Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cevap veriyorum

<B>MUTLU Cebeci, Ahmet Yılmaz,<br><br></B>Erkeklere önyargılı yaklaştığım konusunda hemfikir olan sizlere ortak cevap vereceğim.

Önce şunu belirteyim; benimki asla önyargı değil. Sonyargı.

Esas siz önyargılısınız erkeklere karşı. Kendinizden yola çıkarak bütün erkekleri sütten çıkmış ak kaşık olarak nitelendiriyorsunuz. (Önyargı olumlu da olabilir. Genellikle hep olumsuz olarak kullanıldığından, belki bilmeyen vardır diye belirtmekte fayda görüyorum.)

Sizler istisna olabilirsiniz. Ama ben olaylara daha genel bakıyorum. Ve iddialıyım. Erkekler tam benim yazdığım gibidirler.

Bugüne kadar sizden başka itiraz eden erkek olmadığı gibi, haklarında yapmış olduğum tespitleri ‘‘Muhteşem bir gözlem’’ olarak yorumlayıp tebrik ediyorlar.

Ayrıca ben bu kadın-erkek meselelerinde son derece objektif olduğuma inanıyorum. Herhalde siz ‘‘Kadınlar Bir Şey İstemez(!)’’ başlıklı yazımı okumadınız. Yalnız o mu, daha önce de defalarca kadın düşmanı olduğum intibaını uyandıracak kadar acımasız yazılar yazdım. Hiçbir kadın çıkıp da ‘‘Biz böyle değiliz’’ demedi. Yani sizin gibi iki kişi bile çıkmadı.

Ama ben,

‘‘Demek ki kadınlar kendilerini daha iyi tanıyorlar. Eleştiriyi kaldıracak kadar da olgunlar. Mizah duyguları da erkeklerden daha çok gelişmiş; yazdıklarımda abartılmış şeyler varsa bunun mizahın gereği olduğunu anlayıp gülüp geçiyorlar’’ demeyeceğim.

Zira dersem erkekleri bir çırpıda harcamış olurum ki, sırf ikinizden hareketle bu neticeye vardığımdan işte o zaman önyargılı davranmış olurum.

Feminizm konusuna gelince...

Aklınız sıra ‘‘feminist’’ diyerek hakaret etmek istemişsiniz. Lakin iltifat etmişsiniz. Keşke olabilsem. Ama ne yazık ki doğduğum günden beri empoze edilmiş görüşler kemiklerime işlediğinden zaman zaman saptığım oluyor.

Aslında feminizmin gerçek anlamını bilip de ‘‘Ben feminist değilim’’ demek, ‘‘Ben insan değilim’’ demek gibi bir şey. Ancak bazı cahillerin uydurduğu tarif ne yazık ki toplumun neredeyse tamamı tarafından benimsenmiş olduğundan sizlerden de değişik bir tavır beklemek abes olur.

Hadi size iyi günleeer...

* * *

Zeynep Aktorun,

Hiç de sıkılmadım yazdıklarınızdan. Tam tersine mest oldum. Kedilerden bahsediyorsunuz zira.

En sinirli, en sıkıntılı, en yorgun anımda ‘‘Kedi’’, ‘‘Köpek’’ diyecekler bana, her şeyi unuturum. Biraz önce sokağımızın köpeğine, kar ve soğuktan korunabileceği bir yerde döşek hazırladım.

Kedi köpek mevzuunu daha fazla uzatmak istemiyorum. ‘‘Önce insan’’ edebiyatı yapmaya meraklı olanları azdırmayayım şimdi. Sanki onlara ‘‘Önce hayvan’’ diyen varmış gibi. ‘‘Siz ne yaptınız bugüne kadar insanlar için, hayırseverlere faks çekmekten başka?’’ diye sormak lazım onlara. Hadi neyse.

Gelelim erkek arkadaşınızın dünyayı gezmeye karar vererek sizi terk etmesi meselesine.

Demek ki hayatınıza sizi daha mutlu edecek biri girecek. Kader ön hazırlık olarak eski sevgilinizin seyyah olmasını sağlayarak yer açtı.

İyi değil mi?

Sevgiler.

* * *

‘‘Sıradan bir okurunuz’’

Böyle demiş kendisine Recep. Üniversite öğrencisi. Dediğine göre, tanıyanların hakkında iyi laflar edeceği biri.

Ama...

Ama arkadaşlarından bir farkı var Recep'in. Sorun da bu zaten. Recep için değil, arkadaşları için.

Farklılığı öğrenince davranışları değişiyormuş. Sırf o farklılık yüzünden Recep'teki meziyetleri görmezden geliyorlarmış.

‘‘Esprili bir şekilde tavsiyede bulunur musunuz?’’ diyor.

Recep'cim,

Açıkçası anlattıklarına pek inanmadım. ‘‘Ailem, konu komşu...’’ deseydin neyse de gençlerin, özellikle üniversite gençliğinin böyle bağnazlaşabileceğine pek aklım ermedi.

Böyle bir konuya ne cevap vereceğimi merak eden şakacı okurlardan biri olman ihtimali yüksek.

Ama ne olursan ol, hep beraber eğleniyoruz işte.

Tavsiyeme gelince.

Biraz sık dişini. Az kaldı, yakında sizler çoğunluğu oluşturacaksınız. Ötekiler parmakla gösterilecekler. Gösterir gösterir gülersin sen de.

Yalnız bu arada olan biz kadınlara oluyor. Zaten sayıca azsınız, bir de bu çıktı.


MIŞ-MUŞ

Mısırlılar 4 bin yıl önce gebelik testi yapıyorlarmış.

Çocuk doğarsa gebe, doğmazsa gebe değil. 4 bin yıl önce başka ne olacak?

*

Mustafa Denizli, ‘‘Kadınlar konusunda hiç de iyi sayılmam’’ demiş.

Onun için verdiği zararı iki kadına paylaştırdı.

*

Bülent Eczacıbaşı ekonomi için, ‘‘Hasta adam komadan çıktı’’ demiş.

Hiç inanmam. Yakında ‘‘Komplikasyon yaptı’’ diyebilirler.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI