"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

CHP nereye gidiyor?

GENEL seçime yaklaşık 4 ay gibi kısa bir zaman kaldı. Seçimi bir kez daha Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kazanacağı yolundaki beklenti yaygın bir kabul olarak yerleşirken, ana muhalefet partisinin son dönemde bu kabulü tersyüz edecek bir iddia ve performans ortaya koyabildiğini ileri sürebilmek güç gözüküyor.

Tam aksine, son haftalarda birbiri ardına yaşanan karamboller, CHP’nin genel bir dağınıklık hali içinde seyretmekte olduğunu gösteriyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum’un yol açtığı son kriz, sözünü ettiğimiz bu dağınıklık görüntüsünde bardağı taşıran son damladır aslında.

İVME NEDEN KORUNAMADI?

Biraz geriye dönelim. CHP, geçen yıl mayıs ayında eski genel başkanını hedef alan komployla büyük bir şoka girdikten sonra aslında kuvvetli bir beka yeteneği sergileyerek, kendisine iki hafta içinde yeni bir lider seçmiş, bunu yaparken toplumun azımsanmayacak bir kesiminde elle tutulur bir heyecan dalgası yaratmayı da başarmıştı.

Kuşkusuz yükselen beklentilerin gerisinde, CHP’de uzun bir zamandır değişime duyulan özlemin yanı sıra yeni lider Kemal Kılıçdaroğlu’nun mütevazı kişiliği, dürüstlüğü, halkın kendine yakın hissettiği bir lider profili çizmesi de önemli bir faktördü.

Bu dalganın geçen yaz başlarında anketlerde CHP’yi yüzde 30’lara sıçrattığı bir olgudur. Ancak kamuoyu yoklamaları bize bugün aynı rakamları göstermiyor. Seçime az bir zaman kala yüzde 24-25’lerde seyreden bir çizgi söz konusudur. Geçen yaz başında yakalanan ivme sürdürülememiştir.

İlginçtir ki, bu dalganın yükseldiği günler Kılıçdaroğlu’nun parti örgütü ve yönetim organlarında fazla bir hâkimiyetinin olmadığı, daha çok bir “yalnız adam” görüntüsü çizdiği bir döneme rastlıyordu. Bu durum, Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı sorunlar karşısında her seferinde “Ama örgüte hâkim değil” mazeretini yaratmaktaydı.

Önce 3 Kasım’da tüzük kurultayı yapılmış, ardından 18 Aralık tarihinde olağanüstü kurultaya gidilmiş ve parti yönetimi sonunda önemli ölçüde Kılıçdaroğlu’nun istediği yönde yeniden oluşmuştur. Dolayısıyla bu mazeretlerin bir dayanağı kalmamıştır. Kılıçdaroğlu’nun elini tuttuğu ileri sürülen Önder Sav parti binasında bile değildir artık. Buna karşılık, anketlerin işaret ettiği gerileme bu durumla bir çelişki oluşturmuyor mu?

VİTRİN KAYGISI ÖN PLANA ÇIKINCA


Peki neden?

Birinci neden, Kılıçdaroğlu ve yeni ekibin geçen süre içinde birbirlerine kenetlenerek, Türkiye’nin sorunlarına el koydukları ve etkili bir muhalefet hareketini başlatmak üzere seferberliğe giriştikleri yolunda güçlü bir duyguyu CHP Genel Merkez binasından topluma yayamamış olmasıdır.

Ayrıca, Parti Meclisi oluşturulurken vitrin kaygısı yer yer yeni bir vizyon ortaya koyma gereğinin önüne geçmiştir. Sonuçta içerikte birbirleriyle insicamlı bir çizgide durdukları izlenimi vermeden sıkça konuşan, demeçler veren bir parti yetkilileri grubu türemiştir. Üstelik, ağzı iyi laf yapmak becerisiyle anlamlı bir mesaj üretmek arasındaki farkın da yeterince gözetildiği söylenemez.

Bu arada, partinin yönetiminde değişimi kucaklayan, yeniliğe açık bakışla, eski devletçi çizgiyi kutsal addeden gelenekçi bakış arasındaki ikiliği yumuşatacak, dengeleyecek bir ortak dilin geliştirilememesi de CHP’deki sıkıntının bir başka boyutudur.

Bir diğer temel sorun, 8 yıldır işbaşında olan bir iktidarın zayıf noktalarının tespit edilip bunlar üzerinde yoğunlaşan sonuç alıcı bir muhalefet stratejisinin üretilememiş olmasıdır. Ayrıca ortaya atılan dosyaların da iyi anlatıldığı ve toplumu sarstığı iddia edilemez.

CHP’YE DÜŞEN GÖREV

CHP, sonuçta mesajını veremiyor, siyasal iktidarı bir türlü köşeye sıkıştırıp hamle üstünlüğünü elde edemiyor. Aksine, birbiri ardına yapılan hatalarla hamle üstünlüğünü sıkça iktidara kaptırıyor.

Seçimde bir iddia ortaya konmak isteniyorsa CHP’deki yeni kadronun kendisine bir an önce çekidüzen verip, geçen yaz olduğu gibi toplumun geniş kesimlerine yayılacak bir heyecan dalgası yaratması gerekiyor.

Bu, hem Türkiye’de siyasete belli bir dengenin gelmesi hem de bu partiye umut bağlayan kesimlerin beklentilerinin karşılıksız bırakılmaması açısından elzemdir.
X