Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cevap yok

<B>- Beyefendi beyefendi! Bakar mısınız?!<br><br></B>- ..........<br><br><B>- Neden tükürdünüz yere?<br><br></B>- Bir arkadaşı bekliyordum da...

Yukarıdaki diyalog, geçtiğimiz günlerde sokağa tüküren bir adamla benim aramda geçti.

Sokağa tükürme alışkanlığımız ayrı mevzu; burada dikkatinizi çekmek istediğim şey, sorularımıza cevap alamadığımız hususu.

Bir dikkat edin, aldığınız cevaplar sorduğunuz soruların karşılığı mı?

- Beni seviyor musun?

Bu basit soruya verilen cevaplar muhtelif:

- Neden soruyorsun?

- Sen beni seviyor musun?

- Nereden çıktı şimdi bu?

- Bilmiyor musun?

- Saçmalama!

- Davranışlarımdan anlaman lazım.

Böyle uzar gider, ancak ‘‘Evet’’ ya da ‘‘Hayır’’ gibi net bir cevaba asla rastlayamazsınız.

Hadi burada duyguları gizleme, doğruyu söylemenin doğuracağı sonuçlardan kaçma var diyelim.

Ya bu ne?

- Akşama ne pişireyim?

- Ben daha acıkmadım.

Yoksa ben ‘‘Buyurun yemek hazır’’ mı dedim?

Örnekleri çoğaltabiliriz:

- Taze mi bunlar?

- Çengelköy'ün ablacım.

Ya da...

- Peynir Ezine mi?

- Buyurun tadın.

Haklı. ‘‘Evet’’ ya da ‘‘Hayır’’ demesi, peynirden bir parça kesip ağzıma vermesinden daha zor. Ayrıca ben peynirin memleketini tadından şıp diye anlarım.

* * *

Bir de espri sevenler var.

Annemin arkadaşı kulakları iyi duymadığı için doktora gitmiş. Muayene, tetkik, şu bu; sıra teşhise gelmiş.

- Ne varmış kulaklarımda doktor bey?

- Senin saçların neden ağardı teyzeciğim?

Belki de nezakettendir; doktor bile olsa bir erkeğin bir kadına direkt olarak ‘‘Yaşlanmışsınız’’ demesinin yakışık almayacağını düşünmüştür.

* * *

Son günlerde iyice dikkat eder oldum. Üstüne üstüne gidiyorum konunun. Yok. Cevap yok.

Ya arka arkaya ısrarla on kere soracaksın...

Ya yan sorularla neticeye varmaya çalışacaksın...

Ya da ön sorularla karşıdakini ısıtıp ana soruyu öyle soracaksın.

Kardeşim söyledi, ben de aynıymışım.

Bakın şimdi akan sular durdu; demek ki bu bir kusur değil, insanoğlunun bir özelliği diyeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çok şikáyetçiyim, bu ortada kuyu var yandan geç durumundan.

Direkt cevap istiyorum. Hem almak hem vermek.

Nedir bunun çözümü? Her sorudan sonra 4 de seçenek sunmaksa sunalım. Bana da sunsunlar.

Beni seviyor musun?

a) Evet, b) Hayır, c) Delicesine, d) Deli miyim, neden seveyim?

Hadi röportajlarda alıştık, siz ne sorarsanız sorun kişi istediğini anlatır; pek ender rastlanır net cevaplar verene.

Ama gündelik hayatta... Olmuyor.

Çocuğunun sınıfını geçip geçmediğini öğrenemediğim arkadaşlarım var. Ama yeni öğretim sistemini iyice belledim sayelerinde, o başka.

‘‘Yarın kaçta buluşuyoruz?’’ diye sorduğumda ‘‘Akşam 8'de’’ diyen biri çıksın. Sabah 9'dan başlayarak programını anlatmasın bana. Ya da anlatsın ama sonunda kaçta buluşacağımızı da söyleyiversin bir zahmet.


MIŞ-MUŞ

Tarım Bakanlığı yeni elde edilen tohumlara ülkücü isimleri takmış; kuru fasulyeye ‘‘Noyan Bey 98’’ demiş.

Bence ‘‘Enis Bey 01’’ daha uygun olurdu.

*

Derviş, sarışınlara hiç dayanamıyormuş.

İyi ki hükümette Çiller yok, Derviş'i parmağında oynatırdı vallahi.

*

Yenilikçiler, ‘‘Erbakan Nazi tipi liderdi’’ demişler.

Tayyip Erdoğan ise jön tipi.

*

Mesut Yılmaz, sigara içmemek için tespih çekiyormuş.

Yakında namaz kılarken de görürseniz yanlış anlamayın, karın kasları içindir.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI