Christina Rau: Bunlar bizim çocuklarımız

Ahmet Külahçı
31.10.2015 - 09:52 | Son Güncelleme:

BIELEFELD'Lİ bir tekstil fabrikatör ailenin kızı.

Almanya'nın 1969-1974 yılları arasında cumhurbaşkanlığını yapan Gustav Heinemann'ın torunu.

1978-1998 yılları arasında Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyalet Başbakanı, 1999-2004 yılları arasında da Almanya'nın Cumhurbaşkanı olarak görev yapan ve 2006 yılında yaşamını yitiren Johannes Rau'nun eşi.

Yani Almanya'nın eski “First Lady”si

Christina Rau, 11 yaşından itibaren önce İsviçre'de sonra da İskoçya'da yatılı okumuş.

İngiltere'de Politik Bilimler, Ekonomi ve Tarih öğrenimi yapmış.

Öğrenimini bitirdikten sonra da 1982 yılında 26 yaşındayken kedisinden 25 yaş büyük olan dönemin NRW Eyalet Başbakanı Johannes Rau ile evlenmiş.

İki kız, bir erkek evlat sahibi olan Christina Rau, eşinin Cumhurbaşkanlığı döneminde çeşitli sosyal projelerde fahri olarak görev aldı.

Hala da bu alanda çalışmalarını sürdürmekte.

2005-2006 öğrenim yılında Berlin'in Neukölln İlçesi'ndeki “Rütli Schule” (Rütli Okulu) öğretmenleri, Berlin Eğitim Senatörü'ne bir “açık mektup” yazarak, “Bu okulda hiçbir şey yolunda değil. Eğitim yapmak imkansız. Kapatın bu okulu” çağrısında bulundular.

Öğrencilerinin yarıdan fazlası Türk ve Arap kökenli olan “Rütli Okulu” bu mektup üzerine birden “Almanya'nın en kötü okulu” oluverdi.

Belki de iyi oldu...

Çünkü hem o dönemdeki Berlin Eğitim Senatörü Klaus Böger hem de sağduyulu Berlinliler “Rütli Okulu”na sahip çıktılar.

Çoğu fahri olarak görev üstlenen “koruyucu melekler” ve Berlin Senatosu'nun mali katkısı sayesinde Rütli Okulu kısa bir süre içinde “örnek okul” haline geldi.

Fahri olarak görev üstlenenler arasında “Stiftung Zukunft Berlin” (Berlin'in Geleceği Vakfı)nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Christina Rau da vardı.

O günlerde “Campus Rütli” (Rütli Kampüsü) projesine- ilk ve orta okul ile liseden oluşan bir proje- aktif katkıda bulunan Christina Rau ile vakıftaki bürosunda bir söyleşi yapmıştım.

Christina Rau, “Aylarca şiddetin gündemden düşmediği Rütli Okulu'nda öğrencileri topluma kazandırmak için bir projeyi hayata geçirdiniz. Niçin böyle bir proje?” sorumu şöyle yanıtlamıştı: Rütli-Schule'deki sorun bölgesel değildi. O gibi sorunlar ülkenin çeşitli kesimlerinde de mevcuttu. O nedenle bunun belirli bir bölgeye ve belirli bir kesime indirgenmesi doğru değildir. Bu gibi şiddet eylemlerine karşı birşeyler yapılması gerektiğine inandım ben hep. Berlin'de tüm sorumluları biraraya getirip çözüm üretebileceğimizi düşündüğümüz için böyle bir projeyi hayata geçirdik.

“Size 'Stiftung Zukunft Berlin' olarak 'Campus Rütli' kurulması için öneride bulunulduğunda ilk reaksiyonunuz ne oldu? soruma da, “Biz 'Stiftung Zukunf Berlin' olarak zaten böyle bir şeyin yapılması gerektiği konusunda kendi aramızda hemfikirdik. Neukölln'ün sürekli olarak olumsuz başlıklarda gündeme gelmesinden kurtarılması için yola çıktık. Pozitif sinyaller yayılmasını istedik Neukölln'den. Birçok olumlu gelişmeler de var bu ilçede, ancak ön planda olan hep olumsuz gelişmelerdi. Neukölln Belediye Başkanı Heinz Buschkowski'yle oturduk 'Campus Rütli' projesini konuştuk. Bunun iyi proje olacağı görüşünde birleştik. Bu projeyle olumlu ve önemli gelişmeler kaydedileceğine inandık. Böyle bir projeyi diğer ilçelerin ve başka kentlerin de örnek alabileceklerini düşündük. Bana himayeme alma ricasında bulunuldu. Hiç tereddüt etmeden bunu üstlendim. Çünkü ben bu alanda olumlu yönde değişiklikler istiyorum ve bunun gerçekleşeceğine de inanıyorum. Böyle bir katkıda bulunmak benim için çok doğaldı ve öyle de hareket ettim.

Christina Rau, “Son dönemlerde sık sık öğrencilerle biraraya geldiniz. Ne gibi kişisel tecrübeleriniz oldu?” sorumu da şöyle yanıtlamıştı: Her öğrenci gibi Berlin'deki okullardaki öğrencilerin de okulu bir şans değil, bir yük olarak algıladıklarına tanık oldum. Derslerin bittiğine sevindiklerini gördüm. Ama bu, hemen hemen bütün öğrenciler için geçerlidir. Bunun yerli-yabancı ile ilişkisi yoktur. Çocuklar kendi sevdikleri şeyleri yapmak istiyorlar. Benim arzum, çocukların okulu bir yaşam alanı olarak görmesidir. Hem eğitim görmeleri hem de orada başka şeyleri de öğrenmeleri. O nedenle çocuk ve gençlere okul ve ona ait alanlarda başka imkanlar da tanınmalı. Karşılaştığım çocuklar benim çocuklarımın gittikleri okullardaki çocuklardan farklı değildi. Hepsinin sevinçleri, endişeleri tedirginlikleri ve yaşam zevkleri aynı. Göçmen kökenli çocuklar da bizim çocuklarımız. Diğerleri gibi onların da geleceği yapacakları iyi bir eğitime bağlı. Bunun için hep birlikte çaba göstermeliyiz. Onlara hep birlikte sahip çıkmalıyız.

“Campus Rütli' çok yönlü bir proje. Aileler buna nasıl yaklaşıyor?” soruma da, “Evet, bu 'Campus' yalnız çocuklara dönük değil. Çocuk yuvasından başlayıp, ailelere dönük de etkinlikler yapılmaya başlandı bile. Küçük yaştan itibaren olumsuz gelişmelerle büyüyen çocukların ilerde şansları da az olacağı bilinmektedir. Bizim hedefimiz, çocukların ve gençlerin güçlü olduğu yönleri kendileri veya okuldaki eğitimciler tarafından zamanında saptanmasıdır. Yalnız tedrisat çerçevesindeki derslerde başarı veya başarısızlık değil, bu çocuk ve gençlerin başka alanlara duydukları ilgi ve başarıları da zamanında belirlenmelidir. Onların hangi alanda desteğe ihtiyaçları olduğu saptanıp ona göre destek verilmeli. Kabiliyetli oldukları alanlarda destek verilmeli ve o tarafa yönlendirilmeli. Şayet çocukların Almanya'da bir şansa sahip olmaları isteniyorsa, ebeveynler onların küçük yaştan itibaren Almanca öğrenmelerine özen göstermeliler. Yeterli düzeyde Almanca bilmeyen ebeveynlerin de aynı 'Campus'de Almanca öğrenmeleri yararlı olur. Bu okullarda çocuklara istendikleri hissi verilmeli. Ebeveynler de çocukların bu toplumun bir parçası olduğunu görmeli ve ona göre hareket etmeliler. Yalnız devlet değil, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) da bu çocukların geleceklerini şekillendirmek için yakın ilgi göstermeliler. Ben velilerin sıkı işbirliği yaptığını görüyorum. Bu  sevindiricidir. Bu önemli bir adımdır. Velilerin birlikte çalışması önemlidir” yanıtını vermişti.

Christina Rau: Bunlar bizim çocuklarımız

“Göçmen kökenli öğretmen sayısının artırılması önerisini nasıl buluyorsunuz?” soruma da şu yanıtı vermişti: Böyle bir öneri yerindedir. Bu sadece öneri olarak kalmamalı, hayata da geçirilmelidir. Şu anda bazı gelişmeler var bu alanda. Göçmen kökenlilerin öğretmen olmalarını destekleyen vakıflar var. Bu mesleğe yönlendirmeler var. Okullarda göçmen kökenli öğretmen sayısının artırılmasının sayısız yararı vardır.

Christina Rau, “Gençlik ve şiddetin ağırlıklı olarak gündeme getirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorumu da şöyle yanıtlamıştı: Herhangi bir konunun bu denli önplana çıkarılması beni kızdırıyor hep. Çok öfkelendiriyor beni bu gibi yaklaşımlar. Varolan bir sorunun çözümü için yöntemler aranmalı. Eğitim yoluyla uyum bizim hedefimizdir. Buna ağırlık vermeliyiz. Kaba kuvvetle değil, kafa gücüyle bir yere gelmenin önemli olduğu anlatılmalı gençlere ve çocuklara. Biz arzuladığımız değişikliklere nasıl ulaşabileceğimiz konusunda kafa yormalıyız. Uyum insanların kendi kökenlerinden, kimliklerinden, kültürlerinden feragat etmeleri anlamına gelmez. Uyum, asimilasyon değildir. Önemli olan bu toplumun bir parçası olarak burada yaşamaktır. Tabii yasalara saygılı bir biçimde.

Çocuklarım da onlarlaydı

3 yetişkin evlat annesi olan Christina Rau, “Sizin çocuklarınız da göçmen kökenli çocukların yoğun olduğu okullarda okudular. Ne gibi tecrübeleriniz oldu?” soruma da, “Bizim çocukların Kuzey Ren Vestfalya'da  (NRW) gittiği ilkokuldaki göçmen kökenli çocukların oranı yüzde 80 civarındaydı. Bizim çocuklar bunu çok doğal buldu. Bu onlar için çok normaldi. Kendilerine şimdi sorduğumda o günlerin kendileri için bir zenginlik olduğunu söylerler hep. Farklı dini bayramlara ve sınıf gezilerine hep birlikte katıldılar. Onlar birbirlerine karşılıklı olarak hep saygılı davrandılar. Benim de o dönemde Türk velilerle hep iyi ilişkilerim oldu” yanıtını vermişti.

Solingen'de aşırı sağcı Neonaziler tarafından evleri kundaklanan ve ailenin 5 ferdini yitiren Genç ailesiyle ilişkilerini hala sürdürdüğünü bildiğim Christina Rau, “Genç ailesiyle hep sıkı ilişkilerimiz oldu. Böyle korkunç bir olay bir daha asla yaşanmasın. Bu aile beni her zaman çok etkiledi. Onlara hayranlık duydum barış çağrıları için. Politik kariyerinde bir dönüm noktasıydı eşim için. O olaydan sonra 'hala politika yapmanın bir anlamı var mı?' diye düşündü. Güçlüklerin üstesinden gelmek ve umudunu kaybetmemek için politikaya devam etti” demişti.

Evet “Rütli-Schule” verilen destek ve fahri olarak gösterilen yoğun angajman sayesinde “örnek okul” haline geldi. Lise ilk mezunlarını bile çoktan verdi.

 

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı