"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

CHP'nin yazar kasalı niyet mektubu

<B>SİYASİ </B>tarihimize <B>‘‘Yazar kasa eylemcisi’’</B> olarak geçen <B>Ahmet Çakmak</B> <B> </B>Cumhuriyet Halk Partisi'ne davet edilmiş. Önceki gün CHP Genel Merkezi'nden katılacağı duyuruldu, ancak dün <B>Çakmak </B>şart ileri sürünce katılım töreni yapılamadı.

Bana göre bu davet, ‘‘yeni’’ CHP'nin ‘‘niyet mektubudur’’.

YANLIŞ ANLAMAYIN

Sakın bu ‘‘iltihakı’’ öveceğimi sanmayın.

Tam aksine, CHP'yi eleştireceğim.

Hem de biraz ağır biçimde.

Siyasi tarihimize ‘‘Yazar kasa eylemcisi’’ olarak geçen Ahmet Çakmak'la ilgili bu yazıyı aslında daha o günlerde yazmalıydım.

Ama bazen ‘‘popülizm dalgaları’’ öyle yükseliyor ki, o tsunaminin altında kalmaktan siz de ürküyorsunuz.

Herkes Ahmet Çakmak'ı, Başbakanlık önünde bekleyip, Ecevit'in önüne yazar kasayı fırlattığı an tanıdı.

Ben böyle ‘‘spektaküler’’ eylemlerde, hemen biraz geriye gidip, o eylemcinin geçmiş kariyerine bakarım.

Neydi Çakmak'ın sorunu?

Ekonomik kriz onu vurmuş ve iş yapamaz hale gelmişti.

Yani bir ‘‘kriz mağduruydu’’.

Oysa ben biraz geriye gidip araştırınca, o kriz mağdurunun yerine başka bir kimlik buldum.

Fransızların ‘‘rate’’, Anglosaksonların ‘‘looser’’ dedikleri türden bir insan.

Yani hayatında ‘‘her şeyi ıskalamış’’, tuttuğu hiçbir işi başaramamış bir insan.

Kariyer sicili şöyleydi:

O güne kadar girdiği bütün işleri batırmış. Kredi alıp dükkán açmış işletememiş.

HER İŞİ BATIRMIŞ

Babasının parasını tüketmiş.

Yani ekonominin en canlı günlerinde bile işini yürütememiş bir insan.

Anlayacağınız ‘‘iş yapma kabiliyeti’’ yok.

Normaldir.

Bazı insanların iş yönetebilme, para kazanabilme kabiliyeti yoktur.

Ama siz bütün bu acemi ve beceriksiz iş mazisini, başbakanın ayaklarına fırlattığınız bir yazar kasa ile ibra etmeye kalkarsanız, herkese haksızlık etmiş olursunuz.

O günlerde, eylemin parlaklığı yüzünden hiçbirimiz Ahmet Çakmak'ın iş mazisine bakma ihtiyacı duymadık.

İtiraf edelim yanlış yaptık.

Bakın şimdi o yanlış, yükselme iddiasındaki bir siyasi harekette yer kapmaya kadar uzandı.

Hiç merak etmeyin, ‘‘yaptıkları, yapacaklarının teminatı’’ ise, o işi de beceremeyecek.

Ama benim meselem onunla değil.

CHP ile.

Deniz Baykal bir süredir, yeni bir zihniyetle yürüyor.

Halk bunu nasıl algılayacaktır bilmiyorum.

Ama ben, uzun yıllardır sol kanatta aradığım bazı özellikleri bulmaya başlamıştım.

Ta ki, o sembolik yazar kasa, CHP üye defterine atılıncaya kadar.

DENKLEMİ KIRMAK

Bu sembolden medet umuyorsak, o zaman Türk popülizm tarihinin o kadar ağır eleştirdiğimiz eski temsilcilerine çok haksızlık etmişiz demektir.

CHP üyeliği elbette herkese açıktır.

Yazar kasacı gelip üye olmak isterse, elbette üye yapılır.

Ama siz böyle bir sembolü, ala ile vala ile partiye üye yapmaya kalkar, bunu yeni CHP'nin anlamlı transferi olarak sunmaya çalışırsanız, işin rengi değişir.

Çünkü o zaman bu üyelik, CHP'nin ‘‘niyet mektubu’’ haline gelir.

Ben de bu mektubu okuduğum zaman, iyi bir niyet görmüyorum.

Günlerdir, siyasetin, siyasetçinin profilinin yükseltilmesi, ‘‘Demokrasi eşittir Enis Öksüz’’ denkleminin bozulması gerektiğini yazıyoruz.

Söyler misiniz, beceriksiz bir iş mazisini, bir yazar kasa ile siyasi ikbale tahvil etmeye çalışan birini böyle üyeliğe davet edenler bu çarpık denklemi düzeltebilir mi?

HANGİSİ

Ben Türkiye'de siyasi hareketinin başına ‘‘yeni’’ sıfatını ekleyen herkesten, gerçekten yeni siyasi davranışlar ve zihniyet bekleyenlerdenim.

Yeni bir ‘‘Anadolu solu’’ iddiası ile yürüyüşe başlayan Baykal'ın yazar kasa eylemi de önümüzde.

Avrupa'nın yeni liderlerine bakıyorum.

Acaba hangisi böyle sembollerden medet ummuştur?

Tony Blair mi?

Schröder mi?

O ülkelerde bir yazar kasa fırlatılarak mazi silinemiyor.

Çünkü tarih hafızası ve gelecek bilinci çok yüksektir.
X