Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP’de yeni tarz-ı siyaset

GEÇEN cuma: Silivri’de Ergenekon davasını izlemek.

Geçen pazar: Malatya’da füze kalkanı protestosuna katılmak.
İki gün önce pazartesi: Erzurum Tortum’da HES mitinginde yer almak.
İki gün önce pazartesi: Siirt ve Batman’da PKK saldırısında hayatlarını kaybedenlerin ailelerini ziyaret etmek.
Bunlar CHP milletvekilerinin inisiyatif aldıkları eylemler. Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin neresinde olursa olsun, CHP milletvekilleri hem benzer eylemlere katılmaya, hem de herhangi bir haksızlık ya da terörle karşı karşıya kalmış insanlarla bütünleşmeye kararlı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Birgül Ayman Güler ile arkadaşları pazartesi günü Siirt ve Batman’da PKK saldırısına uğrayanların ailelerini ziyaret ediyor. Dün Ankara’ya dönerken, Güler ile konuşuyorum.
BUNDAN SONRA BÖYLE
Mitinglere katılmalar, davaları izlemeler, aile ziyaretleri. Arka arkaya, bunlar rastlantı olamaz. Güler’e bunu sorduğumda farklı bir yanıt alıyorum:
“Yeni CHP’de yeni siyaset tarzıdır bu. AKP iktidarı ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle yönetiyor, Meclisi adeta esir alıyor, dışlıyor. Biz de, buna karşı bir yandan Meclis’te mücadele ederken, öte yandan Türkiye’nin her yerine dağılmaya karar verdik. Bundan sonra Türkiye’nin neresinde, ne oluyorsa, biz de orada olacağız, halkın içinde olacağız. Terör mağduru ise, acısını paylaşacağız, başka bir haksızlık varsa, yanında yer alacağız”.
Meclis’te çalışmalar kısa sürede rutin hale geliyor. Tek parti iktidarı muhalefete şans tanımadığı için her şey çoğunluğun azınlığa baskısına dönüşüyor. Muhalefette bıkkınlık başlıyor, dinamizm kayboluyor. O da, iktidarın ekmeğine yağ sürüyor. Bu durumda en iyi çözüm, geçmişteki örnekleri gibi, halka gitmek.
KART’IN DİLEKÇESİ
Başka bir eylem türü CHP belediyelerine yolsuzluk iddiasıyla düzenlenen operasyon sırasında orada olmak. Örneğin, geçen hafta Maltepe Belediyesi aranırken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Ankara’dan Maltepe’ye geliyor.
Ülke çapında yeni siyaset tarzı Meclisi boşlamak anlamına gelmiyor.
CHP, farklı siyaset tarzına yol açan kanun hükmünde kararnameleri Meclis’te ele alıyor. CHP Konya milletvekili Atilla Kart, “yürürlüğe girmiş bulunan kanun hükmünde kararnamelerin Meclis’te öncelikle görüşülmesi için” Meclis Başkanlığına dilekçe veriyor.
Her olayda gözlerin çevrildiği CHP, yeni siyaset tarzıyla dinamizme kavuşmaya çalışıyor.

Yüzde 30 devalüasyon

DOLARIN 1.90 TL’yi görmesi ile birlikte, rekor lafları bir yana, son üç ayda devalüasyon oranı yüzde 30 dolayına ulaşıyor. Fiyat artışlarını kamçılayan çok yüksek bir oran.
Amerika ve Avrupa’daki ekonomik çalkantıya paralel, dolar dünyada yükseliyor. Bizde bir nedeni daha var. Yerli ve yabancı yatırımcılar dolar topluyor. Yani, spekülasyon. Aslında TL dolar karşısında  aşırı değerli iken, şimdi gerçek değerini arıyor. Dolar gerçek değerine otururken, birileri rantın üstüne oturuyor. Bu bizlere pahalıya mal oluyormuş, ne gam.
Yüzde 30 devalüasyon TL’de tarihsel değer kaybı. Bunu petrol, doğalgaz, elektrik ve benzeri temel girdilerde yeni zamların izlemesi sürpriz değil.

Bu nasıl kurtulmaksa

ÖLENLER ölüyor, geride kalanların durumu facia.
On gün kadar önce PKK Siirt’te yemeğe giden gençlerin bulunduğu bir arabayı önce ateş altına alıyor, sonra el bombası atıyor. Dört sivil genç hayatını kaybediyor.
Türkiye olağan olarak hayatlarını kaybedenler üzerinde duruyor, geride kalanlara ilgi biraz arka plana düşüyor. Oysa, orada dram devam ediyor. Saldırıda iki genç kız kurtuluyor. Nasıl kurtulmaksa, genç kızlardan birinin ayağı kesiliyor, öteki genç kız felç oluyor. Aileler büyük acılar içinde:
“Bunları yapanın başına Allah aynısını versin”.
Lanet ediyorlar, beddua ediyorlar, ama PKK’nın adını ağızlarına almıyorlar. Korkudan. Acılarını bile yaşamaktan ürküyorlar.

“PKK benim tabanım”

BİR sözü gürülteye gidiyor Başbakan Erdoğan’ın. Oysa, o söz ve devamı önemli.
Makedonya dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalar yaparken Erdoğan, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın 4 Eylül günü Ankara’da AB Büyükelçileriyle bir araya geldiğini ve orada şu sözü söylediğini aktarıyor:
“PKK benim tabanım”.
Daha önce bu kadar net dile gelmemiş olsa bile, bazı yorumlarda rastlanan bir söz. Erdoğan’ın açıklamasını Demirtaş yalanlamıyor, hatta doğrular bir üslupla, “Başbakan bunu nasıl öğrendi” diye soruyor. Nasıl öğrenecek, MİT ne güne duruyor.
Medyada pek yer bulmayan bu polemiğin üzerinden 48 saat geçiyor, çeşitli illerde çok sayıda KCK’lı gözaltına alınıyor. Gözaltı dalgası akla Erdoğan’ın uçaktaki açıklamasını getiriyor. KCK “PKK’nın şehir örgütlenmesi” olarak nitelendiğine göre.

X