"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Christian Ude’yi tanımak

“BEN Münih’te de halkın arasına karışırım, onlarla birlikte çarşılarda gezerim.

Otobüse, bisiklete, metroya binerim. Gittiğim yerlerde karşılanmayı, protokol yapılmasını istemem. İstanbul’u çok seviyorum. Yılda en az iki kere gelirim. Şişli Belediye Başkanı Sayın Mustafa Sarıgül çok iyi dostumdur. Kendisini din ve dil ayırımı yapmadan herkes sever. Bana yardımcı oldu. Tunceli Pülümür’de bir de Kültür Evi yaptırdım. Zaman zaman orayı ziyaret ederim. Şimdi Münih Havalimanı’nda çalışan işçi kardeşlerimizin aralarında topladıkları 100 bin Euro’yu teslim etmeye geldik. Zamanımız olmadığı için bu çeki Sayın Sarıgül aracılığı ile göndereceğiz.” (Bu para Şişli Belediyesi’nin yaptıracağı öğretmenevinin harcamalarında kullanılacak.)
Bu sözleri Münih Belediye Başkanı Christian Ude söylüyor.
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün konuğu olarak üç günlüğüne İstanbul’a gelen Ude, Hasköy’deki Protestan kilisesindeki ayine katıldı, Şişli Belediyesi tarafından restore edilen Surp Krikor Lusavoric Ermeni Kilisesi’nin açılışını yaptı. 580 yıl önce yapılan bir Ermeni kilisesinin İstanbul’da olmasına şaşırdığını söyleyen Ude, Sarıgül’ü özellikle kutlamak istediğini söyledi.
Kendine özgün bir siyasetçi olan Ude, dört dönemin sonunda artık aday olmayacak. SPD, bu dönem kendisini Hıristiyan demokratların ağırlıklı olduğu Bavyera Eyaleti’nde başbakanlığa hazırlıyor. Ude, Almanya’nın en güçlü, renkli ve sevilen bir politikacısı... Türkiye’ye özel bir ilgisi var; bu sevgisi 1972’lerden başlıyor. Ta o yıllarda Pülümür’e kurt avı (öldürmüyor) için geliyor. Genç bir avukat iken ‘çöpçü’ olarak Münih’e gelen Türk işçilerine sahip çıkmış hep.
Ude, “Ben Münihliyim” yazılı rozeti taktığında Sarıgül kendisine “Siyasi akrabayız” dedi. Ude, kendinden sonraki adayı da getirmiş... Bizdeki gibi ne çekişme var, ne entrika... Parti içi mücadele diye bir şey yok; çalışmalarını iktidara karşı yürütüyorlar.

AB SÜRECİ YAŞANACAK

Ude, AB için ne diyor; özet olarak şunu söyledi:
“AB süreci yaşanacak ve süreç içinde Türkiye’nin aday olup olmadığı ortaya çıkacaktır... Bunun cevabını da demokrasi, adalet, ifade ve basın özgürlüğü verecektir. Olumlu karar bekleyenler, AB’ye gerekli baskıları yapmayı sürdüreceklerdir.”
Almanya’nın Münih Havalimanı çalışanları, depremde yıkılan Van Öğretmenevi’nin yeniden inşa edilmesi için Şişli Belediyesi’ne 100 bin Euro bağışta bulundu. Ude’nin İstanbul gezisine Münih Havaalanı yöneticisi Rudolf Strehle, işçi temsilcileri Vahdet Kızılkaya, Maria Schwab, Hayri Kayar, Orhan Kurtulan ve Münih Belediye Meclisi üyesi Yaşar Fincan (SPD) katıldı.
Bu arada, Bahçeşehir Üniversitesi Vakfı Başkanı Enver Yücel, “Berlin’de değil, Münih’e de fakülte açabilirsin” diyen Ude’ye, ABD’’li gazeteci Clarence K. Streit’in 1920’deki Türkiye gezisinde yazılarından derlenen ‘Bilinmeyen Türkler’ kitabını hediye etti.

Hantal devlet vergi çeker

HALKIN elektrik faturalarından gasp edilen para ile saltanat süren devlet televizyonu TRT, Viyana Filarmoni’nin yayınını, bu yıl kim bilir ne kadar fazla para verip yayın hakkını özel bir kanaldan kapmıştı.
Payanda liboşlar her ne kadar mevcut iktidarın ekonomik politikalarına “liberal” yaftası vursalar da, kupanın ismini özel sektör bankasından alıp devlet bankası Ziraat yapan, Süper Ligin isim hakkını özel sektörden alıp devletin Spor Toto’suna veren, özel havayollarının payını haksız rekabetle kapmak için Anadolu Jet’i kuran haksız rekabetçi zihniyetin “liberal ekonomi” ile alakası yoktur.
Halkımız hala farkında değil ama bütün bu uygulamalar, hantal devleti daha da büyütmekte, doyurmak için de yüksek vergi ihtiyacını devamlı artırmaktadır.
Hantal devlet eken, yüksek vergi biçer.
C.T.

Ve Angus çiftliği valilikçe yıkılıyor

VE nihayet Çorlu-Ereğli arasındaki ‘ünlü’ Angus çiftliğinin yıkılma kararı alındı. 6 adet ahır, yem deposu, kantar binası, iki adet su deposu, kazan dairesi, bakıcıevi, idari bina ve çevre duvarlarının yıkılacak.
Bu önemli kararı, Tekirdağ İl Özel İdaresi Encümen aldı.
Hafta sonu Çorlu’da Angus’un yaydığı koku nedeniyle bir eylem yapıldı. Eyleme milletvekilleri Emre Köprülü (CHP) ve Bülent Belen katılırken, Çorlulu üçüncü vekil AKP’li Özlem Yemişçi’yi gözler aradı.
Peki, bu karar ne zaman ve kimler tarafından uygulanacak?
Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek’in gerekli talimatı Marmara Ereğli Kaymakamı İrfan Demiröz’e verdikten sonra yıkım işleminin başlayacağı bildiriliyor.

Tevhid-i Tedrisat sizlere ömür!...

EĞİTİMİN amacı çocuğu korumak ve geliştirmektir. Dolayısıyla zorunlu eğitimin süresinin artması doğrudur. Acaba öyle mi?
Eğitim İş Genel Başkanı Veli Demir “Ancak” diyor:
“Siyasal iktidarın amacı öğrencileri korumak ve geliştirmek değil, 28 Şubatla hesaplaşma adına, kesintili eğitimin ikinci 4 yılını İmam Hatip Liselerine bağlamaktır. Hazırlanan bu yasa teklifiyle amaçlanan öğrencileri cemaatlerin ve tarikatların kucağına iterek, tüm okulları medreseye dönüştürmektir. Uygulama ile Tevhid-i Tedrisat ortadan kaldırılarak, tekrar ikili eğitim sistemine dönülecektir.”
Bakanlık bunlara henüz yanıt vermiş değil.

Çin mallarının kullanımı artarken refah artar mı

MALİ müşavir Bülent Soylan’la konuşurken çarpıcı bir noktayı gündeme getirdi: Peki, bir ülkenin refahı arttıkça kullandığı malların kalitesi daha yukarı tırmanmaz mı?
O zaman kişi başına geliri giderek yükseliyor denen memleketimizde neden “kalitesiz” mala her yıl daha fazla yönelinmektedir?
Neden esnaf ve sanatkarımız “Ucuz Çin malları yüzünden batıyoruz”, yani “halk artık bunu kullanmayı tercih ediyor” der?
Halkımızın tamahkarlığının artışından mı, yoksa geniş bir kesimin giderek daha ucuz ve kalitesiz mal almak zorunda kalmasından mı?
İstatistiklerde bir ülke halkının gelir seviyesi hızla yükselirken, “kalitesi düşük ama olsun, fiyatı kesemize uygun ya” diye piyasayı bu tür malların istila etmesini açıklayabilecek biri var mı?
Söyleyin, piyasa giderek kalitesiz mala yöneliyorsa, halkın refahı ne tarafa gidiyor demektir?”
X