"Ayşe Baykal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Baykal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Baykal

CHP Rovanşizm yapmayacak...

Mehmet Bekaroğlu, CHP İstanbul 3. bölge 7.sıra milletvekili adayı. Bir yıl önce siyasi mücadelesini CHP'de sürdürmeye karar veren Bekaroğlu ile CHP'yi ve gündemi konuştuk.

Bir yıldır CHP’desiniz. CHP size ne kattı? Siz CHP’ye ne kattınız?

Bu soruya net cevap veremeyeceğim. Bana ne kattığı konusunda emin değilim ama Sosyal Demokrat insanları daha iyi tanıdım. Ancak şunu söyleyebilirim ben CHP'ye girerken Sayın Kılıçdaroğlu'yla epey bir görüşme yaptık. Ben, kendime göre “Türkiye'nin geleceği ne olur? CHP'den bu toplum ne bekler?” onu anlattım. O da “CHP'de neler yaptığını, CHP'yi bugünün koşullarına uygun Sosyal Demokrat Parti yapmaya çalıştığını” anlattı.

CHP’nin varlığı Türkiye için çok önemli. CHP, “kimlik siyasetini” bırakırsa Türkiye'deki siyaset değişir, diğer partiler değişir, Türkiye normalleşir. Ve bunu başardığını da düşünüyorum CHP’nin. Ben yaptım demiyorum ama katkı sağladığımı düşünüyorum.

Vitrin malzemesi olmadınız yani?

Beni çok fazla ortalarda görmüyorsunuz; değil mi? Mutfak kısmındayım, Genel Başkan’la birlikteyim. Arka planda çalışmalarımı yürütüyorum.

CHP’DE FARKLI OLMAK DAHA KOLAY.

CHP’nin tabanı mı yoksa muhafazakâr camia mı CHP’ye geçişinizi kolay kabullendi?

Ben 1998 yılında Recai Kutan’a danışman olarak siyasete girdim. 1999 yılında Rize’den milletvekili seçilerek Meclis’e girdim. Beni siyaset yaptığım arkadaşlarım bilirler 28 Şubat ve sonrasında parti kapatılma ve parti kurma sürecinde ben farklıydım. Kendime göre tespitlerim olurdu, bunu arkadaşlarımla paylaşırdım ve bunda ısrarcı olurdum.

Çok sancılı olduğumuz günlerde, 2004 yılında arkadaşlara; “Bu böyle olmuyor bütün enerjimizi Hoca'yı kurtarmak için kullandık ama ne Hoca’yı kurtarabildik ne de siyaset yapabildik!” diyerek ayrılmıştım. Yani ben sözü olan bir siyasetçiyim, sözümün arkasında dururum.

CHP'de farklı olmak kolay mı zor mu?

CHP daha kolay. Bir konuda herkes düşüncesini söyler, tartışırsınız ama hain ilan edilmezsiniz.

Her şey çok mükemmel mi? Hayır. Ama parti böyle olmalı ve böyle iyi diyebilirim.

TÜRKİYE’DE İÇ SAVAŞIN ÇIKMASINI ENGELLEMELİYİZ.

Bir kızınız CHP’ye geçişinizde bayağı üzülüp, ağlamıştı. Alıştı mı?

2 numaralı kızımdı. Bana şöyle demişti o günlerde; “Baba sen şimdi bizim çok sıkıntı çektiğimiz dönemde belli bir yerde duran insanlarla birlikte mi siyaset yapacaksın?”

Bizim kuşak siyasetçilerin yapacağı çok önemli iki şey var. Birincisi, her şeye rağmen seçim sandıklarının kurulabilmesi. İkincisi, kimlikler üzerinden siyaset yapılmaması. Ülkemizde sandık kuruluyor ama maalesef siyaset, kimlikler üzerinden yapılıyor. Hem de çok sert bir şekilde. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ısrarla bunu yapmaya devam ediyor. Türkiye’de siyaseti kimlikler üzerinden yapmaktan kurtarmamız gerekiyor. Türkiye'de bir iç savaşın çıkmasını engellemeliyiz. Bunun için radikal kararlar almak gerekirse almalıyız. Benim de yaptığım buydu. Maalesef zaman da beni haklı çıkardı.

TAYYİP BEY KENDİNİ ALLAH TARAFINDAN SEÇİLMİŞ BİR KUL OLARAK GÖRÜYOR.

Kimlik siyasetini bırakmak çok mu zor?

Ak Parti, şimdiye kadar oylarını kimlik siyaseti üstünden aldı. Çok basit bir mantıkla hareket ediyorlar. Kendilerine karşı tarafı şeytan olarak tanımlıyorlar. Bu çok kolay. Bundan çok faydalandılar ama dikkat ederseniz son seçimde 9 puana yakın bir kayıpları var.

İnsanlar artık kimliklerinin, inançlarının, yaşam tarzlarının siyasetin malzemesi yapılmasından bunaldı. Altımızdaki zemin kaymaya, Türkiye yanmaya başladı. Çok kutuplaştık, bölündük. Bence kimlik siyaseti bundan sonra şimdiye kadar olduğu gibi etkili olmayacak. Çünkü eğer bu şekilde devam ederse bundan hepimiz zarar göreceğiz.

Tayyip Bey’in düşünmesi lazım: “Bu gidiş nereye?” Herkesi düşman ilan etmek çözüm değil. Çok açık söyleyeyim, Cumhurbaşkanımız 7 Haziran’dan sonra şöyle bir psikoloji ile hareket etti. Sandıklar açıldı ve Sayın Cumhurbaşkanımız, Ak Parti’nin tek başına iktidar olmadığını gördü ve şöyle düşündü; “Ben bu kadar çalıştım, bu kadar hizmetler yaptım beni seçmediler. Yanlış yaptılar onlara -tırnak içinde- ‘kullarıma’ bir şans vereyim. Ben sadece insanlar tarafından değil Allah tarafından seçilmiş bir insanım.” dedi. Bunun için yeniden seçim yapıyoruz. Türkiye bu noktalara geldi. Nedir bu gelinen yer? Tayyip Bey’in sandık sonuçlarını kabul etmemesi; sivil, asker, polis yüzlerce genç insanımızın ölmesine neden oldu. Elbette “Onlar yaptı!” demiyorum ama öyle bir ortam oluşturdular ki bugünleri yaşamamıza neden oldu.

BİZİM AHMET YALAN SÖYLÜYOR.

Kılıçdaroğlu’nun, Davutoğlu’yla yaptığı görüşme ve sonrasında yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz Havuz Medyası’nın bir şeyleri kullanmasına alıştık tamam ama artık bunu Başbakan da yapıyor. O Ahmet var ya, bizim Ahmet, resmen yalan söylüyor. “O Ahmet” diyorum çünkü bir hukukumuz var, benim böyle söyleme hakkım var. Benim tanıdığım Ahmet Davutoğlu yalan söyleyemez, yüzü kızarır. Şimdi ne oldu, siyaset için değer mi?

Ben MKYK üyesiyim. Görüşme sonrası Kılıçdaroğlu toplantımıza geldi ve biz “Neler konuştunuz?” diye sorduk kendisine. “Anlatamam özel.” dedi. Bize dahi söylemedi.

Görüşmeyle ilgili özel olmayan kısımları anlattı. Anlatacak tabii insanlar soruyorlar. Muhalefet Partisi’nin Genel Başkanı olarak bir açıklama yapacak.

Ama Davutoğlu ne yaptı? İnsanların gözünün içine baka baka yalan söyledi. Yalan söylerken yüzü kızaran “Bizim Ahmet” iktidar için yalan söylüyor, üzülüyorum.

Bugünleri yaşamamıza neden olan Sadece Ak Parti’nin tek başına iktidar olmaması mı sizce?

7 Haziran'da AKP tek başına iktidar olamadı ama bir şey daha oldu HDP barajı aştı. İnsanlar “Artık bu iş Ankara'da demokratik yollarla çözülecek, barış gelecek.” diye sevindi ama PKK bunu sindiremedi. Çatışmalar böyle başladı. Türkiye tarihinde farklı grupların birbirine bu kadar düşman olduğu başka bir zaman dilimi yoktur. Allah korusun; her an toplum patlayabilir.

Bize düşen bu kutuplaşmayı azaltmak, toplumu yatıştırmaktır. Bu arada 1 Kasım’da kurulacak sandığın çok önemli olduğunu ifade etmeliyim. Toplumun seçim yoluyla, sandıkta iktidarın değişebileceği ümidini kaybetmemesi gerekir. Sandık kuruyor olmak Türkiye’nin en önemli kazanımdır. Bölgede iç savaş yaşanan ülkelerde sandığın kurulamadığını, iktidarların seçim yoluyla değişemediğini unutmayalım.

CHP, Türkiye’de yaşam tarzlarını kucaklayabilecek mi?

Genel Başkanımız özellikle koalisyon görüşmeleri esnasında ve sonrasında gösterdiği uzlaşmacı, kucaklayıcı tavrı ile bunu ispatlamıştır. Bütün siyasi partilerle konuşabilen, yaşam tarzlarına saygılı bir CHP var. Ama iktidar, CHP’nin bu tavrından rahatsız.

CHP kimlik siyaseti yapmıyor, tüm kimlik, inanç ve yaşam tarzı gruplarını kucaklıyor, herkesin hakkını, hukukunu savunuyor.

AK PARTİ ROVANŞİZM YAPTI.

Güç, insanları ve kurumları değiştirebiliyor. CHP bugünkü söylemlerinin arkasında durabilecek mi?

Ben “Milli Görüş”te siyaset yaptım. Siz de yaptınız. Neydi bizim en temel ilkemiz? Adalet, değil mi? Her şeyimizi bunun üstüne kurmuştuk. “Bunlar haksızlık yapıyor!” dedik, “Bunlar bizi tek tip yapmak istiyor!” dedik. “Bunlar ülkenin imkânlarını kendilerine paylaştırıyor!” dedik.

Peki, ne oldu? İktidara geldiler aynı şeyi yaptılar, kendilerine yapılanların tamamını başkalarına yaptılar. Üstelik bir de bunu din adına yaptılar. Yani “rovanşizm” yaptılar. İhaleleri kendi adamlarına verdiler, kurumlara kendi adamlarını yerleştirdiler. Devlet gücünü bütünüyle kendileri için kullanmaya başladılar. Netice olarak nereye geldik? Şimdi yine adaleti arıyoruz.

CHP rövanşizm yapmayacağını söylüyor; Türkiye’de tüm kimlikler, inanç ve yaşam tarzı grupları eşit olacak, herkesin hakkı teslim edilecek.

Tekrar rovanşizm yaşayacaksak hiç bir anlamı yok.

“NUMAN BEY BİR ŞEY YAPMAYI DEĞİL, BİR ŞEY OLMAYI SEÇTİ.”

Eski arkadaşlarınızla ve Numan Bey’le görüşüyor musunuz?

Görüşüyorum, benimle birlikte CHP’ye geçen arkadaşlarım da var ama Numan Bey’le görüşmüyoruz.

Bugün Has Parti olsaydı, merkez sağ için bir alternatif olmaz mıydı?

Has Parti bugün olsaydı alternatif olur muydu? Bilemem ama Has Parti’nin bu ülkede karşılığı vardı. Has Parti’nin programı Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap veriyordu. Ak Parti’nin yanlışlarını eleştiriyordu ama Numan Bey, tüm eleştirdiği, itiraz ettiği şeylerin içinde oldu. Numan Bey, bir şey yapmayı değil, bir şey olmayı seçti.

ERDOĞAN, CEVİZ AĞACI GİBİDİR.

Sizce neden sağdaki her oluşum kendini Tayyip Bey’in yanında buluyor?

Erdoğan ceviz ağacı gibidir. Ceviz ağacının dibinde hiçbir ağaç büyümez.

Erbakan Hoca ile Tayyip Bey’in arasındaki en temel fark nedir?

Rahmetli Erbakan Hoca’ya “Hocam, seçimlerde yüzde 22 oy aldık ama anketlere göre halkın yüzde 40’ı bize kesinlikle oy vermeyeceğini söylüyor, ‘Asla oy almayacak parti’ sıralamasında da birinciyiz. Bunda bir terslik var, bu sürdürülemez.” dedim. Erbakan Hoca, bana; “Hemen bir ekip kurun, araştırma yapın ve nedenlerini öğrenin.” dedi. Kızmadı, tepki göstermedi. Tayyip Bey’in bunu yapması mümkün değil, keşke yapabilse. En azından yanındakiler yapsa. “13 yıldır tek başına iktidarız, bu kadar güzel işler yaptık da neden vatandaşın yüzde 60’ı bizden nefret ediyor?” diyebilseler. Bunu sorgulaması lazım ama yapmıyorlar. Hadi sizi istemeyen “kötüler” var ama halk neden nefret ediyor? Düşünsünler.

CHP’nin seçim vaatleri için sokaktaki vatandaş “Kaynak nereden?” diye soruyor mu?

Hayır, biz vaatlerimizi ve kaynakları anlatmaya başladığımızda; “Kaynak olmasa saray yapılmazdı.” diyerek karşılıyorlar.

Biz hiçbir seçim vaadini ezbere yapmadık. Örneğin asgari ücreti 1.500 TL yaptığımızda, işverene yansıyacak oranı, devlete yükü ne olur? Bunun hesabını yaptık. Bizim açıkladığımız vaatleri Ak Parti kendi seçim beyannamesine koydu. “Ben asgari ücreti 1.300 TL yapacağım” diyor. Hani kaynak yoktu? Ayrıca hükümetsin sen; vaat etmeyeceksin, yapacaksın. Ama iktidar, yoksulluğu bitirmeyi değil yönetmeyi istiyor.

ÜLKEMİZDE SİYASET KİMLİK ÜZERİNDEN YAPILIYOR.

Peki, asgari ücretli ve emekli vatandaşlar neden size değil de AK Parti'ye oy veriyor?

Çünkü ülkemizde siyaset, kimlik üzerinden yapılıyor. Bizim gibi yoğun baskı görmüş ülkelerde ‘bizimkiler’ yaklaşımı vardır. Ne olursa olsun bizimkiler sözü üzerinden, ötekiler sözü üzerinden devam eden bir siyaset anlayışı var. Seçimin gündemini bozuyorlar. Bakın bizim çok önemli bir projemiz var. Türkiye’nin en yoksul insanları orman köylülerimiz için emeklilik haklarıyla ilgili çalışmamız var ama duyuramıyoruz. İnsanımız ölüyor, bombalar patlıyor, gündem bambaşka bir noktaya gidiyor. Seçime gidiyoruz ama gündem “Güvenlik” noktasına geldi. Türkiye bunları aşmalı, bu kutuplaştırıcı kimlik siyasetini terk etmeli.

CHP ROVANŞİZM YAPMAYACAK.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Cumhuriyet Halk Partisi sandık sonuçlarını milli irade olarak görecektir. Tek başına iktidar olursa Rovanşizm olmayacak. Hesap sorma mantığıyla hareket etmeyeceğiz, yanlışları düzelteceğiz. Kötü yapılanları engelleyeceğiz, sonra iyi şeyler yapacağız. Öyle keyfi hesap sormak yok. Biz yargıyı bağımsız ve tarafsız hale getireceğiz. Yapılan yanlışların hesabını iktidarlar değil yargı sorar.

Sandıktan koalisyon çıkarsa, 7 Haziran sonrasında olduğu gibi ilkeler çerçevesinde hareket edeceğiz. Tüm partilere eşit mesafede duracağız. Ülkeyi rahatlatacak, kutuplaşmaları ortadan kaldıracak, kangrenleşmiş sorunları çözecek bir hükümetin kurulması için gayret göstereceğiz.

X