"Noyan Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Noyan Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Noyan Doğan

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na tavsiyeler

Yıl 1999... Büyük can ve mal kayıplarına neden olan Marmara Depremi’nin hemen ardından, dönemin hükümeti; bir taraftan depremin devlet bütçesine getirdiği yükün altından kalkılır gibi olmadığını, diğer taraftan da binaların kağıttan kuleler gibi yıkıldığını görünce, çözüm bulmak için kolları sıvadı. Haksız da sayılmazdı. O büyük depremde, 380 bine yakın konut ve işyeri hasar gördü, 134 bine yakın da bina çöktü.

Deprem yardımı için avuç açtığımız başta, Dünya Bankası olmak üzere, gelişmiş ülkelerle görüşüldü ve tavsiyeler üzerine, iki önemli uygulama için çalışma başlatıldı. Biri, konutlara zorunlu deprem sigortası yapılması... Diğeri ise inşaatların sigortalanması. Nitekim, zorunlu deprem sigortası hemen devreye sokuldu ve bugün halen uygulama başarılı bir şekilde devam ediyor.

Ancak dönemin Bayındırlık Bakanlığı -ki, bugün adı değişti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı oldu- inşaat sigortasının tüm şartlarını kimseye sormadan, kendine göre belirlemeye kalkınca... Sigorta şartları içine de; sigorta şirketlerine, hem teminat verdikleri inşaatlardan yıllarca sorumlu olacaklarına, hem de deprem gibi doğal afetlerde oluşacak hasarı sorgusuz sualsiz ödeyeceklerine yönelik maddeler koyunca... Sigortacılar, ‘bu şartlarda yurtdışından teminat bulamayız, sigortayı da yapamayız’ diye isyan etti. Yaparsın, yapamazsın derken... İnşaat sigortası rafa kalktı.

Depremin üzerinden 12 yıl geçti ve bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı inşaat sigortasını yeniden günde getirdi. Bakanlığın hazırladığı Yapı Denetimi Kanun Taslağı’na göre; inşaat sahipleri, müteahhitler, yapı denetiminden sorumlu olanlar zorunlu olarak mesleki sorumluluk sigortası yaptıracaklar.

İNŞAAT SİGORTASINA İHTİYAÇ VAR

Öncelikle şunu belirteyim... Bu ülkenin inşaat sigortasına ihtiyacı var. Dün de vardı, bugün de var. Eminim bu satırları okuyan kimi kesimler, ‘elbette sigorta şirketleri her şeyden sorumu olacaklar; bugüne kadar bu uygulamaya geçilemediyse, sorumlusu sigortacılardır’ diyecektir. Maalesef, öyle değil işte. Bilmeyenlere ya da bilmezlikten gelenlere anlatayım. Mesleki sorumluluk sigortasının bir özelliği vardır... Sigorta şirketleri her şart altında oluşan hasarı ödemek zorundadır. Yani, inşaat deniz kumundan yapıldıysa da... Müteahhit malzemeden çaldıysa da... Kısacası bina çürükse de sigorta şirketi, tıkır tıkır hasarı öder. Dönüp, ‘kardeşim sen çürük bina yapmışsın’ deyip, ödediği parayı da talep edemez, hukuk yoluna başvuramaz.

O nedenle bu sigortanın uygulanması isteniyorsa ki, bana göre doğru olan budur... Öncelikle inşaat sigortasının şartları; mutlaka, başta Hazine olmak üzere sigortacılarla görüşülüp, ortak mutabakatla belirlenmeli. Yani, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kendi kafasına göre, sadece inşaatçılara danışarak ve ‘ben yaptım oldu’ şeklinde davranmaması gerekir.

GEÇMİŞTEKİ HATAYA DÜŞÜLMESİN

Daha da önemlisi, geçmişteki hataya düşülmemeli. Daha açık şöyle anlatayım. ‘Nasıl olsa sigortacıların asli işi bu, paraları da bol, ödesinler kardeşim’ tarzında yaklaşım sergilenir... Sigorta şirketinden, inşaatı bir kere sigortalayıp, 50 yıl sorumlu olması ve bu süre içinde de meydana gelecek depremlerde her şart altında hasarı ödemesi istenirse... Geçmişteki gibi kaos yaşanır ve bu sigorta uygulanmaz. Neden mi? Çünkü, sigortacılar dünyada benzeri olmayan böyle sigorta şartları için yurtdışından teminat bulamazlar... Bulamazlarsa da sigortayı yapamazlar. Kaldı ki, Van depreminde yeni yapılan ve depreme dayanıklı diye inşa edilip, onay alınan binaların bile kağıt gibi çöktüğü bilinirken.

Peki, bu şartlarda hiçbir şekilde sigorta yapılamaz mı? Yapılır yapılmasına da, inşaatın maliyeti kadar sigorta primi çıkar, bunu da kimse ödeyemez.
İşte bu yüzden, inşaatın her aşamasında getirilmek istenen sigorta, mesleki sorumluluk sigortası olduğundan... Başka sigortalara da benzemediğinden, şartlarının çok iyi belirlenmesi gerekir. Gerekir ki... Rafa kalkmasın, kriz çıkmasın, uygulanabilsin ve amaca hizmet etsin.
Not: İzninizle, kısa bir tatil yapmak istiyorum. Bayramdan sonra görüşmek üzere. Bu vesile ile bayramınızı da kutluyorum.

 

X