Gündem Haberleri

GÜNDEM

    CHP: Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağız

    Hürriyet Haber
    12.05.2010 - 17:17 | Son Güncelleme: 12.05.2010 - 17:56

    CHP Sözcüsü Mustafa Özyürek, MYK toplantısının ardından bir açıklama yaptı.

    Açıklamayı yaptığı saatlerde, Cumhurbaşkanı Gül'ün Anayasa paketini onayladığını öğrenen Özyürek, 'Yarın Anayasa paketinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağız' dedi.

    İşte Özyürek'in açıklamasından satır başları:

    CHP kurultayına çok az bir zaman kaldı. Bu zamanı çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Atatürk spor salonunda yapıyoruz. İstiyoruz ki güzel bir kurultay olsun. CHP’ye yakışan bir kurultay olsun. Geniş katılımlı bir kurultay olsun. Örgütlerimizden gelen taleplere baktığımızda oraya sığmamız mümkün değil. Salonun etrafı bir miting alanına dönecek.

    Tabi bu basın toplantılarımızı sizlerin ileteceği haberleri örgütlerimizde yakından izliyorlar. Burada teker teker gelen il ilçe başkanlarımız var. Kısa sürede genel başkanvekilini ve genel sekreterimizin belirleyeceği bir tarihte il başkanları toplantımızı yapacağız.

    Daha önce yaptığım açıklamalarda, sizlere de açıkladığı gibi bir komployla karşı karşıyayız. Bu komplo haneye tecavüz edilerek, işte çeşitli parçalar takılarak montajlanarak bir görüntü ortaya konulmuştur. Bununla CHP Genel Başkanı’nın siyasetten uzaklaştırılması hedeflenmiştir. CHP’nin etkisizleştirilmesi kararlaştırılmıştır.

    Bundan bir yıl önce sürekli YÖK ile AKP arasında bir kavgaya tanık olurduk. Şimdi neden yaşanmıyor? Çünkü YÖK teslim alındı.

    Daha önce TSK’yla tartışmalar olurdu, TSK susturulmuştur. Böyle bir tartışmaya tanık olamıyorsunuz. Şimdi hedefte yüksek yargı organları var. Anayasa değişikliğinin amacı da yüksek yargıyı ve HSYK’yı etkisizleştirmek ve Gül anayasa değişikliğini onaylamış.

    Geriye ne kalıyor, bir tek CHP kalıyor. Tabi tek başına CHP değil, Deniz Baykal’la birlikte yürüyen, demokratik cumhuriyeti inançla savunan bir CHP. Bunun için çok yollar denendi. Genel başkanımızı etkisizleştirmek için uydurma belgeler çıktı.

    Dışarıda bir tek hesabı bile olmayan Deniz Baykal’ın, milyonlarca dolar hesabına para yatırıldığı iddiaları oldu. CHP için bağış aldığına dönük belgeler, sahte belgeler piyasaya sürüldü. Savcılığın bu konuda açıklamalarına rağmen bir türlü dışişleri bakanı bu belgelerin sahte olduğunu ifade etmedi. Bu sahte belgeler çıktığında ben dedim ki, kanıtlasınlar bu paranın CHP’ye geldiğini, onun 10 mislini iade etmeye hazırım dedim.

    Şimdi bir çirkin komployla karşı karşıyayız. Bu komployla CHP’yi ve Deniz Baykal’ı etkisizleştirmeye çalışıyorlar. Genel başkanımızın istifası bir geri çekilme değil, bir hesaplaşma için istifa etti.

    Biz öncelikle bu komplonun hükümet tarafından ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Çünkü Türkiye’de olup bitenlerden hükümet sorumludur. Hükümet yetkilileri olaydan kaçmaya çalışıyor.

    Süleyman Demirel’in güzel bir sözü vardı. Fırat kenarındaki koyun kaybolsa sorumlu benim derdi. O yüzden bu konuyu aydınlatması gereken hükümettir.

    Genel başkanımız meydan okuyarak çekildi, istifa etti. O zamanda dediği gibi eğer partim bir kurultayda yeni bir aday çıkarabilir ve onun etrafında bir birliktelik sağlarsa bende buna katkı veririm dedi. Ama böyle bir birliktelik sağlanamaz, yeni bir aday etrafında birleşilmezse ben partimi boş bırakamam dedi.

    Bugün bir televizyon kanalındaki açıklamam başka bir noktaya taşındı. Şu anda da konuyu söylüyorum. Bizim düşüncemiz budur. Biz tabi kurultayda isteyen arkadaşımız aday olabilir. Buna bizim karşı çıkmamız söz konusu değildir. çünkü 10 gün kalmış, bu partinin sahibi kurultaydır. Örgütlerde herhangi bir CHP’li aday olmak isterse bu onun en doğal hakkıdır.

    Ama ortada bir aday yokken genel başkanımızın herhangi bir isim telaffuz etmesi, onu destekliyorum demesi söz konusu değildir. Benimde bu anlamda bir ifadem yoktur. Ortada adı geçen isimler olarak Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bahsettim ve başka isimlerin çıkabileceğini söyledim. Olay budur, daha önümüzde on gün var. Bu sürede bütün örgütümüzün sahipleneceği ve CHP’yi çizgisinden saptırmadan götürecek, referandumda genel seçimde partiyle birlikte hareket edecek bir aday çıkarsa tabi ki biz mutlu oluruz. Ama çıkmazsa genel başkanımız bizi yalnız bırakmayacaktır.

    Biliyorsunuz burada daha önce Önder Sav ve MYK üyelerimiz birlikte İstanbul’daki bir dilekçeden emniyet kaynaklarına yansıyan bir ihbar mektubundan hareketle bir basın toplantısı yapmışlardı. O toplantıdan sonra Mustafa Sarıgül karşı dava açtı ve bizleri suçladı.

    Bizim şikayetimiz 15 Nisan’da emniyete yansımış olan bu ihbar mektubunu, 6 mayıs tarihine kadar bu dilekçe işleme konmamıştır. Savcılığa yansıtılmamıştır. Ergenekon dosyalarından biliyoruz ki imzasız ihbar mektupları anında işleme konuyor ve adı geçen kişilerin hemen sorgulanmasına başlanıyor.

    Nihayet bazı gözaltına alınanlar oldu. Bazıları salıverildi, bazıları sorgulandı, savcılığa sevk edildi. Emniyet bunun üstüne gittiği zaman olayı ortaya çıkaracaktır. Ama CHP’yle ilgili olduğu zaman bir konu savsaklanıyor. Van’da olduğu gibi, Kayseri’de bir bakana yumruk atıldı, emniyet müdürü değişti, davalar açıldı. Samsun’da Ahmet Türk yumruklandı, emniyet müdür değişti, davalar açıldı.

    Van’da Deniz Baykal’a saldırı oldu. Bir şey olmadı.  Bir kaset, bir komployla karşı karşıyayız.
    Başbakan talimat verdi, MİT harekete geçti, üç bakan CHP’ye bilgi verecekler. Bugüne kadar CHP’ye gelmiş en ufak bir bilgi yoktur. Sayın Başbakan’ın erişimi engellediği söyleniyor, savcılık erişimi engelledi. Biz suç duyurusunda bulunduk ve gizlilik kararı aldırdık. Hükümet kılını kıpırdatmadı.

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı