Gündem Haberleri

    CHP'nin parti yönetimine ilk kez altı genç girdi

    Şehriban OĞHAN / soghan@hurriyet.com.tr/Fotoğraf: Levent ARSLAN
    29.07.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Henüz yirmili yaşlarda ama her biri neredeyse on yıldır siyasetin tozunu soluyor. Zira hepsi gençlik kollarından mezun. Hayata sınıf başkanlığı, öğrenci birliği başkanlığı gibi sıfatlarla başlamaları liderlik potansiyeline haiz oldukları duygusu yaratıyor. Aldıkları eğitim çakralarının yalnız Türkiye’ye değil, dünyaya da açık olduğunu kanıtlıyor. Geçmişe hassas bir dille dokunuyorlar, ama özeleştiri yapmaktan çekinmiyorlar. CHP’nin üst karar organı Parti Meclisi’ne giren altı genç siyaset sahnesine iniyor.

    ONURSAL ADIGÜZEL (27): Herkesin oğluna ‘Onur’ ismini koyduğu günlerde aykırı babasının yakıştırdığı ismini çok seviyor. Hedefi ‘onursal başkan’ olmak olmasa da bu çağrışımla akılda kalmanın keyfini çıkarıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu. Endüstri mühendisi. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’ndeki yüksek lisansı sürüyor. Aynı zamanda çalışıyor, medikal malzemeyle uğraşan bir şirketin ortağı. Malatyalı. Çocukluğu denilince aklına, köy enstitüsünün ilk mezunlarından dedesinin kayısı bahçeleri ile annesinin de öğretmenlik yaptığı okulu geliyor. Memleketinden üniversiteyi kazanınca ayrılıyor. Kendisinden üç yıl sonra kardeşi de İstanbul’da bir üniversite kazanınca aile İstanbul’a taşınıyor. CHP üyeliği kağıt üstünde 2008. Ama CHP’de çalışmaya, babasının da parti yöneticiliği yaptığı Malatya’da, lise yıllarındayken başlıyor. Parti Meclisi üyesi olması en çok, partisine küskünlüğüne Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığıyla son veren babasını sevindiriyor.

    UMUT AKDOĞAN (26): Ankaralı. Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nde iki yıl okuyup hukuk fakültesine geçiş yapmış. Bir ay sonra Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olacak. Babasını üç yaşında kaybedince sendikacı amcasını rol model seçmiş. Ailesini "hepsi siyaset emekçisi, kökten sosyal demokrat" diye tanımlıyor. "Biz siyasete sınıf başkanlığı kampanyalarıyla başladık. Hep sınıf başkanıydım, hiç sekmezdi" derken, 13 yaşında dersaneden kaçıp gittiği Abdi İpekçi Parkı’ndaki CHP mitingini hatırlıyor. 18 yaşına girmeyi ehliyet almaktan ziyade aktif siyasete atılmak için beklemiş. 2002’den bu yana CHP’nin gençlik kollarında çalışıyor. Uzmanlığı olan sandık ve seçim hukuku eğitimini vermek için şehir şehir geziyor. Kariyer planlamasını Meclis Başkanı olma hedefi üzerine kuruyor.

     GÜL ÇİFTÇİ (27): Ailesi siyasete bulaşmamış tek kişi. O da Umut Akdoğan gibi Ankaralı. O da sınıf başkanlığı kültüründen gelenlerden. O da hukukçu. Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Dört yıldır avukatlık yapıyor. Kendi ofisi var. Avukat olmasının da siyasetçi olmasının da nedeni, haksızlık ve adaletsizliklerle mücadele etmeye karar verdiği lise yıllarına dayanıyor. Hukuk fakültesine kaydını yaptırdığı sabahın ikindisinde CHP Çankaya ilçe örgütüne üye oluyor. Türkiye’nin ilk kadın Adalet Bakanı olmak istiyor.

    SEVNUR YILDIRIM (26): 60 kişilik CHP Parti Meclisi’nin en genç üyesi sıfatını bir aylık farkla kazanmış. Umut Akdoğan’dan bir ay küçük. Aslen Sivaslı. İstanbul’da yaşıyor. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi kamu yönetimi mezunu. Kadıköy Belediyesi’nde çalışıyor. Sendikacı bir aileden geliyor. O da reşit olmadan siyasete bulaşıyor. Babası 18 yaşını doldurmasını beklerken, Grup Kızılırmak’ın sahne aldığı, sendikanın bir toplantısında halay çekerken kararını veriyor. 2004’den beri resmen CHP’li. Beş kardeşin siyasetle ilgili tek üyesi.

    CHPnin parti yönetimine ilk kez altı genç girdi

    EKREM KEREM OKTAY (29)- Ermeni soykırımı inkar yasasının oylaması için gittiği Fransa’da Azrail’le savaşını kazandı ve Parti Meclisi’ne üçüncü kez seçildi. Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu. Bilkent’te, 10 yıl öğrenci konseyini yöneten grubun başkanını devirmesiyle tanınıyor. Avrupa Komisyonu’ndan Jean Monnet bursu aldı, Hollanda’da Avrupa Birliği hukuku yüksek lisansı yaptı. Türkiye Ekonomi ve Politika Araştırmaları Vakfı’nda (TEPAV) analist. TOBB’da danışman.

     GÖKÇE PİŞKİN (26)- ODTÜ Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler mezunu. Sanal alemde kendisini "Dünyalı, genç, düşünür&kaşınır, globetrotter, social demokrat ve şimdi CHP PM üyesi" sözleriyle tanımlıyor. CHP Gençlik örgütünün Avrupalı Genç Sosyalistler’e (ECOSY) üye olmasında etkin rol oynadı. Adanalı. Siyasete ilgisi babasından geliyor ancak PM üyesi olmasının mutluluğunu ne yazık ki babasıyla paylaşamadı.

     GÜL ÇİFTÇİ- Eksiklerimiz olduğu aldığımız seçim sonucundan belliydi. Demek ki herkese yeteri kadar dokunulmamıştı. Biz politikalarımızı herkese anlatmaya geldik. Genel başkanımız gençlere ve kadınlara çok önem veriyor. Bakış açımızı büyüklerimizin deneyimleriyle harmanlayacağız.

    UMUT AKDOĞAN- Genel başkanımız 81 ilde miting yaptı. Bazısında 200 bin kişi vardı; bazısında 2000. Ama her yere gitti. İşte yeni CHP budur. Herkese dokunan, temas eden, konuşabilen, temel duyarlılıkları, aynı anda kırmızı çizgileri olan ama kırmızı çizgilerin dışını da görebilen. Orayı görmezseniz büyüyemezsiniz. CHP’nin dokunma problemi var mıydı bilmiyorum ama artık yok onu söyleyebilirim. Sorunlara da artık miyop bakılmıyor. Kürt sorunundan dış politikaya kadar Türkiye’nin temel meseleleri her noktada tartışılıyor. İki yılda 116 proje ortaya kondu. Bize partinin dinamik unsurları olarak vatandaşın hayrını görebileceği bu projeleri geliştirmek ve sadece üniversitelerde değil kıraathanelerde, tarlada, sokakta, sanayide her yerde anlatmak düşüyor. Sadece öğrenciler değil asgari ücretin yarısına, sigortasız, merdiven altında çalışanlar da bizi ilgilendiriyor. Toplumun her kesimine dokunacağız.

    ONURSAL ADIGÜZEL- Dokunma problemi kalktı ama bir de örgütlerin biraraya gelip sinerji oluşturması gerekiyordu. İç kavgalarından arınmış ve artık tam anlamıyla yüzünü sahaya dönmüş bir CHP var.

    UMUT AKDOĞAN: Şöyle bir pozisyona da düşmek istemeyiz: Deniz Baykal dönemi kötüydü, yeni dönem iyi. Hayır böyle birşey yok. Biz bunları söylerken, örneğin 1 Mart tezkeresinde CHP’nin duruşunu inkar edemeyiz. Sadece basit özeleştiriler yapıyoruz. Mesela Ankara’dan Çankırı 130 kilometre. CHP Çankırı’da miting yapmamış. Çok ideolojik, derinlikli tartışmalara girmeye gerek kalmadan ‘Ya kardeşim niye kimse 130 kilometre ötedeki bu yere gitmedi’ diyebileceğimiz bir sistem. Kalkıp oraya gitmezseniz oradan oy alamazsınız. Peki biz gittik de ne oldu; çok mu oy aldık. Hayır, ama bir daha, bir daha gideceğiz. Bence genel başkan değiştiğinden bu yana yıkılan en önemli tabu bu.

    SÜREKLİ KONUŞAN SİYASETÇİ PROFİLİ OUT

    GÜL ÇİFTÇİ: Umut sadece biziz diyemeyiz. CHP’nin umutlarından bir tanesi biziz.

    UMUT AKDOĞAN- Genel başkan ‘CHP hem çınardır, hem filizdir’ diyor ya; bizleri ‘filiz umut’ olarak nitelendirebilirsiniz. Genç KPSS’ye girmiş umudu kırılmış, sütten zehirlenmiş umudu kırılmış, sınavı kazanmış ama atanamamış umudu kırılmış. Ahmet Arif’in şiirindeki gibi "kendini yıkan, öyle mahsun, öyle garip bakan" ne kadar insan varsa, hedef kitlemiz onlar. Bizim sözümüzü tutacağımızı lisan-ı münasiple anlatmamız gerekiyor. Ama 50 kelime konuşuyorsak 50 kelime dinleyerek. Sürekli konuşan siyasetçi profili olmayacak. Adam sizden başka birşey bekliyor, siz başka bir şey anlatıyorsunuz; yeni siyaset anlayışında bu yok.

    GÜL ÇİFTÇİ: Bu ülkede yapılan haksızlık ve hukuksuzluklardan ilk başta etkilenen gençler oluyor. Dolayısıyla Başbakan’ın "Harçları kaldıracağım" demesi heyecan ve umut yaratmadı.

    ONURSAL ADIGÜZEL: Empati yapabilmeli siyasetçi. Çünkü siyaset algıların da doğru yönetilebildiği bir mecra. Gençlerin bütünlüklü çözümlere ihtiyaçları var. Harçların kaldırılması tek başına yeterli değil. 2004’de İstanbul’a geldiğimde aylık Akbil almak kolaydı, şimdi fiyatı alamayacak kadar arttı. Keza barınma sorunları sürüyor.

    GÜL ÇİFTÇİ- Bunlar ailesinden uzakta yaşayan, kendi ayakları üstünde durmaya çalışan genç arkadaşların hayatlarına inanılmaz sekte vuruyor. Ama bence en önemli sorun özgürlük. Üniversitelerde özgürlük yok. Hepsi 18 yaşını geçmiş bireyler. Üniversitede şenliğe gidiyorsam orada alkol kullanıp kullanmayacağıma kendim karar vermeliyim. Bu yasakla olmamalı.

    ONURSAL ADIGÜZEL- En başta gençler kendilerini ifade edemiyorlar. 771 tutuklu öğrenci var.

    GÜL ÇİFTÇİ- Nerede bir hak arasanız, orada terör örgütü kurmakla suçlanıyorsunuz. Biz buna dur demek istiyoruz. Öğrenciler parasız eğitim istediler diye tutuklu kaldılar.

    UMUT AKDOĞAN- Gençler yumurta da atabilir ama o kadar tahammülsüz bir ortam var ki. Hukukta ‘elverişli suç aleti olması gerekir’ der. Yumurta şiddet için elverişli değildir, insanın canını bile acıtmaz, sadece üstünü kirletir. Bir protesto yöntemi olduğu açık. Gençlerin şiddetten uzak kalmak istediklerini anlatan en güzel yoldur. Hopa davasını izlemeye gittik. İçeride yargılanan her arkadaşımıza karşılık dışarıda neredeyse bin kişi vardı. Bu beni çok umutlandırdı. Bizi bir adım öne çıkaracak olan CHP’nin doğrularıdır. Söyleyecek sözünüz, bilişimi ne için, nasıl kullanacağınız çok önemli.

     HER SOLCUNUN ANNESİ BİRAZ FAZLA DÜŞÜNÜR ÇOCUĞUNU

    GÜL ÇİFTÇİ- Türkiye’de sol bakış açısının eksik olduğunu ve buna ihtiyaç olduğunu görüyoruz.

    UMUT AKDOĞAN: Solcu olmak zordur. Hep öcü gibi gösterildi çünkü. Zindan, işkence demek oldu. Aman bakın oraya giderseniz başınıza bu işler gelir dendi. Bunlar klişe gibi gelebilir ama yaşandı. Aileler de bir süre sonra çocuklarını sakındılar, aman sen bu işlere bulaşma dediler. Benim annemin de hep endişesi oldu. Her solcunun annesi biraz fazla düşünür çocuğunun başına birşey gelip gelmeyeceğini. O çocuk da artık başına birşey gelme ihtimalini göz önünde bulundurmalı. Zorluğu göze almak gerekir; çünkü sonu mutluluktur.

    GÜL ÇİFTÇİ- Bir baba düşünün ki; kızının Hopa davasında tutuksuz yargılanmasına karar verildiği gün, oğlu Odak Dergisi’ne yazı yazdığı için tutuklandı. Bunların ikisi aynı saat diliminde olan şeyler; dolayısıyla ailelerin korkmaları çok normal. Ama biz istiyoruz ki herkes korkusuzca düşündüğünü ifade edebilsin.

    UMUT AKDOĞAN: Sihirli sözcük farkındalık. Siyaset kurumu çok güven kaybetmiş durumda, özellikle gençlerde. Güvenilmediği için farkındalık da yaratılamıyor. Yeni kuşak önce bunu sağlamalı. Kendini dinletme konusunda gençler çok avantajlı. Evet önce "CHP’den bir çocuk gelmiş" diye karşılanıyorsunuz ama iki dakika sonra onu kırabilirsiniz. Ettiğiniz ilk üç laf akılcı geliyorsa, gerisi dikkatle dinleniyor. Hepimiz bu yetkinlikteyiz. İtibar kaybı bize olumsuz yansımıyor.

    GÜL ÇİTFÇİ: Gencecik insan, hayatını bir kenara bırakmış, gelmiş bize birşey anlatıyor diyor.

    ONURSAL ADIGÜZEL: Gençlik kolları bir okul. Örgüt içinde de ‘dünkü çocuk’ olmaktan çıktık. Türkiye’de gitmediğimiz yer kalmadı. Herkese ulaştık. Gençlik kotası olmasaydı da seçilirdik bu koltuklara.

    UMUT AKDOĞAN - "Biz çok mücadele ettik, partiyi ayakta tuttuk, temel değerlerimizi savunduk ama bu partiyi siz iktidar yapacaksınız" diyorlar. Bu bize güç veriyor.

    SEVNUR YILDIRIM- Tek yumruk olacağız çünkü yıkacağımız duvarlar var. Herkes bizi konuşacak buna inanıyorum.

    CHP Parti Meclisi’nin diğer iki genç üyesinden Gökçe Pişkin, röportaj için sözleşildiği gün babasını kaybetti. Kendisine başsağlığı diliyoruz. Bu göreve üçüncü kez seçilen Ekrem Kerem Oktay ise başka bir programı nedeniyle söyleşiye katılamadı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı