Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP üzerine!

<B>CHP </B>için söylenecek çok söz var da, yerini ve zamanını beklemek gerekiyor. CHP belli zamanlarda nedense iktidara <B>stepne </B>olmayı içine sindiriyor.

Leyla Zana ve arkadaşları yargılandı, hapis cezası aldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı uyarınca, geçtiğimiz aylarda DGM’de yeniden yargılandılar. Karar değişmedi.

Karar doğrudur yanlıştır, iyidir kötüdür, bilemeyiz. Hukukçular işin bu boyutunu tartışır. Şimdi son sözü Yargıtay söyleyecek.

Ancak Avrupa Birliği, Türkiye’ye bütün ortamlarda bastırıyor.

‘Zana ve arkadaşlarını derhal serbest bırakın. Aksi takdirde AB’den müzakere tarihi almanız söz konusu olamaz.’

Adamların yarattığı korkunç baskı ortamında direncimiz yine yok. Yine alttan alıyoruz, tepkisiz kalıyoruz, sergilenen bu küstahlığa tavır koyamıyoruz. Uysal bir kedi yavrusu gibi, bize verilen nasihatları sessizce dinliyoruz.

* * *

İşin ilginç yanı, bu konuda CHP ön almaya çalışıyor! Şimdi 5 milletvekilinden oluşan bir komisyon kurdular, Zana ve arkadaşlarını derhal tahliye ettirmek için yasa teklifi hazırlamaya niyetleniyorlar. Gerekçe:

Başta Baykal olmak üzere CHP’nin vicdanı bu durumdan rahatsızmış!

Yönetimin vicdanını bilemem. Ancak bu konuyu tabana sorsunlar bakalım. Acaba yönetimin vicdanı ile tabanınki uyuşur mu?

Hukukun temel kurallarından biridir. Kişiler için özel yasa çıkarılamaz!

Korkarım, bu af gerçekleşirse, Rahşan affına döner. Kişiye özel yasa olamayacağına göre, geniş kapsamlı bir af çıkarılır, Hizbullah ve PKK dahil teröristlerin büyük çoğunluğu salıverilir.

Rahşan affında oluşan büyük tepki unutulmadı. CHP bu işin altından kalkamaz.

Onu da bırakalım bir yana. Bu konuda oluşan AB
baskısına ve küstahlığına AKP iktidarı boyun eğebilir. Elbette karşı çıkarız.

Ancak iktidara stepne olmak, onun elini güçlendirmek, bu baskı sonrasında AB’ye hoş görünmek CHP’nin derdi olduysa, vay CHP’nin haline!

DİYANET’TEN YORUMLAR!

Anadolu Ajansı dün ‘şike haram, teşvik primi normal’ başlıklı ilginç bir haber geçmişti. Muhabir, Diyanet İşleri Başkanlığı’na soruyor:

Şike dinimizde günah mıdır?

Elcevap:

‘Şike yapmak İslam dinince uygun değildir.’

Şike hiçbir dinde uygun olamaz. Ahlak ölçülerine de sığmaz. Ancak Diyanet, bunun günah olup olmadığı konusuna açıklık getirmiyor!

Soru: Teşvik primi günah mıdır?

Elcevap:

‘Bir takımın oyuncularını özendirmek için teşvik primi verilmesi dinimizce uygun görülmektedir. Her takım kazanmak için sahaya çıkar. Kapasiteni kullan prim verelim denirse, din açısından kimse bir şey diyemez. Ancak puan sıralamasında durumu lehine çevirmek için başka takım oyuncularına teşvik primi verilmesi ahlak ve centilmenlikle bağdaşmayacağından, şık ve uygun değildir.’

Diyanet belli ki futbolu izlemiyor. Pek çok maçta şike ve öteki takımlara teşvik primi gırla gidiyor. Rezalet diz boyu. Parayı bastıran takım, teşvik primini öteki takımlara kendisi avantaj sağlasın diye veriyor. Kızılay menfaatine değil.

Teşvik primi şık ve uygun değilmiş. Acaba günah mı?

Diyanet çevir kazı yanmasın yapmış, soru ortada kalmış! Diyanet her konuda konuşmasa daha iyi olacak!

Yeni Irak bayrağı

ABD yönetimi yeni Irak bayrağını oluşturdu. Yukarı tarafta beyaz zemin üzerine açık mavi hilal. Beyaz barışı, hilal İslam’ı temsil ediyor!

Bayrağın alt bölümünde enlemesine 3 çizgi. İki koyu mavi çizgi arasında sarı bir çizgi.

Koyu maviler Dicle ile Fırat’ı, ikisinin ortasındaki sarı çizgi ise Kürtleri temsil ediyor. Kürtler iki nehir arasına yerleştirilmiş. Geçmişten kaynaklanan çok önemli bir gösterge.

Irak’ın çoğunluğunu oluşturan Arapların ise bayrakta ne adı var, ne de simgesi! ‘Dostumuz-müttefikimiz’ ABD, bu yeni bayrakla bize de mesajını veriyor: Irak’ta yeni yandaş Kürtler... Ve dolayısıyla PKK.

Biz Avrupa Birliği karşısında nasıl ‘cici çocuk’ olduysak, Kürtler de Irak’ta ABD karşısında aynı işlevi üstlendi. Ödülleri bayrak oldu!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI