Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP Londra ve New York’a Gider mi

Henüz ham bir proje. Henüz fikir jimnastiğinden öteye geçmiyor. Henüz Kemal Kılıçdaroğlu’nun haberi olmayabilir.<br><br>Ama, ilgi çekebilecek bir proje, CHP’nin ekonomi politikalarını uluslararası piyasalara anlatma projesi.

Olgun hale getirilir ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu kabul ederse, projeyi uluslararası piyasaların kalbinin attığı Londra ve New York’ta anlatmak fikri.
Yeni CHP’de benim en çok merak ettiğim, ekonomi politikası. Kurultay konuşmasında Kılıçdaroğlu sık sık, iktidara gelirlerse yoksulluk, işsizlik ve açlıkla mücadele edeceğini vurguluyor.

Bu söylem Başbakan Erdoğan’ı etkilemiş olmalı ki, hemen ve tepkiyle, “nasıl mücadele edeceksin, kaynağın nerede, reçeten ne, sen onu söyle” diye, Kılıçdaroğlu’nu sıkıştırmaya çalışıyor.

ÜÇ İSİM

Parti Meclisine üç iktisatçı giriyor. Hurşit Güneş, Oğuz Oyan, Faik Öztrak.

Faik Öztrak Hazine eski genel sekreteri, liberal görüşe sahip. Oğuz Oyan  yanılabilirim ama, ekonomide biraz daha devlet müdahalesi yanlısı diye biliyorum.

Hurşit Güneş sosyal politikalar ve işsizlikle mücadelede yoğunlaşan, Keynes teorisini benimsemiş bir iktisatçı.

CHP eğer ekonomi politikasını yenileyecekse, muhtemelen bu üç isim etkili olacak.

Kılıçdaroğlu sosyal politikalara ağırlık vereceğini söylüyor. İşsizlikle mücadele ve gelir bölüşümünde adaleti sağlama önceliği. Bunu pratik modelini kurmakta, böyle bir politika için kaynak sağlamada, teknik görev bu üçlüye düşüyor.

DIŞARIYA TANITIM


Üç isimden Hurşit Güneş bu politikaların hayata geçirilmesi için yabancı kaynağa ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor.

O nedenle, CHP’nin iktisat politikasının yabancılara, özellikle de Londra ve New York’ta mali piyasalara anlatılması gerektiğine inanıyor.

İktidara talip olduğunu söyleyen bir partinin yeni fikirlere ihtiyacı olduğu ortada.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu neden aramadı

Halkla ilişkilerden sorumlu Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz CHP kurultayından bir gün önce partisinin genel merkezini arıyor: “CHP’den kurultay için bize davet geldi mi?”

Hayır, böyle bir davet yok. Kapusuz garantiye almak için, Başbakan Erdoğan’ın Başbakanlıktaki özel kalemini arıyor. Davet belki oraya gelmiş olabilir. Eğer
gelmişse, gitmemek ayıp olur, düşüncesinde. Hayır, CHP’den oraya da gelen bir davetiye yok.

Kurultaydan bir gece önce, Kapusuz TOBB’un kokteylinde bir CHP milletvekiline rastlıyor, durumu onlara uygun dille çıtlatıyor.

CHP çok ayıp yapıyor, Ak Partiye kurultay davetiyesi göndermiyor.

Oysa, bu tür protokoler nezaket dünyanın her yerinde var. CHP bunu gözardı ediyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, diğer siyasal parti liderleri kutluyor, ama Başbakan Erdoğan aramıyor.

İlk neden, davetiye gönderilmemiş olması. Haklı. İkinci neden, Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasında kendisinden Recep Bey diye söz etmesi. Erdoğan buna fena halde alınıyor.

Liderler arasında polemik her zaman var, ama rakibini kurumsal olarak dikkate almaya özen göstererek. CHP bu sefer bunu atlıyor.

En iyisi Sav’ın istifa etmesi

CHP Parti Meclisi seçiminde en az oyu, medyada günlerdir adı en çok geçen iki kişi alıyor. Önder Sav ve Gürsel Tekin.

Sav on yıldır CHP Genel Sekreteri, CHP genel sekreterlik koltuğunda rekor kırmakla övünüyor, ama her kurultayda olduğu gibi, yine en az oy alanlardan biri, sondan ikinci.

Tekin İstanbul il başkanı. O daha talihsiz, en az oyu alıyor.

Nedeni basit. Liste oluşturma aşamasında ikisi arasında anlaşmazlık çıkıyor. Onların taraftarları birbirini çiziyor. Örgütün geriye kalanı ise, partide artık kavga filan istemiyor. Genel sekreter ve il başkanı bunun hala farkında değil.

Sav, Baykal’ın istifasından bu yana, yoğun eleştirilere hedef oluyor, partisini yıpratıyor. En iyisi Önder Sav’ın görevinden istifa etmesi. Hiç olmazsa, izzet-i ikbal ile ayrılmış olur. 

X