Gündem Haberleri

GÜNDEM

    CHP'de adaylar doludizgin

    Hürriyet Haber
    28 Eylül 2000 - 00:00Son Güncelleme : 28 Eylül 2000 - 00:01

    Devrimci alternatifim

    Öymen lehine adaylıktan çekilmesi yolunda baskı gördüğünü savunan Hasan Fehmi Güneş, adaylıkta ısrarlı. Güneş, ‘‘Yarışa çağırdıkları kişiye karşı ‘beni kurtar' diye benden imdat istemesinler’’ dedi.

    Delegeye güveniyorum

    Genel Başkan Altan Öymen, yönetimi süresince genel seçim yaşamadığını ama başarılı sınavlar verdiğini hatırlattı. Öymen şu örnekleri verdi: ‘‘Bilecik'te yüzde 66 aldık. Bir seçim kaybetmedik. 4 yerde kazandık.’’

    Deneylerden etkilendim

    15 ay öncesine göre insan ve siyasetçi olarak değiştiğini kabul eden ve bunun doğal olduğunu belirten Baykal, ‘‘Yaşadığımız deneylerden, kendi iç muhasebelerimizden etkilenerek yeni noktalara gelmiş olabiliriz’’ dedi.

    Muharrem SARIKAYA

    Her kanattan arkadaşla çalışmayı sürdüreceğim

    CHP Genel Başkanı Altan Öymen, kendisini olağanüstü kurultay kararı almaya zorlayan süreci ve kurultay sonrasındaki beklentilerini Hürriyet'e anlattı. Öymen, ‘‘Kurultaydan sonra dikensiz gül bahçesi aramıyorum, her kanattan arkadaşımla çalışmaya devam edeceğim’’ dedi. Öymen, sorulara şöyle yanıt verdi:

    Olağanüstü Kurultay kararını neden aldınız? Bu kararınızın nedeni Deniz Baykal'ı hazırlıksız yakalamak mıydı?

    Öymen: Parti Meclisi'nin az farkla da olsa çoğunluğu bana fiilen güvensizlik oyu verdi. Benim istemim kabul edilmedi. Onun karşısına tamamen aykırı bir durum çıkarıldı. MYK'da uyum bitmişti. Çok önemli bir konuda alınması gereken karar da alınamamıştı. MYK bir bakanlar kurulu gibi iş yapma, çalışma durumundadır. Tartışma, görüş ayrılıkları içinde kalıp, karar alamamak gibi bir zaafa düşmemelidir. Şimdi Genel Başkan'a güvensizlik olayı olacaktı. Ben uyum olmayacağı belli bir PM ile 8-9 ay daha çalışmak zorundaydım. Yani kurultaya götürmenin mensubu ben değilim.

    Olağanüstü kurultay sonrasında arzu ettiğiniz bir Parti Meclisi yapısıyla karşılaşacak mısınız? Karşılaşmazsanız aynı tavrı gösterir misiniz?

    Ben delegenin sağduyusuna güveniyorum. O gün uyuşmazlık ortaya çıktı. Hemen kurultaya gitme yetkimi kullandım. Yönetim kötüdür lafları kendi içimizden gelmeye başladı. Oysa dışarıdan çok iyi gidiyorsunuz deniliyordu.

    Başarısız oldunuz mu?

    Başarının ölçüsü ne? Eğer seçim ise genel seçim görmedim, ama bir seçim oldu. Bilecik'te yüzde 66 aldık. Bir seçim kaybetmedik. 4 yerde kazandık. Yapılan bu seçimde 12 yerin hepsinde girseydik bile diğerlerinden sıfır oy alsaydık gene birinci partiydik. Yüzde 27.4 oranında oy alırdık. Yine birinci parti olurduk.

    Yeterince sert muhalefet yapmadığınız söyleniyor.

    Sertlik denilince kullanılan kelimelerde sert olmak gerekmez. İnsanlara hakaret etmek gerekmez. Bunun yerine göre üslubu vardır. Bu üslubu değiştirecek değilim.

    Kazanacağım diyor musunuz?

    Kazanmak istiyorum, partimizin başlattığı iktidar yürüyüşünü sürdürmek istiyorum.

    Şaban SEVİNÇ

    Pişpirik oynarsa Baykal satranç oynarsa Öymen

    CHP'de kurultaya iki gün kala genel başkan adayları arasındaki perde gerisindeki çekişmeler gün ışığına çıkmaya başladı.

    Altan Öymen lehine adaylıktan çekilmesi istenen Sol Kanadın Genel Başkan Adayı Hasan Fehmi Güneş, ‘‘Ben kimseye meydan okumadım, kimseyi kışkırtmadım. Bunu yapanların, meydan okudukları kişiye karşı, şimdi bana sağınıp imdat istemeye hakkı yoktur’’ dedi.

    CHP kulislerinde dün en çok Cumhuriyet Gazetesi Yazarı İlhan Selçuk'un yazısı konuşuldu. İlhan Selçuk, ‘‘Pişpirik ile satranç’’ başlıklı yazısında üstü örtülü şekilde Sol Kanat Adayı Güneş'e, Deniz Baykal'a karşı Altan Öymen lehinde çekilmesi tavsiyesinde bulundu. Öymen'in kazanmasını isteyen Selçuk, yazısında şöyle yazdı:

    ‘‘...Ancak bu kez kurultayın sonucu büyük çapta Güneş'e bağlı. Güneş, kurultayda pişpirik oynarsa Baykal, Satranç oynarsa Baykal kaybedecek...’’

    Adaylığını açıkladığı günden bu yana Öymen yanlılarınca geri çekilmesi için telkinlerle karşılaşan Güneş, dün Hürriyet'e yaptığı açıklamada Öymen'e eleştiriler yöneltti. Güneş, şöyle dedi:

    ‘‘Piştiyi oynayanlar bugünkü yöneticilerdir. Ben ömrüm boyunca hep satranç oynadım. Sonsuza kadar CHP'nin solcu-devrimci kalmasını savunuyorum. Delegeler devrimci alternatiften yoksun bırakılamaz.

    Bu kurultayı ben çağırmadım, kimseyi de yarışa davet etmedim. Şimdi, yarışa çağırdıkları kişiye karşı, 'Beni kurtar' diye kimsenin benden imdat istemeye hakkı olamaz. Kurultay senaryosu yazılırken bizi yok sayanların şimdi bize iltica etme hakkı olamaz. Geçen kurultayda pişti oynayanlar, bu kurultayda bana satranç oyna diye tavsiyede bulunamazlar. Hiçbir pazarlık yapmam. Ben kimseye meydan okumadım, kimseyi kışkırtmadım. CHP'nin genel başkanını köşe yazarları değil, CHP'nin kurultay delegeleri seçerler.’’

    Sedat ERGİN

    DSP ile CHP'nin ortasını bulmalı

    CHP eski lideri Deniz Baykal kurultay arifesinde Hürriyet'e önemli mesajlar verdi. CHP'nin örgüt modelini eleştirirken ilk kez DSP modelini tümüyle reddetmeyen Baykal, ‘‘İkisinin ortasını bulmak gerek’’ dedi.

    CHP'yi Meclis dışında bırakan 18 Nisan seçimlerinden sonra 15 ayda ‘iç muhasebe’ yaptığını da vurgulayan Baykal'a sorularımız ve verdiği cevaplar şöyle:

    20 Nisan'da Genel Başkanlıktan istifa eden Baykal'la 26 Eylül'deki Baykal arasındaki arada ne fark var?

    Bu soruyu cevaplamak çok güç tabii. Bu yaşayacağımız süreç içinde değerlendirilecek, sergileyeceğimiz tutumlarla görülecektir. Bunun ötesinde bir genel doğal değişimin kaçılmaz olarak yaşanmış olması akla gelebilir. Bugün ve 15 ay önceki arasındaki değişim elbette insan olarak, siyasetçiler olarak yaşadığımız deneylerden, kendi iç muhasebelerimizden etkilenerek yeni noktalara gelmiş olabiliriz. Ben de bir değişim yaşamış olabilirim.

    18 Nisan seçimlerden hemen sonra sizinle yaptığım mülakatta, ‘‘Çok hırçın, çok sert bir siyaset üslubu kullandığım yolundaki değerlendirmeleri dikkate almam gerekiyor, daha dikkatli olmam gerekir herhalde’’ demiştiniz. Burada bir özeleştiri var. Cumartesi günü kurultayda Deniz Baykal bu özeleştiriyi yapmış ve buradan bazı sonuçlar çıkarmış Baykal mı olacak?

    Hafif mizahi bir hava içinde değerlendirmelerim oldu bu konuda. Mimar Sinan Selimiye'yi yaparken küçük bir çocuk caminin etrafında dolaşıyormuş, ‘Bu minare eğri, yatık’ demiş. ‘Bir dakika, çocuk haklı galiba’ demiş Mimar Sinan ve eklemiş, ‘Halatlar getirin, urganlar getirin düzeltelim’. Halatlar gelmiş, ‘Tutun çekelim’ demiş ve sormuş ‘Oldu mu yavrum’, çocuk da ‘Oldu’ demiş. ‘Olacak şey değil, minare iple düzelmez’ demişler Sinan'a. O da, ‘Eğer o çocuğu ikna etmeseydik bu caminin adı eğri cami olurdu. Onun için yapacağız’ demiş. Şimdi, Mimar Sinan'ı daha iyi anlıyorum. Herkes bunu söylüyorsa yok saymak mümkün değil. Sert tartışmanın zamanı vardır, uzlaşmanın, yumuşak üslubun zamanı vardır. Eğer mümkünse siyasi söylemin olabildiğince yumuşak, tatlı, uzlaşmacı bir anlayışla ortaya konması uygun olur. Siyasetçinin kendisi gerginlik nedeni olmamalıdır.

    CHP son seçimde barajın altında kaldı, bu durumda bir dayanışmanın ön plana çıkması beklenirken, parti içi gruplar arasında iktidar mücadelesinin başlaması, CHP tabanının bir kesiminde rahatsızlık konusu.

    CHP'nin yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacı var. 1980 sonrası gelişmeler ne yazık ki CHP'nin sosyal demokrasinin siyaset anlayışını, geniş ölçüde diğer sağ partilerin siyaset anlayışına benzetti. Sanki bir çeşit rodeo gibi bir siyaset anlayışı var. Yani, yabani, henüz eğitilmemiş bir atın üzerinde, iktidarda ne kadar çok duracaksın bir anlayış var. Bu çok sağlıksız. Yani iktidar temel özlemdir. Bizim sosyal demokrasi anlayışımız, siyasette iktidar, toplumu dönüştürmenin bir aracıdır. Ben bu doğrultuda ‘Siyaset anlayışımızı değiştirelim’ çağrısını yapıyorum. Artık parçalanmış, dağılmış, birbiriyle kuşkuyla, nefretle, tepkiyle bakan bir parçalanmış parti yapısından çıkmaları gerekiyor. Bu da ikinci bir temel çağrı.

    Genel başkan olursanız bu tür çekişmelerin bir tarafa bırakılıp, daha kucaklayıcı, daha dayanışmacı bir parti olacağını mı söylüyorsunuz?

    Olması gerekiyor, bu bir ihtiyaç. İki tane model var, birisi DSP'de kendisini gösteren model, parti içinde neyin ne olacağına sadece iki kişi karar verebiliyorlar. Parti organı, parti grubu, hatta üyeliğiyle ilgili ciddi kuşkular ifade ediliyor. Tabii sosyal demokrat partinin öyle bir kişisel, keyfi bir yapılanma içinde işletilmesi uygun bir durum olamaz. Bu bence de doğru değil. Bir başka model de bizde kendisini gösteren model. Her kafadan bir sesin çıktığı, herkesin kendi başına buyruk davrandığı, kimsenin kimseye güvenmediği bir yapı. Bu da olmaz. Bu ikisinin ortasını bulmak gerekiyor.

    Bir başka nokta, siyaseti bölgecilik, etnik, dini, mezhepsel kimlikler temelinde götürmenin bir sosyal demokrat partiye hiç uygun düşmediğini hatırlamak durumundayız.

    Toplumu devletin üstünde tutmak, bu da yeni dönemdeki bakışınız.

    Evet, insan resmiyete kurban edilemez. Daha toplumsal, daha insani, daha sivil bir yaklaşım içinde sosyal demokrasiyi anlama ihtiyacı var.

    Kurultayda şansınızı nasıl görüyorsunuz?

    Bir ilgi, bir heyecan, CHP'yi yeni bir noktaya taşıma arayışı var. Sayın Öymen bu olağanüstü kurultayı toplarken hem genel başkan seçimi, hem de parti yönetici seçimi istedi ve varolan parti meclisini seçime götürdü, onu feshetti. Bir anlamda ‘‘Benimle uyumlu bir parti meclisi verin, vermezseniz ben istifa ederim’’ dedi. Bu partiyi büyük bir açmaza soktu. Yani, CHP kurultayları, Garp Cephesi Kumandanı İsmet İnönü'ye bile öyle onun isteğine uygun parti meclisi vermemiştir. Yani, gelmiş geçmiş genel başkanlarının hepsi kurultayın seçtiği parti meclisiyle çalışmak durumunda olmuştur.

    Resmen aday olmadan çekildi

    CHP'de olaganüstü kurultaya 2 gün kala Prof. Dr. Hurşit Güneş adaylıktan çekildi. Dün CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenleyen Güneş, adaylığını resmen açıklaması beklenirken, tam tersi bir açıklama yaptı ve aday olmayacağını bildirdi. Güneş, bu kurultayın parti örgütü ve kamuoyunca istenmeyen bir mecrada yapıldığını ve partiyi başarısızlığa sürükleyen yaşlı kadroların iç hesaplaşmasına dönüştüğünü belirtti. Güneş de daha önce Mayıs kurultayında aday olacağını açıklayan Ertuğrul Günay gibi, liderlik iddiasını sekiz ay sonra yapılacak kurultaya yönelik olarak sürdüreceğini ifade etti. Kendilerine, ‘‘Genç CHP hareketi’’ adını veren Güneş, ‘‘İl ve ilçe kongrelerinde büyük bir güçle ortaya çıkacak ve partiyi iktidara taşıyacağız’’ dedi. Böylece 30 Eylül Kurultayı'nda dört adayın yarışması kesinleşirken, daha şimdiden bir sonraki kurultay için de iki aday ortaya çıkmış oldu.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı