bakanı nerede, ne yapıyor?” şeklinde değerlendirmelerde bulunduğunu ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:

    “Bugün ceza ve tutukevlerimizde bulunan, ister hükümlü ister tutuklu, hiç kimsenin dosyası Adalet Bakanlığı'nda değildir. Yani hükümlü ve tutukluların dosyasını biz tutmayız. Nerede tutukluysa, nerede hükümlü olarak cezası infaz ediliyorsa, bunların dosyaları oradaki infaz kurumlarındadır.

    Kimin ne zaman tahliye edileceği, hangi şartlarda tahliye edileceğini Adalet Bakanlığı'nın, Adalet Bakanı'nın bilgisi dahilinde de değildir. Çünkü içinden geçtiğimiz süreçte özellikle herkes (yargı bağımsız olsun) diye söylerken, (yargının işine siyasetçi müdahale etmesin) deyip tavır alırken, demeç verirken şimdi (Adalet Bakanı nerede, Adalet Bakanı bu işe niye müdahale etmiyor) tarzında bir zihni karmaşa yaşanmaktadır. Herkesin kafasının bu noktada net olması lazım. Adalet Bakanlığı olarak biz bu anlamda hüküm giymiş, mahkemelerden ceza almış hükmü kesinleşmiş olan kişilerin şartlı tahliyesine biz karar vermeyiz. Yargı mercileri karar verir ve bu kararlar Adalet Bakanlığı'nın onayına da tabii değildir.”

    Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre belli konularda “yazılı emir” diye bir yol bulunduğunu, bu çerçevede konunun bir kez daha Yargıtay tarafından değerlendirileceğini anlatan Çiçek, Adalet Bakanlığı'nın bu yetkisini kullanabilmesi açısından da önce mahkemelerin, yargı mercilerinin kararının ortaya çıkması gerektiğini, itiraz yollarının ortadan kalkmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

    ÖNCEDEN İNCELEMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL

    Çiçek, şunları söyledi:

    “Dolayısıyla 12 Ocak günü bir şartlı tahliye söz konusu olacaksa 11 Ocak günü, 10 Ocak günü veya Aralık'ta veya Kasım'da Adalet Bakanı'nın (getirin şu dosyası, 12 Ocak günü bu kişi tahliye olacakmış. Bu dosyada ne eksiklik var, hesap doğru mu yanlış mı) diye dosyayı alıp önceden inceleme imkanı yoktur, çünkü bu yargı yetkisine açıkça müdahaledir. Dolayısıyla biz 12 Ocak günü böyle bir tahliye gerçekleştikten sonra, biz dedik ki (bir defa da Yargıtay incelesin...) Bunu önceden değerlendirme imkanımız var mıydı? Hayır, kesinlikle yoktu. Çünkü netice itibarıyla hakim karar vermeden evvel, Adalet Bakanlığı'nın dosyayla ilgili herhangi bir müdahalesi söz konusu olamaz. Bu zaten siyasetin yargıya müdahale etmemesinin gerekçelerini oluşturur.”

    Mehmet Ali Ağca ile ilgili tahliyenin neden gerçekleştiğine değinen Çiçek, Ağca'nın Türkiye içinde ve dışında işlediği birden fazla suç olduğunu, Türkiye'deki mahkemelerden ve İtalyan mahkemesinden verilmiş kararlar bulunduğunu anımsattı.

    KARMAŞIK BİR DOSYA

    Mehmet Ali Ağca'nın suç işlediği tarihlerden itibaren mevzuatta önemli değişiklikler olduğunu anlatan Çiçek, “Yani karmaşık bir dosyadır, bunun altını çizmemiz lazım. Askeri ve sivil mahkemelerden verilmiş kararlar var. Dolayısıyla böylesine karmaşık bir dosyada kararı yine vermesi gerekenler yargıçlar” diye konuştu.

    Konuya ilişkin ilk önce Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin karar verdiğini, Mehmet Ali Ağca'nın yatması gereken süreyi, aflar veya başka sebeplerle yapılan indirimler düşüldükten sonra 5 yıl 6 ay 27 gün olarak hesapladığını anlattı.

    Çiçek, şunları söyledi:

    “Vicdanen bu süreleri kabul etmeyebiliriz, bu hesaplamaları kabul etmeyebiliriz. Bunlara benim şahsen itirazım yok. Ve kişisel olarak da hep şunu ifade ediyorum; bugün Türkiye'de yargının caydırıcılığı, cezaların caydırıcılığı kalmadıysa ya da ceza uygulamalarında büyük ölçüde istikrar temin edilemediyse bunda en büyük kusur aflardadır, ya da affı çıkaranlardadır, bizdedir. Bu açık yüreklilikle söylemek gerekir. Çünkü neredeyse her 3.5 senede bir Türkiye'de af çıkmıştır. Dolayısıyla cezaların caydırıcılığı kalmamıştır. Bir kısım haksızlıklar, kamu vicdanını rahatsız eden gelişmeler, büyük ölçüde bu aflardan kaynaklanıyor.”

    Çiçek, konunun daha sonra Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne götürüldüğünü, Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği karar da dikkate alınarak, Mehmet Ali Ağca'nın 12 Ocak 2006 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine karar verildiğini ifade etti.

    Anayasa'nın ilgili maddesine göre mahkeme kararlarının herkesi bağladığını belirten Çiçek, “Doğrudur yanlıştır, bunu tartışabiliriz. Mahkemelerin bu kararı söz konusu olunca cezaevi idaresinin ve infaz savcılıklarının bu kişiyi, başkaca birşey yoksa, 12 Ocak günü tahliye etmek mecburiyeti vardır” dedi.

    Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin de 5 Ocak 2006 tarihinde verdiği kararda da önceki kararların yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığını ve dolayısıyla da itirazları reddettiğini kaydeden Çiçek, sözlerine şunları ekledi:

    “Aynı şekilde savcılıklar da bu kararlara dayanarak bir düzenleme yapmışlardır. Bu kararlara dayalı olarak tahliye gerçekleşince bir hukuki tartışma da başlamıştır. Hukuki tartışmaya benim bir itirazım yok. Ama işin siyasi boyutuyla hukuki boyutunu birbirinden ayırmak gerekiyor.”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı