Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CHP, açılımı yavaşlatmayı başardı

Kürt Açılımının salı günkü ilk provası, bugün nelerin yaşanacağını gösterdi. AKP’nin ümidi, CHP’nin makul ölçülerde muhalefet yapmasıydı. Ancak Baykal, tüm beklentileri suya düşürdü. AKP’lileri hayal kırıklığına uğrattı. Bu durumda, Erdoğan ya daha da büyük risk alıp yoluna devam edecek veya vites küçültmek zorunda kalacak.

TBMM salı günü Türkiye’ninen önemli, en hayati sorununu ele aldı. Öylesine hayati bir sorun ki, çözümlenebildiği taktirde, ülkenin önü açılacak, insanları zenginleşecek ve barışa kavuşacaklardı.

 

Ne yazık ki, TBMM’de yaşananlar, böylesine önemli bir ortama uygun değildi.

 

Elimizi ayağımızı bağlayan teröre karşı ortak bir tavır alması gereken mecliste, mahalle kavgası gibi bir manzara vardı.

 

Çok üzücü manzaralar yaşandı.

 

AKP’yiengelleyebilmek için, Açılıma karşı yumruklar sıkıldı. Muhalefetin bu sert tutumu işe de yaradı. AKP’liler kamuoyuna da yansıyan bu tepkiden çekinmeye başlar oldular.

 

Özetle, salı günü genel görüşmede yaşanacakların adeta bir provası sahnelendi.

 

Bu kavgaları gördükten sonra, Erdoğan’ın tutum değiştirip değiştirmeyeceğini bilemem, ancak partinin  üst düzeyi ile konuştuğunuzzaman, derin bir hayal kırıklığı görüyorsunuz.

 

Ben, bu yola çıkarken Erdoğan’ın sadece kendi partisinin çoğunluğuna dayandığınaeminim. Ancak, hesaplarının içinde muhalefetten de, kısıtlı dahi olsa bir destek beklediği anlaşılıyor.

 

ERDOĞAN, CHP’Yİ YANINA ÇEKEMEDİ

 

AKP’nin hesaplarını bozan en temel unsur, CHP’nin bu açılım konusundakitutumu oldu.

 

AKP’liler MHP’den hiçbir zaman destek beklemediler. Zira MHP’nin tavrı çok netti. Bu nedenle MHP’nin Açılıma muhalefeti doğaldı.

 

Ancak, AKP’nin gözünde CHP farklıydı. Kürt konusunda ilk adımı atmış bu partiden daha anlayışlı bir muhalefetbekliyorlardı. Baykal’ınkurşun gibi sert muhalefet yapması, Erdoğan da hem hayal kırıklığı yarattı, hem de oyun planını bozdu. Eğer CHP biraz esnek veya anlayışlı davransa,AKP’nin işi çok kolaylaşacaktı.

 

Baykal  da, Erdoğan’ın bu senaryosunu gördüğünden dolayı olacak, AKP’ye hiç müsamaha göstermedi. Çok sert bir muhalefetyaptı.

 

Açılımın başarılı olması durumunda AKP’nin özellikle Güneydoğu’da oy patlaması yapacağını düşündüler beklide. Baykal, AKP’nin oyunu kesmek ve Açılım aleyhtarı kesimin tüm oylarını da MHP’ye kaptırmamak için kollarını sıvadı ve MHP’nin söylemi kadar sert bir tutum takındı.

 

Baykal bu yaklaşımıyla, Ulusalcı ve laik oylar kadar, milliyetçi oylara da ortak oldu.

 

Bahçeli, bu hiç beklemediği ortağı saf dışı edemeyeceği için, ses tonunu arttırmaktan başka birşey yapamayacak noktaya geldi.

 

Gördüğünüz gibi, bir yandan Kürt Açılımı, öte yandan ise seçim hesapları yapılıyor. Ülkenin en önemli sorunu da abuk sabuk bir yöne kayıyor.

 

Politikacılarımıza bir de uyarımız var.

 

TBMM’de sergiledikleri tutumlar, yarın taraftarlarınca tekrarlanmaya başlarsa, çok yazık olmaz mı?

                                  *                                *                                *

 

10 KASIM’DA ISRAR ETMEK DEĞDİ Mİ?

 

Salı günkü manzarayıgördükten sonra, kendi kendime hep aynı soruyu sordum.

 

Kürt Açılımının ön görüşmesinin illa 10 Kasım günü yapılması için iktidarın ısrarına gerek var mıydı?

 

Bir tek Başbakan “Bu günü, Atatürk’ün yurtta sulh cihanda sulh, sözüne uygun olduğu için özellikle seçtik. Sembolik bir anlamı var...” dedi, iktidarın diğer sözcüleri ısrarla, 10 Kasım’ın herhangi bir başka çalışma gününden farklı olmadığını, gecikmemesi için bugünün seçildiğini ileri sürdüler.

 

Bunca kavgayı gördükten sonra, herhalde şimdi AKP’liler de “Canım, bu kadar ısrar etmeseydik, böylesine gerilim çıkmazdı...” diyorlardır.

Çok basit bir kural vardır.

 

Eğer önemli ve çok tartışmalı bir adım atacaksanız, cephe sayısını arttırmazsınız. Tek bir olaya konsantre olursunuz.

 

10 Kasım ısrarı, AKP’ye hiçbir şey kazandırmadı. Hatta Kürt Açılımınıbile bir oranda zedeledi. Muhalefetin duyarlığına dikkat edilip,11 veya 12 Kasım günlerine taşınmış olsaydı, belki yine aynı gerilim yaşanacaktı, ancak işin içine Atatürk sokulmayacaktı.

 

AKP’liler kabul etmeli ki, ya kafalarındaki hesaplar tutmadı veya hesapsızlıkları nedeniyle gerilim arttı.

 

Kamuoyuna yansıyan görünüm, “Hırçın bir muhalefet” ve “Muhalefetin hırpaladığı bir iktidar” şeklinde oldu.

 

Kimbilir, belki de AKP’nin istediği budur...

X