Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP artık her legal eylemde olacak

“YÜRÜYÜŞE katılan sadece işçiler olsa, sendikalar bunu denetler, işçiler birbirini kontrol eder ama, araya radikal öğrenci gurupları sızmış, onları sendikalar kontrol edemiyor.”

Ankara’da biber gazı ve basınçlı su kullanan polisin müdürlerinden biri, işçilerin protesto yürüyüşüne katılan CHP milletvekillerine bunu söylüyor.
Polise göre, işçileri kışkırtan, polise taş atan zaten işçiler değil, araya sızan radikal öğrenci gurupları.
Nasıl oluyorsa, her türlü fenalığın başı, bu radikal öğrenci gurupları.
Taş atan o radikal öğrenciler olsa bile, Ankara Valiliği daha başta işçilerin protesto yürüyüşüne izin vermemiş, daha başta yürüyüşü engellemek için yanında biber gazı ve basınçlı su getirmiş, daha başta gerginlik tohumları ekilmiş.
Şimdi “radikal öğrenci gurupları”, deyip biber gazına ve basınçlı suya mazeret bulmaya çalışmak, pek makul gelmiyor. Kaldı ki, o guruplar düşman mı?
İKTİDAR İNADI
İşçilerin Torba Yasada çalışma yaşamını yeniden düzenleyen maddelerle ilgili protesto yürüyüşüne CHP milletvekilleri de katılıyor.
Polis milletvekillerine hiç bir müdahalede bulunmuyor. Hatta, sık sık polisle CHP milletvekilleri arasında olay çıkmasını önlemek üzere, diyalog kuruluyor. CHP Gurup Başkan Vekili Muharrem İnce işçi liderleri ile polis müdürleri arasında gidip gelerek, olayların daha da büyümesini önlüyor.
İşçiler Kızılay’da basın açıklaması yapmak istiyor, polis o noktada açıklamaya izin vermiyor. Gerginliğin tırmandığı an burası.
Basın açıklamasını işçiler orada yapsa, dünya mı batacak?
Yoo, ama “benim iradem geçerli” mantığı, “ben dersem, o olacak” inadı. Bu inat üzerinden, bir tür iktidar egzersizi. Devlet gücü gösterisi.
“Halkın sesine kulak vermek” basınçlı suya ve biber gazına kurban gidiyor.
İLK PROVA
İşçi protestosuna CHP milletvekillerinin katılması, milletvekillerinin tek tek gönüllü katılımını aşıyor. Sıradan değil, bilinçli bir tavrın ilk provası.
Mecliste bir tasarı görüşülürken, konuşma süresinin beş dakikayla sınırlanması, önerge sayısının yine sınırlanması, Adalet Komisyonunda yüksek yargıyla ilgili tasarıda olduğu gibi, CHP’yi farklı bir tavra götürüyor:
CHP bundan böyle her türlü legal, anayasal gösteriler içinde yer almaya karar veriyor. Çimenleri ezmeden, camları kırmadan, bir yerleri yakmadan, yıkmadan her türlü toplumsal eyleme katılmaya karar veriyor.
Bu bir muhalefet partisinin altmış yıllık demokrasi tarihimizde bu yönde aldığı ilk karar.
İktidar bizi Mecliste konuşturmuyor, biz de sokağa çıkarız, direnişi.

Baradey’in şansı zayıf

MISIR’da ayaklanmalar başladığında Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu eski başkanı, Nobel Barış Ödülü sahibi Baradey ülkesine dönüyor ve muhalefetin başını çekiyor.
Baradey adı dört yıl önce İran atom bombası yapıyor, iddiaları sırasında çok sık duyuluyor. O günlerde Baradey Tahran’a gidiyor ve İran’ın nükleer enerji üretimini inceliyor, bununla ilgili rapor hazırlıyor.
İddia sahibi Amerika Baradey’den memnun kalmıyor, çünkü o Amerika’nın istediği raporu yazmıyor.
Bu nedenle Amerika Baradey’i desteklemiyor, onun Mısır’da liderlik şansı zayıf. Aksi sürpriz olur.

İki suikast ihbarına iki soru önergesi

MİT, 2007’de Başbakan Erdoğan’a suikast yapılacağına ilişkin duyumu “önemli iddiaları içermesi nedeniyle teyidi beklenmeden” Başbakanlık ile İçişleri Bakanlığına gönderiyor. O duyum daha sonra Ergenekon dosyasına konuyor.
CHP Gurup Başkan Vekili Kemal Anadol bir önergesiyle Başbakan Erdoğan’a soruyor:
- Aradan geçen 3.5 yıl içinde, o duyumun doğruluğunu teyit için araştırma yapılmış mıdır? Yapılmışsa, ne sonuç elde edilmiştir?
- Suikast girişiminin gerçekten var olduğu ortaya konulabilmiş midir?
- Söz konusu bilgi notunun 3.5 yıl önce değil de, bugünlerde kamuoyuna duyurulmasının nedeni nedir? Bu tür iddiaların basına sızdırılmasında siyasi kazanç elde etme niyeti mi vardır? Böyle bir niyet yoksa, olayın açığa çıkması için güvenlik güçleri ne yapmıştır?
İşin şakası yok, Başbakana suikast ihbarı var ve bu ihbar 3.5 yıl sonra medyada şöyle bir yer alıyor, ardından Ergenekon dosyasına konuyor.
Kemal Anadol’un ikinci soru önergesi Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddiası ile ilgili. O iddia ile ilgili Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı “Kozmik Odada” günlerce arama yapılıyor.
Anadol şimdi yine Başbakan Erdoğan’a, Arınç’a yönelik suikast iddiası ile ilgili soruşturmanın bulgularını soruyor. Aradan bir yıl geçiyor, iddiaya dönük hiç bir açıklama yok.
Çok ciddi ihbarlar, iddialar havada uçuşuyor, ardından tam sessizlik. Şimdi bu sorulara verilecek yanıtları öğrenmek herkesin hakkı.

X