Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP yönetimi seçim olmamış gibi yola devam edebilir mi?

Her iki seçmenden birinin oyunu alarak seçimi kazanan AK Parti kadrolarına ve Tayyip Erdoğan’a “Aman uzlaşmacı olun, sakın şımarmayın” demek aslında anlamsızdır.

Onların sırtında “ülkeyi yönetme sorumluluğu” bulunduğu için, zafer sarhoşluğuna düşecek zamanı bulamayacaklardır. Yöneticiler gündemi belirleyemez, gündem onların üzerine gelir. Kendi gündemini kendinin belirleyebilmesi lüksüne, sorumluluk taşımayanlar sahiptir.

Ama yönetim sorumluluğu taşımayanların da sorumlulukları vardır bu dünyada.

Seçimi kaybeden partilerin yöneticileri de, en azından zarif davranmak, demokrasinin ve uygarlığın kurallarına uymak zorundadırlar.

Örneğin Amerika’da da, Avrupa’da da seçim kampanyaları kıran kırana geçer. Ancak seçim sonuçlarının belli olduğu akşam, kaybeden lider kazananı arayıp, onu tebrik eder. Evine kapanıp, dünyaya küsmez.

 

Ayıplı tutum

 

CHP Genel Başkanı Baykal, siyasi rakibini arayıp, onu kutlamadı.

Bu da yetmezmiş gibi Baykal’ın takımından Onur Öymen, basına şu açıklamaları yaptı:

- Fındık fiyatlarından dolayı hükümeti eleştiren, sokağa dökülen Giresun gibi bir yerde AKP’nin oylarını artırmasını hiçbir mantık izah edemez… Eğer siyasette mantık dışı unsurlar bu kadar fazla oluyorsa, bu demokrasi açısından düşündürücüdür… AKP’nin oylarının artmasının nedenlerinden birincisi, AKP’nin halkın dini duygularını istismar etmesi. Halk bu yaşadıkları olumsuzluklara rağmen dini unsuru dikkate alarak, bu partiye oy vermeye devam ediyor demektir. İkincisi de demokratik ülkelerde örneği görülmeyen bir şekilde, seçimden önce, çok miktarda halka yiyecek, içecek, kömür dağıtılması, seçim rüşveti olarak kabul ediliyor. Üçüncüsü ise kamu olanaklarını seçimde kullanmasıdır. AKP’nin oylarındaki artışı bu unsurlar kısmen de olsa izah ediyor.

Doğu ve Güneydoğu illerinde yüzde 2-3 gibi oy oranlarına mahkum olan CHP’nin içine düştüğü durumu Baykal ve takımı eğer Onur Öymen’in mantığı ile değerlendireceklerse, bundan sonra da bu partinin geleceğine dönük tüm ümitlerin buharlaşması kaçınılmazdır.

 

Akıl tutulması

 

Bakarsınız partilerinin yeni hanım milletvekillerinden, birkaç tane “Cumhuriyet Mitingi” daha organize etmelerini de isteyebilirler. Hatta seçim sonuçlarının iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne de gidebilirler. Ve hatta bu sonuçları Cumhurbaşkanı Sezer’in veto etmesini de bekleyebilirler.

“Akıl” denilen olgunun en önemli öğesi “uyum”dur. Zamana, gerçeklere, topluma, çevreye uyum, aklın gereğidir.

Eğer siz 22 Temmuz hiç yaşanmamış gibi, 21 Temmuz’daki söyleminizi sürdürüyorsanız, siyasi aklınız topallamaya başlar.

CHP’yi bu acınacak duruma düşüren kadrolara, Neşet Ertaş’ın “Eyvah”ını hep birlikte söylemelerini öneriyorum. Bilmiyorlarsa diye, güfteyi hatırlatayım:

“Kendim ettim kendim buldum kendim ettim kendim buldum

Gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah eyvah ey

Kendim ettim kendim buldum kendim ettim kendim buldum

Gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah eyvah ey

ŞAKA

Cennete ve cehenneme turlar…

Saadet Partisi’nin doğal lideri Necmettin Erbakan seçimden önce“AK Parti’ye oy vermek, cehenneme bilet almaktır” demişti ya. MHP lideri Bahçeli de AK Parti’yi destekleyenleri “Bölücü”, “Hain” ve “Barzani işbirlikçisi” olarak tanımlamıştı.

Star yazarı Şamil Tayyar da, seçim sonuçlarını hatırlatıp, şöyle yazmış köşesinde:

- Toplumun neredeyse yarısı cehenneme koşar adım bilet alan günahkar ve hainler! Üzgünüm, kendi payıma ben de bir günahkarım, cehenneme bir bilet aldım!

Kıssadan hisse- Özellikle siyasetçiler için cennet de cehennem de bu dünyadadır. Kimin nereye gideceğine seçmen karar verir.

 ‘Rejim’ için ortak tanım bulunmalı

Türk-Yunan ilişkilerinin ele alındığı bir açık oturuma katılmak için, yıllar önce Atina’daydım. Konu “Ege”ye kilitlenmişti.

Birden irkildim. Ben bir Türk olarak Ege’den söz ettiğim zaman “deniz”i ele alıyordum. Yunan konuşmacılar ise, “Ege” dedikleri zaman “adalar”dan bahsediyorlardı.

Aynı kavramı farklı biçimde algılamak, sade uluslararası anlaşmazlıkları kronik hale getirmiyor. İç siyasette de buna benzer durumlar çoktur. Bu bakımdan Türk siyasetindeki ve idaresindeki aktörlerin “rejim” kavramı üzerinde bir ortak tanıma varmaları, siyasi gerginlikleri azaltabilir.

X