Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Chirac'ın konuşmasının Türkiye ile ilgili bölümü

    Hürriyet Haber
    30.04.2004 - 00:00 | Son Güncelleme: 30.04.2004 - 00:01

    Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın, Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili soruya verdiği cevabı şöyle:"Bu çok önemli bir sorudur. Benim hissiyatımı herkesin paylaşmayacağını biliyorum ve bunu peşinen kabul ediyorum. Türkiye'nin AB'ye girmesi için gerçek bir tartışma olduğu doğrudur. Bu konu Fransa'da olduğu gibi tüm AB üyesi ülkelerde tartışma konusudur ve görüştüğüm hiçbir ülke lideri hatırlamıyorum ki bu konuyu ele almayalım. Bu nedenle tutkulardan arınarak bu çok önemli problemi konuşmamız gerekiyor. Bunu için iki soru sormak gerekiyor. Birincisi Türkiye'nin üyeliği arzu ediliyor mu, özellikle prensipte arzu ediliyor mu? İkincisi Türkiye'nin üyeliği bugün mümkün mü? Benim kanıma göre Türkiye'nin Avrupalı olma yeteneği (vokasyonu) vardır. Ama Avrupa Birliği'ne girmesi için gerekli kriterleri bugün henüz tamamlamamıştır. Çok önemli bir konu olduğu için detaylarıyla açıklanmaya değerdir. Şimdi birinci soru ‘Türkiye'nin üyeliği arzu ediliyor mu? Türkiye'nin kısa vadede Avrupa Birliğine girmesinin arzu edilmediği kesin bir gerçektir. Ama kanıma bu uzun vadede olabilir. Tabii ki bu ülkede bugün izlenen pozitif gelişmeler teyit edilirse bu gerçekleşebilir. Niçin uzun sürede üyeliği arzu edilir, iki nedenle. Birincisi Türkiye'nin Avrupalılık yeteneği vardır. Buna geçen yüzyılın bütün tarihi şahit olmuştur. Tabii Franços-1 e kadar uzanmayacağım ama Türkiye'nin kaderi daima Avrupa'ya bağlı olmuştur ve bu ülke her zaman Avrupa medeniyetleriyle birlikte olmuştur (işbirliği yapmıştır). Türkiye bugün Nato, Avrupa Konseyi, OECD ve özellikle Avrupalı diğer kurumların en önemli ve özverili üyesidir. Diğer taraftan 40 yıldan fazla zamandır, 1963 te Türkiye bir gün Avrupa Birliği'ne girmeye karar vermiştir. Bu 1963 te oluyor. Bu perspektif hiçbir zaman tartışma konusu olmamıştır. Ne bir Avrupa Birliği ülkesi ne de 1963 ten bu yana Fransa'yı yöneten Cumhurbaşkanı veya Başbakan hiçbir şekilde bunu tartışma konusu yapmamıştır. Bu Avrupa perspektifi 1999 da Avrupa Birliği benimde Başbakan Lionel Jospin'le katıldığım Devlet ve Hükümet Başkanlarınca teyit edilerek Türkiye'ye adaylık statüsü verildi. Bugün Türkiye AB'ye girmek için adaydır ve bu kesindir. İkinci nedeni: Türkiye'nin sunduğu avantajlardır, öncelikle siyasi çıkarlar çerçevesinde Türkiye gibi büyük bir ülkeyi yanımızda görmek isteriz. İstikrarlı, Modern, Demokratik , 1924 ten beri Laikliği seçmiş, hedeflerimizi ve değerlerimizi paylaşmayı kabul eden bir Türkiye'nin etrafını çeviren bütün bölgeye bir model oluşturabilir. Böyle perspektifi olan ve Avrupa'ya adapte olan bir Türkiye'yi Avrupa Birliğine almak onu dini ve etnik nedenlerle dışarıda bırakmaya tercih edilmelidir. Bu İslam ve batıyı bahane ederek medeniyet şoku yapmayı planlayanların oyununu bozacaktır. Türkiye'nin şimdiki potansiyel ekonomik gücünü de unutmamak gerekir. İkinci soru: Türkiye'nin Bugün Avrupa Birliğine girmesi mümkün mü? Bu soruya bugün ‘hayır' cevabı veriyorum, çünkü AB'ye üye olmadan önce tam üyeliğin tüm şartlarına uymak gerekiyor. Kanıma göre bu gün bunu söyleyemeyiz. Kopenhag kriterleri olarak adlandırdığımız Demokrasi, İnsan hakları, Pazar ekonomisi hedefleriyle ilgili tüm yeni üyelerden istenen şartları Türkiye bugün yerine getiremiyor. Türkiye hiç şüphesiz çok büyük çabalar sarf etti. Çok büyük... birkaç yıldır çeşitli alanlarda kriterlerimize uymak için parlamentosundan geçirdiği, Anayasal olsun olmasın, kanunların hemen hemen hepsi oybirliğiyle kabul edildi. Bu Türklerin Kopenhag kriterlerine ne kadar uymak istediğinin bir göstergesidir. Diğer taraftan bu kanunların uygulanması için görüşüme göre daha yapılacaklar olduğunu inanıyorum. Daha birçok problem var, bunları insan hakları alanında, kültürel ve dini azınlıkların korunması ve adalet sisteminde görüyoruz. Eğer her AB üyesinden istenen şartlara uymak istiyorsak daha çok önemli ilerlemeler kaydedilmesi gerekiyor. Peki ne olacak?- Komisyon ekim ayında sanırım AB Konseyine bir rapor sunacak ve Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyup uymadığını belirleyecek. Konsey'de ele alınacak bu rapor verildikten sonra iki ihtimal olabilir. Birincisi Türkiye'nin çabaları ve gelişmeler gerçekten önemlidir ama yeterli değildir ve bunları gerçekleştirebilmesi ve her alanda uygulamalarının sağlanması için Türkiye'ye zaman tanınmalıdır. İkincisi ise AB Konseyi Komisyon raporuna göre Türkiye'nin kriterleri yerine getirdiğine ve tam üyelik müzakerelerinin başlamasına karar verir. Her şeyin çok açık olması lazım. Kabul edelim ki Komisyon raporu gelecek yılın başında müzakerelerin başlamasına imkan verdi. Bu üyelik müzakerelerin uzun çok uzun olacağını bilmek gerekir. İngiltere girdiğinde Tarım Bakanıydım bunu iyi biliyorum. Bu müzakereler uzun çok uzun olacak, 10 yıl hatta daha fazla sürebilir. Türkiye'nin Avrupa Birliğine entegre olması için bu müzakereler çok zor geçecek. Avrupa Birliğinin tüm ekonomik, sosyal, siyasi ve adli normlarına Türkiye'nin tam uyması gerekecek, Türkiye bazen süre isteyebilecek, özetle bunlar çok zaman alacak. Tabii ki bütün bunlar sürerken Avrupa Birliğinin gelişmelerle ilgili daimi siyasi bir kontrolü olacak. Bütün bunlar gerçekleştikten sonra Türkiye'nin tam üye olabilmesi için en büyük sorun yaratacak olan durum hazırlanacak yeni AB anlaşmasını tüm üye ülkelerin onaylaması olacak. Türkiye'nin üye olması için her ülke tek tek konuyu görüşüp tartıştıktan sonra onaylayacak. İşte bir tek o zaman Türkiye'nin kabul edilip edilmeyeceği kesinleşecek. Son söz Avrupa ülkelerinin olacak, Fransa'a gelince o zamanki gelişmelere göre Türkiye'nin üyeliği Parlamentoda mı yoksa Referandumla mı kabul edilecek o zaman kararlaştırılacak. Yani bu 10-15 yıllık bir perspektiftir. Evet bu son derece zor problem için söyleyeceklerim budur." 
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı