Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP imkânını tüketmek!

NEDEN bir konu, bir sorun çerçevesindeki farklı unsurları birbirinden ayırıp tartışamıyoruz, anlayabilmiş değilim! İktidarın muhalefet partisi başkanına yönelik hukuksuzluğu aydınlatma görevi vardır.

Nokta. İşin ahlaki boyutunun siyasal tartışma malzemesi yapılması yakışıksızdır. Nokta. Bunların dışında, “kimin, neyi, niye yaptığı” sorusunun artık önemi yoktur. Bu noktadan sonra, CHP’nin mevcut durumda, liderlik sorununu en iyi şekilde çözmesini beklemek zorundayız. Bu koşullar altında, Baykal’ın siyasete geri dönmesi en kötü çözümdür.

TEŞHİR SÜRECİ

“Komplo” bahanesi bu sorunun hallini geciktirmek için bir gerekçe olamaz. Bu bahaneye sığınılacaksa, bu durum, ancak (eğer varsa) CHP’ye yönelik “komplo”nun amacına ulaşmasını sağlar o kadar! CHP, şimdiye kadar kendisine yöneltilen tüm eleştirileri, yani “kişi partisi” olduğunu, “cemaat” kuralları ile hareket ettiğini, “kapıkulları” sistemi işlettiğini teşhir etme sürecine girmiştir. Bu intiba ve ithamlardan kurtulmak veya buna teslim olmak kendi iradelerine kalmıştır. Diğer taraftan, CHP’nin tüketilmesi veya kendini tüketmesi, Türkiye’de siyaset sahnesinde, müthiş bir boşluğun ortaya çıkmasına neden olur. Bundan kimse medet ummasın, zira, bu türden bir boşluk, Türkiye’de mevcut siyaset krizini hafifletmez, tam tersine azdırır.


Bu noktada, açıklığa kavuşması gereken diğer bir husus, CHP’nin siyaset sahnesinde doldurduğu yerin “sol” siyaset değil, Cumhuriyet rejiminin “kurucu değerlerini temsil eden parti” olma iddiasıdır. O nedenle, bugüne kadar CHP’ye yöneltilen “gerçek sosyal demokrat” parti olup olmadığı yönündeki eleştiri ve zorlamalar isabetsizdir. Bu eleştiriyi en çok dillendirenlerin, Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri ile sorunlu olan, sağ-muhafazakârlar olması da ayrıca anlamlıdır.

CHP kendini “ortanın solu” olarak tanımladığı dönemde, sosyal demokrasi değerleri ile Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri uyumlu idi. Sol siyasetin, özgürlük ve kimlik vurgularını öne çıkardığı bir dönemde, CHP’nin kendini sol siyaset çerçevesinde tanımlaması zora girmiştir. Diğer taraftan, bu vurguları öne çıkaran sol siyasetin kendini başka bir yerde tanımlaması önünde hiçbir engel yoktur, o nedenle, sol siyasetin kuraklığının suçunu CHP’ye yüklemenin de fazla bir anlamı yoktur. CHP’nin taşıyamadığı değerleri, başka bir zeminde yeşertmek pekala mümkündür, bu olamadıysa, nedenini başka yerde aramak gerekir.

Mevcut koşullar altında, CHP’nin aldığı oy, sol siyaset kaygılarını değil, muhafazakarlığa karşı özellikle laik kaygıları merkeze alan duyarlığın ifadesidir. CHP imkânının tükenmesi, bu alanda bir boşluğun ve huzursuzluğun ortaya çıkmasına neden olacak.

YOL, YOL DEĞİL

Bu çerçeve içinde ise CHP seçmeninin de, parti kadrolarının da artık, kaygı duydukları “Cumhuriyet değerleri” üzerine daha derin düşünmesi ve mevcut bakışlarını sorgulamasında yarar var. Zira, aslında, CHP sol siyasetin değil, Cumhuriyet’in kurucu ilke ve değerlerinin tıkanması açısından sorumluluk sahibidir. Kurucu ilkelerin, toplumsal süreç ve taleplere gözlerini, kulaklarını sonuna kadar kapayarak korunması ancak demokrasiye rağmen mümkün olabilir. Şimdiye kadar kurucu ilkeler adına tutulan yol bu olmuştur, ancak bu yol yol değildir! Türkiye’de yaşanan krizin nedenlerinden biri budur.

X