Gündem Haberleri

GÜNDEM

    CHP kurultayına psikolojik tanı: Sözel şiddet

    İstanbul
    03 Şubat 2005 - 10:23Son Güncelleme : 03 Şubat 2005 - 10:23

    CHP’nin geçen hafta sonu yapılan kavgalı kurultayı, psikiyatri literatüründe "sözel şiddet" olarak tanımlanan olguya örnek gösterildi.

    UMUT VAKFI: CHP KURULTAYI İNSAN ONURUYLA BAĞDAŞMIYOR

     

     

    Umut Vakfı, geçen hafta CHP kurultayında yaşanan şiddet olaylarının insanlık onuruyla bağdaşmadığını belirtti.

    Silahsızlanma ve toplumda büyük artış gösteren şiddete karşı Nazire Dedeman’ın girişimiyle örgütlenen Umut Vakfı’ndan yapılan açıklamada, CHP kurultayı eleştirilerek, siyaset arenasında kan görmenin ürkütücü bir anlayışın göstergesi olduğu belirtildi. Geçtiğimiz günlerde CHP kurultayında yaşananların insanlık onuruyla bağdaşmadığı kaydedilen açıklamada, kurultayın tarihe "şiddet"le geçmeye mahkum olduğu iddia edildi. Açıklamada, CHP’nin kurultayda mağlup olduğu öne sürüldü.

    Psikiyatrist Prof. Dr Özcan Köknel’e göre Türkiye’de en çok "sözel şiddet" uygulanıyor. Köknel, sözel şiddetin çoğunlukla politikacılar tarafından uygulandığını belirtirken, buna örnek olarak CHP kurultayının gösterilebileceğini söyledi. Köknel, iletişim bozukluğunun şiddete yol açtığını kaydederek, etkili ve yetkili kişilerin şiddeti önlemek amacıyla seferberlik başlatmasını istedi.
      
    Prof. Dr. Köknel, Türkiye’de son yıllarda artış gösteren şiddet ve işlenen cinayetlerin  nedenleri konusunda soruları yanıtladı. Köknel, kendi kendiyle kavga halinde, iç barışı olmayan insanların duygularında kaygı, korku, öfke, kızgınlık, kin ve nefret ve düşmanlık gibi duygular bulunduğunu, bu duyguların dış dünyaya yansıtılmasıyla da şiddetin ortaya çıktığını söyledi.

    "Şiddet uygulayan insanların ruh sağlığı bozuk, ama bunlar hasta değil" diyen Köknel, şiddetin birbirinden farklı davranış biçimiyle ortaya çıktığını kaydetti.

    POLİTİKACILAR "SÖZEL ŞİDDET" UYGULUYOR
     
    Türkiye’de en sık "sözel şiddet"in kullanıldığını belirten Köknel, bu şiddettin "yüksek sesle konuşma, yüz mimikleriyle, karşı tarafı küçük düşürme, bir birini dinlememe, küfretme, argo sözcük kullanma" şeklinde ortaya çıktığını söyledi.

    Köknel, sözel şiddetin en sık "politikacılar" tarafından kullanıldığını kaydederek, bu şiddet türüne örnek olarak CHP’nin kongresini gösterdi.
      
    Köknel, insanların içindeki olumsuz duyguları, küfür, argo, itme, vurma, kırma, yaralama, bıçaklama ve öldürerek de dışa yansıttığını kaydederek, olumsuz duygularını dışa yansıtmayanların ise "mutsuz biri" haline geldiğini ifade etti.

    Profesör Köknel, "İçimizdeki bu olumsuz duygular, çatışma, kendi iç dünyamızda kaldığında ise; karamsar, kötümser, halinden şikayet eden, ileriye ait hiçbir beklentisi olmayan, duyarsız, ilgisiz kişiler haline geliniyor" dedi.

    "HERKES KENDİ KÜLTÜR DURUMUNA GÖRE ŞİDDET UYGULUYOR"
     
    Türkiye’de "şiddet" ve "mutsuz insan" sayısındaki artışı ülkenin ekonomik ve toplumsal durumuna bağlayan Köknel, artık insanlar arası ilişkilerde temel iletişim biçiminin şiddete dayalı şekilde geliştiğini söyledi.

    Köknel, "Bu bizde doğal iletişim biçimine geldiği için de hepimiz fark ederek ya da etmeyerek, şiddetin belirli bir öğesini kullanıp ilişkiye öyle giriyoruz" diye konuştu. Sağlıklı bir iletişim için, insanların içinde, korku, kin, düşmanlık, nefret, kızgınlık gibi duyguların olmaması gerektiğini vurgulayan Köknel, Türkiye’de herkesin kendi kültür durumuna göre, şiddetin değişik öğelerini kullandığına dikkat çekti.

    ŞİDDETİ ÖNLEMEDE EN BÜYÜK GÖREV POLİTİKACILARA DÜŞÜYOR
     
    Köknel, artık iletişim bozukluğunun şiddete yol açar hale geldiğine işaret ederek, şiddeti önlemek için kısa vadede şiddet mesajı veren politikacıların, sanatçıların, etkili yetkili kişilerin kendi ilişkilerinde şiddet unsuru kullanmaması gerektiğini söyledi.

    Politikacıların birbirleriyle ilişkilerinde, kendi ilişki ortamlarında "sözel şiddet" kullanmaya artık son vermesini öneren Köknel, uzun vadede aile içinde verilecek eğitimle şiddetin azaltılabileceğine işaret etti.

    Köknel, şiddeti önlemede kadınlara da önemli görevler düştüğünü belirterek, kadınların beyin yapıları, beyin kimyaları açısından şiddete daha az yatkın olmaları nedeniyle seslerini daha çok duyurabilecekleri, kendilerini gösterebilecekleri etkin yerlerde söz hakkı tanınmasının gerektiğini kaydetti.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı