"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

CHP yargıya gidiyor

KEMAL Unakıtan’nın, Çamlıca’da SİT alanında oğlu için yaptırdığı ikinci villası kaçak çıkmıştı. Unakıtan bunun üzerine "Üsküdar Belediyesi’nin yaptığı planlar Büyükşehir’den geçerse oğlum ve kızımın evi kaçak olmaktan çıkar, çocuklarım rahat eder" demişti.

Bakan bu konuda çözüm yolları arıyordu. Durumu ’kurtarmak’ için danışmanı Tuncay Karartı’yı bu işleri takiple görevlendirmişti.

Bu arada geçen yıl gazetelere yansımayan bir haber öğrenilmişti.

Unakıtan ve eşi geçen yıl beraberlerinde Topkapı’daki geçitler ile park düzenlemesini yapan Biat İnşaat’ın sahibi Şerif Güney ile birlikte Büyükşehir Başkanı Kadir Topbaş’ı ziyaret etmişti.

Ancak AKP’li Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır, Unakatın’ın villalarına ’imar kılıfı’ hazırlama üzere mevzii imar plan tadilatını belediye meclisinden geçirtiyor.

Ancak dosyayı Büyükşehir’e onay için göndermeden, bölge SİT alanı olduğundan Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’na iletiyor. 3’ü YÖK’ten 4’ü Kültür Bakanlığı’ndan atanmış kurul üyelerinin tümü imar değişikliğini onaylıyor.

Bu sırada kurul üyelerinden Ahmet Turgut ve Mehmet Cevahir Türk’ün görevden alınarak yeni oluşturulan 6 numaralı kurula (Şile, Kocaeli, Sakarya) atandıkları yazısı kendilerine tebliğ ediliyor. Bunun üzerine iki üye toplantıyı terkediyorlar.

KARAR NASIL ÇIKACAK?

1/5000’lik planın onayı için dosya Büyükşehir’e gitmeden imar değişikliğine onay veren kurul üyeleri, durumun basında yer almasından sonra telaşlanıyorlar. Hem yasaya aykırı hem de usulsüz olan kararın yazımının önümüzdeki hafta kuruldan nasıl çıkacağı henüz belli değil... Bu durumda ya eski duruma geri dönülecek, ya da dosya bu haliyle Büyükşehir’e onay için gönderilecek. RP, FP ve son olarak AKP’den 12 yıldır Büyükşehir’de Meclis Grup Başkanvekili görevinde bulunan Hüseyin Evliyaoğlu’nun önüne dosya gelince, ’evet’ anlamında elini kaldırıp kaldırmayacağı AKP’li üyelerce şimdiden merak ediliyor. Bakalım, İstanbul’un ’imar efendisi’ bu düzenlemeye ne diyecek?

Kültür Bakanlığı ise, bu ’özel muamele’ye karşın parselle ilgili özel bir işlem yapılmadığını savunurken, CHP grupunun yargıya gideceği bildiriliyor.

İstanbul’a 6 koruma kurulu

YENİ çıkan 5226 sayılı koruma yasası gereğince İstanbul’daki Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üye sayısı 3’ten 6’ya çıkarıldı. Her kurulda 2 YÖK temsilcisinin yanında bir de hukukçu üye bulunacak. Meslek odalarının temsilcileri kurul toplantılarına katılabilecekler.

Eskiden Beyoğlu, Fatih ve Eminönü’yü kapsayan 1 nolu kurul, Beyoğlu, Şişli ve Kağıthane olarak değiştirildi; böylece sur dışındaki ilçeleri kapsar hale getirildi.

Danıştay tarafından satışı durdurulan Galataport projesine muhalefet ettikleri belirtilen Sinan Kılıçoğlu Kadıköy-Adaları oluşturan 5; Cem Eriş ve İhsan Sarı ise surdışı bölgesine bakan 1 nolu kurula verildiler.

GÜNÜN SÖZÜ

"Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir."

(Anonim)

Hayal et ve üret

’BENİM hiç kitabım olmadı. İlk defa bir yabancıyla (sizinle) tanışıyorum. Sizin sayenizde ilk defa bir sinemaya, tiyatroya gittim. Van Gölü’nü görmeye ilk defa siz götürdünüz. (...) Denizi görmek hayalimdi, Mersin’de gördüm. Kadının hakları olduğunu ilk defa öğrendim. (...) 13 yaşındayken beni 50 yaşında bir adamla evlendirmeye kalktılar. Evlenseydim, mutlaka intihar ederdim. Ama mücadele ettim, liseyi bitirdim. (...) Benim için İstanbul’a gitmek hayaldi; ama siz beni Atina’daki gençlik toplantısına götürdünüz."

Bunları, Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği Başkanı Sezai Hazır anlatıyor.

Van, Siirt, Trabzon, Tarsus, Konya, Adana, Mardin, Gölcük ve Bursa gibi kentlerde 16-26 yaş grubu gençler arasında ’Hayata Artı’ Gençlik Fonu’ndan destek alıp projelerini uygulayan gençlerin sayısı bugün 700’e yükselmiş.

Gençler, gelecek için elini taşın altına koyuyorlar. Yereldeki sorunlarına duyarlılık gösterip çözüm üretiyorlar.

Türkiye’de bu yaş grubu içerisinde 8 milyon genç var; bunların genel nüfusa oranı yüzde 11... Avrupa’ya göre en fazla genç nesil; ancak sosyal gelişmişliğine en az kaynak ayıran ülke... Norveç’teki 1.4 milyon olan genç nüfusa ayrılan bütçe yıllık 14 milyon Euro; Türkiye’de ise 3.5 trilyon...

Türkiye’deki gençler homojen bir grup değil... Çoğu lise ve üniversite mezunu ve hemen tümü de işsiz.

Projedeki esas amaç, gençlerin yaşam kalitesini artırmak, başka bir deyişle ’hayata artı’ katacak projelerde görev almaları... Ve kendilerine güvenip ’hayal kurma’, ’geleceklerine sahip çıkma’, ’tükettikleri topluma katkı verme’ ve ’sorumluluk üstlenme’ gibi konularda sosyal sorumluluk bilinci aşılamak. Bu nedenle esas olarak kültür, sanat, eğitim ve çevre konularında eğitim veriliyor kendilerine...

Mardin bir turizm kenti olmasına karşın kokartlı bir rehber yokmuş.

Bu projeyle birlikte 40 gence rehberlik; Tarsus’ta 3000 lise öğrencisine cinsellik ve sağlık eğitimi; Konya’da holiganizme karşı tiyatroyla ’fairplay’ eğitimi veriliyor. Adana’nın 12 köyün halkı, Aziz Nesin öykülerinden derlenen bir oyunla ilk defa tiyatroyla tanışıyor.

Bursa’da ise gençler atık pillerle ilgili bilinçlendiriliyor. Siirt’in fakir bir mahallesinde açılan bir kütüphanede, 450 gence lise ve üniversitelere hazırlık kursları veriliyor.

Bütün bu projeler, orada yaşayan gençler tarafından gönüllü olarak uygulanıyor.

GENÇLERE ÇAĞRI

Kurulacak barış köprüleriyle güvensizlik ve önyargılardan arındırılmayı amaç edindiklerini söyleyen projenin uygulayıcısı Sezai Hazır, "Türkiye’nin geleceği dediğimiz bu gençlere, bugünden yatırım yapmak gerek. Biz kendi kentlerinde hayalleri olan, bir şeyler yapmak isteyen gençlere yol göstererek, proje yazma konusunda eğitim verip kaynak sağlıyoruz. Bunun için 24 Mart’a kadar başvurabilirler. www.hayataarti.org sitesi ve derneğin 0212-275 74 36
no’lu telefondan bilgi alınabilir" diyor.

Yine OSB, yine rant

RİZE’nin Kalkandere İlçesi’nin Aksu Mahallesi sakinleri adına bir mektup gönderen Celal Yıldırım, "100 haneden oluşan mahalle sakinlerimizin tek geçim kaynağının fındık, mısır ve yaş çay üretimi olduğunu, hayvancılık da yaptıklarını" belirterek başlarına çarpan ’milli piyango’ya isyan ediyor:

"2000 yılında Rize Valiliği ve Kalkandere Belediye Başkanı başta olmak üzere Rize Ticaret Odası’nın da desteğiyle Rize çevresinde Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurmak için yer tespitine başladılar. Başka uygun arazi bulunmuş olmasına rağmen (büyük bir kısmı Hazine arazisi) çeşitli baskılar sonucunda bu araziden vazgeçildi. Ve biz arazi sahiplerinin hiç haberi olmadan, Kalkandere Belediye Başkanı’nın da baskıları sonucunda Aksu’da tek geçim kaynağı olan çay arazileri OSB için uygundur diye karar verildi. Ne yazık ki karar verilirken de OSB kanunu, yer seçim yönetmeliği ve en önemlisi de çevre yasaları ile ilgili hükümler dikkate alınmadı.

İstenilen 1500 dekar arazinin yüzde 90’ı tarıma uygun (çay, fındık, mısır vb.) olmasına rağmen, hazırlanan raporda bu arazilerin 400 dekarı 4. sınıf, 1100 dekarı ise 6. sınıf arazi olarak gösterildi ve ’OSB için uygundur’ kararı çıkartıldı. Bakanlık ÇED raporu konusunda olumsuz görüş belirtmiş olmasına rağmen yapılan baskılar sonucunda yönetmeliğe aykırı şekilde ÇED raporu alındı.

İnsanların mağduriyeti hiç dikkate alınmadan ’OSB Rize’de neden olmasın’ mantığıyla araziler elimizden alınmak istenmektedir.

Bu, hiç hoş olmayan olaylara gebe olabilir.

Eğer OSB yapılacaksa bölgede daha uygun yerler bulunabilir.

Batı’da tarım arazileri gözbebeği gibi korunurken, bizde devletin paraları toprağa gömülmek isteniyor. Arazilerimiz bizim her şeyimizdir, kimseye vermek istemiyoruz.

Tarım arazilerini yok ederek burada hangi ’sanayi’ kurulacaktır?

Arazi sahipleri arasında ’isteyen-istemeyen’ gerginliklerini tehlikeli bir gelişme olarak görüyoruz.

OSB’yi kurmaya çalışanların ciddiyetine inanmıyoruz. İlgili herkes pastadan bir şeyler kapmanın peşindedir.

Sesimizi lütfen duyun."

Siyasi kararlarla rant amaçlı kurulan ve bugün çoğu işlevsiz hale gelen OSB’nin Rize’ye ne getirisi olacağının iyi hesap edilmesi gerekiyor.

Helal etmem

’EĞER paraların ödenmesi şartsa, ben 65’te birini öderim. Bu işi 1997’de 65 kişi yaptık’ diyen Necmettin Erbakan ve yandaşları, gerçekten dindar iseler, şunu akıllarından hiç çıkarmasınlar. 1976’dan beri vergi mükellefi olarak, onların Hazine’den aldıkları yardımın içinde benim de hakkım var. O parayı yasal faiziyle birlikte tamamen ödemedikleri takdirde hakkımı onlara helal etmem. Ne demek istediğimi ahirette anlarlar.

M. Agah ÇELİKEL
X