Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP Kürt sorunu konusunda ne diyor, bilen var mı?

CUMHURİYET Halk Partisi, birkaç ay önce çok olumlu bir girişim başlattı, başta iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi olmak üzere Meclis’teki tüm partileri kurulacak bir ‘Çözüm arama komisyonu’na davet etti, daha doğrusu böyle bir Meclis komisyonu önerdi.

Bu öneriye Ak Parti olumlu cevap verdi. BDP de öyle ama MHP görüşmeyi bile kabul etmedi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu öneriye ilişkin görüşmeleri sonrası yapılan Ak Parti açıklamasında, ‘Eğer diğer partiler bu öneriyi kabul etmezse, biz tek başımıza CHP ile yola devam edebiliriz, iki parti bir araya gelip pek çok şeyi çözebilir’ denmişti.

Ama o günden sonra CHP kendi önerisini unuttu, dolayısıyla Ak Parti ile ikili bir görüşme süreci veya daimi komisyon kurulması önerisi de öksüz çocuk gibi ortada kaldı.

Oysa ilk gün doğan hava olumluydu ve sahiden Ak Parti ile CHP’nin uzlaşması durumunda pek çok olumlu değişiklik de yapılabilirdi. İki partinin toplam temsilinin yüzde 80’i bulduğunu unutmayın.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu o günlerde, ‘Bizim kapsamlı bir çözüm önerimiz var ama bunu şimdi açıklamıyorum, sanki diğer partilere, gelin bizim önerimizde uzlaşalım, demiş gibi olmayalım diye. Herkesin görüşü değerlidir’ diyordu.

Aradan onca zaman geçtiğine ve CHP de kendi önerisinin peşini kovalamaktan vazgeçmişe benzediğine göre, belki sorma vakti gelmiştir: Şu CHP’nin kapsamlı çözüm paketi nedir acaba?

Çünkü son günlerde, özellikle CHP’nin resmi ve yetkili sözcüsü Haluk Koç’un bazı açıklamaları, CHP’nin Kürt sorunu konusundaki çizgisinin yeniden MHP’ye yaklaşmakta olduğu izlenimini veriyor.

Haluk Koç, partisinin yetkili kurullarının toplantısından sonra çıkıp gazetecilerin karşısına ‘CHP adına konuşuyorum’ diyor ve PKK ile yürütülen Oslo görüşmeleri hakkında eskiden sık sık MHP tarafından sorulmuş olan soruları yeniden soruyor, aynı iddiaları tekrar tekrar dile getiriyor.

Gerçi dün genel başkan Kılıçdaroğlu Oslo tipi görüşmelerden yana olduğunu söyledi ama insan yine de merak ediyor: CHP’nin gerçek görüşü hangisidir? Haluk Koç tarafından dile getirilen, hükümeti terör örgütüyle görüşerek ona taviz vermekle suçlayan düşünce midir CHP’nin düşüncesi, yoksa ‘Böyle görüşmelerin olmasında bir sakınca yoktur’ diyen görüş mü?

Belki de en doğrusu şunları sormak: Acaba CHP Türkiye’de Kürt sorununun ve beraberinde terör sorununun çözümü konusunda tam olarak ne düşünmektedir?
Hazır olduğu söylenen CHP çözüm paketi nedir?

İfade özgürlüğü ve İslamofobi’nin nefret suçu sayılması

AYNEN, teröre evrensel bir tanım bulmak ve terörle mücadeleyi bu evrensel tanım üzerinden hazırlanmış bir uluslararası BM sözleşmesi eşliğinde yapmak gibi bir iş.

Nasıl teröre bütün ülkelerin kabul edebileceği bir karşılık bulunamıyor, birinin terörist dediğine ötekisi ‘Meşru bir savaş yürüten insanla’ gözüyle bakabiliyorsa, bu ‘İslamofobi nefret suçu sayılmalı’ sözleri de aynı biçimde çifte standartlı bakışlarla ele alınmaya mahkum bir konu gibi gözüküyor.

Aslına bakacak olursanız, dine ve dinin kutsal saydığı değerlere hakareti suç sayan düzenlemeler çok sayıda ülkenin iç hukukunda olan düzenlemeler. Buna Türkiye de dahil.

Ama öte yandan, özellikle Batı Avrupa’da ve Amerika’da ifade özgürlüğünün alanı o denli (ve bence olması gerektiği gibi) geniş ki, zaman zaman dindarların ‘Dinime hakaret ediliyor, inancımla alay ediliyor’ diye ayaklandığı durumları mahkemeler, ‘Hayır bu ifade özgürlüğüdür’ diyerek geri çevirebiliyor.

Unutmayın, ‘Jesus Christ Superstar’ (İsa Süperstar) diye müzikaller yapılan, ‘The Life of Brian’ diye Hazreti İsa ve dönemin Kudüs’üyle dalga geçen filmler çekilen bir Hristiyan Batıdan söz ediyoruz.

Ama öte yandan faşizmin, ırkçılın, ayrımcılığın yeni bir yolu olarak ortaya çıkan ‘İslamofobi’ de çok ciddiye alınması gereken bir şey. İfade özgürlüğünün en koyu savunucuları bile İslamofobi’nin bu boyutunun farkında, bunun sadece İslama yönelik bir eleştiri değil İslam’ı dışlayıp ötekileştiren, bütün müslümanları kategorik olarak terörist/cihatcı sayan arka planını şiddetle eleştiriyor.

Irkçılık/ayrımcılık ve en genel adıyla ‘Nefret söylemi’ nasıl suçsa, İslamofobi de aynı şeyleri öngördüğü için suç sayılmalı bana göre de. Çünkü İslamofobi, Amerikan deyişiyle Müslümanlara yönelik ‘açık ve yakın tehlike’ yaratıyor.

Peki İslamı eleştirmek, yani ifade özgürlüğü nerede bitiyor, İslamofobi nerede başlıyor?

İşte bütün kavga da buradan çıkacak zaten... Ve bu kavga da bir yerde Doğu-Batı kavgası, İslam ve diğerleri kavgası olacak.

 

X