Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP’nin kendi iç zorlukları

SEÇİMLERE 130 gün kala baktığımızda CHP, AKP’nin yakaladığı/yaydığı psikolojik üstünlük bir yana, kendi içinden kaynaklanan zorluklar da yaşıyor.

En önemli sorun, örgütlerin zayıflığı ve genel merkezden belde örgütüne yayılan gerçek bir harmoninin henüz yakalanamamış olması.
Sorunun temelinde Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin devraldığı mirasın yattığı bir gerçek ve sorunun aşılması için harcanan çabalara baktığımızda da görüyoruz ki hızla yol almak çok kolay değil.
Oysa sürenin kısalığı CHP’nin çok hızlı hareket etmesini zorunlu kılıyor.
Kılıçdaroğlu ile teşkilat sorumlusu Gürsel Tekin de bu çaba içinde görünüyor.
Peki o aşılması zaman alan o miras nasıl bir miras?
TERS OMUZ OMZA DURUMU
Kılıçdaroğlu ile katıldığım Denizli-Eskişehir-İstanbul gezilerinde de gördüm ki CHP örgütü 20 yıldır hedefsiz kalmış, ideolojik dayanışması yok edilmiş.
Hedefsiz, ideolojisi öldürülmüş partili, boşluğa düşünce ya birinin adamı olma kolaycılığına düşmüş ya da enerjisini çevresiyle yarışmakta harcamış.
O yarış öyle öldürücü sonuçlar doğurmuş ki, omuzdaş olması gereken insanlar bir birine omuz atan rakiplere dönüşmüş.
Omuz atılan kişi sayısı az olsun, hareket alanı geniş kalsın diye örgüt kapılarının yeni insanlara kapatılması yoluna gidilmiş.
Denizli’de bir parti yöneticisinin şu sözleri de bu tespite katkıdır:
“Denizli’nin nüfusu 970 bin. Üye sayımız Kemal Bey’den önce 7-8 bin düzeyindeydi, şimdi 12 bine çıktık. Bu sayı dahi çok yetersiz. Geçmişte bunun yanında şunu da yaşadık. Malum partilerde her makam için yarış olur, birisi bir adım öne çıkar. Öne çıkan geriye dönüp, ‘Arkadaşlar desteğiniz ile buraya geldim. Artık biriz beraberiz, ben sizim, siz bensiniz’ demektense, ‘Çok çelme atmak istediniz, ama işte sizin önünüzdeyim, ayağınızı denk alın’ demeye getirirdi. Ancak itiraf etmeliyim ki Kemal Bey’den sonra bu anlayışı yıkmaya başladık, yeterli değil, ama çok da mesafe kat ettik.”
PROJELERİ ANLATMAK
Kılıçdaroğlu’nun yurt gezileri bu havanın dağılması için önemli katkı sağlıyor, ancak milletvekili adaylık yarışı, aday sayısının çokluğu, önlem alınmazsa listeler belirlendikten sonra sorun yaratacak gibi görünüyor.
Geçmişte CHP’de kamuoyu önüne çıkan yüz sayısı çok sınırlıydı, mutlaka artması gerekiyordu; Kılıçdaroğlu da bunun yolunu açtı.
Ancak konuşanlar, birbirini bütünleyen sözler etmek yerine, CHP’yi zora sokacak gündemler yaratıyor, iktidar da bunları iyi değerlendiriyor.
Bu olumsuzluğu yok edecek önlemler alındığı bilgileri geldi; ama izleyelim.
Bir de, özellikle akademik kökenli yöneticiler, ayrıntıda boğulmaya başlayınca sürekli, “Ne projeniz var” sorusuna muhatap olan CHP, Kılıçdaroğlu’nun 41 vaadini anlatmakta dahi hedefe yaklaşamıyor.
Oysa yoksuldan muhtara, esnaftan taşeron işçiye, emekliden öğrenciye kadar milyonlarca insana ciddi maddi gelir sağlayacak bu vaatler, şimdiye dek örgüt eliyle ilgili kesimlerin önemli bölümüne ulaştırılabilmeliydi.
Kılıçdaroğlu’nun başlıkları, ‘etkin sivil toplum’, ‘sonsuz örgütlenme’, ‘AB’, ‘demokratik seçim ve siyasi partiler yasası’, ‘etik, şeffaf siyaset’ ve ‘özgürlük’ olan demokratikleşme vaatleri de çoktan proje halinde sunulabilmeliydi.
Bunları ancak hedefe kilitlendirilmiş bir CHP örgütü yapılabilir, gerisi zor.

X