Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cevap veriyorum

<B>ERZİNCAN'</B>dan <B>Levent </B>Bey,<br><br>Erkeklerin ne istediği hususunda kaleme almış olduğum yazının, yakın tarihli bir tecrübeye bağlı olarak ortaya çıktığı kanaatinde.

Levent Bey!

Bu mühim ve ‘‘Allah Allah nasıl da anlamış hemen’’ dedirten tespitiniz için sizi kutlarım.

Bu vesileyle erkek zekásının ne üst seviyelerde olduğu hususundaki fikrimi pekiştirdiğiniz için teşekkürlerimi de sunarım.

Bu kadar tantana yeter, asıl cevaba geçeyim.

Söz konusu yazı ‘‘yakın zamanda kuyruğuma basan biri oldu da bu onun feryadı’’ diyeceğim bir yazı değildi. Yılların deneyimiyle, yine aynı yılların gözleminin bir toplamıydı.

Ayrıca erkekleri anlamak için öyle uzun uzun tahlile de gerek yok, bir ikisiyle 10'ar dakika sohbet etmek yeterli.

* * *

Sevgili Gümran Engin,

O kişiyle ilgili bütün tespitlerinize katılıyorum. Bu köşeyi sürekli takip ediyorsanız onun hakkındaki fikirlerimi beyan ettiğim yazılarımı okumuşsunuzdur.

Sizin gibi düşünen o kadar çok insan var ki... Gelen faksları, mail'leri sayamıyorum. Hepsi de onunla ilgili yazı sipariş ediyor. Şahsınızda hepsine cevap vermiş olayım.

Durmadan onu eleştiren yazı yazamam. Sonra onun gibi olurum. O, birini düşman ilan edip savaş açıyor ve saldırıyor. Benim tarzım değil. Eleştirim, eleştirdiğim konuyla sınırlı kalır. Hiçbir zaman ‘‘takma’’ durumuna gelmem. En azından bu köşede.

Şu sözünü ettiğiniz son olaya gelince...

Sizin gibi benim de çok sevdiğim o sanatçı, onu muhatap almamakla en iyi cevabı vermiş oldu zaten. Bize gerek kalmadı.

Sevgiler.

* * *

İzmir'den Sema,

‘‘En sıkı takipçinizim... Hatta beni tanıyanlar 'Pakizekolik' diyor... Sizi neden bir TV programında göremiyoruz, inanın reyting patlaması yaşanır...’’

Bu sene başında öğle saatlerinde yayımlanan bir TV programım vardı zaten. Ancak reyting patlaması falan olmadı. Ne dersin, sende bir tuhaflık olmasın?

* * *

Gayet cesur bir mail gönderen, ancak ismini vermeye cesaret edemeyen okurum.

‘‘Okurum’’ diyorum ama belki de değildir. Kimin mail adresi varsa ona göndermiş gibi görünüyor.

Zaten muhatabı da sadece ben değilim; Ertuğrul Özkök'ten Fatih Altaylı'ya, Oktay Ekşi'den Güneri Cıvaoğlu'na kadar birçok gazeteci.

Hepimize kızıyor.

‘‘... Ya Allah aşkınıza bu ülkede sabahtan akşama kadar çalışan bir doktor, öğretmen ve benzer insanlarımız 400-500 milyon ve daha az maaş alırken bu insanlar kaç para maaş alıyor ha... Alın en basitinden size soralım, işe bile gitmeden sadece bir yazı yazarak ayda ne kadar maaş aldığınızı, o köşeden bu mail ile beraber yayınlayabilir misin ha? Yemez dimi... Hadi bakalım, varsa bir cesaretli açıklasın köşesinde maaşını. Hem de dolarla olan maaşlarını... Ne zaman adam oluruz biliyor musunuz? Patrona, yönetime karşısına dikilip, siz normal personele geçen seneden beri sıfır zam verdiniz. Birçoğu çok zor durumda, bizler aldığımız maaşları çok buluyoruz ve şunu uygun görüp bunun üzerindeki parayı diğer çalışanlara maaş zammı olarak yansıtmanızı istiyoruz dedikleri zaman, dediğiniz zaman. İşte o zaman adam oluruz... Bu mail'i yayınla diycem, ama nerde o cesaret ha... Sonuçta iyi günler falan da demiyorum; çünkü zaten sizin günleriniz hep iyi... Eğer haksız yere kazandığınız benden çalınan bir lira bile varsa Allah sizlere hiçbir paranın çözemeyeceği dertler versin.’’

Çok akıllısın. ‘‘Yemez di mi’’, ‘‘Sıkar di mi’’ diye diye beni iyi gaza getirdin. Tamamını olmasa da en can alıcı bölümlerini yayımladım işte. Farkında mısın bilmiyorum, ama bu benim pek sık yaptığım bir şey değil. ‘‘Neden?’’ dersen, sizin mail'lerinizle köşemi doldurursam işten kaytarmış sayılırım korkusundan. İlla her satırda emeğim olacak.

Feryadına gelince...

Haklısın. Memlekette gelir dağılımında adaletsizlik olduğu herkesçe malum. Hepimiz şikáyetçiyiz. Ama sen neden sırf gazetecilere taktın onu anlayamadım. ‘‘Acaba o da benim gibi az kazanan bir meslektaşım mı?’’ diye düşündüm, ama yaptığın imla hatalarına, cümle kuruluşundaki bozukluklara bakınca bu fikrimden hemen vazgeçtim. Sen gazeteci olamazsın.

Her kimsen bir dahaki sefere ismini de yaz. Gerçek ismini ama. ‘‘Yemez di mi?’’ demiyorum.

Ha, bir de sen patronunun karşısına dikilip ‘‘Param fazla, bunun bir kısmını başkasına verin’’ diyebilir misin? Buna dürüstçe cevap ver. Bize bildirmesen de olur.


MIŞ-MUŞ


Nilüfer, ‘‘Reha Bey'le aşkımız ömür boyu sürsün’’ demiş.

- Sürer, sürer... Reha Bey'de bu yaratıcılık varken...

2002 yılı sıkıntının son yılı olacakmış.

- Hayrola gidici miyiz?

Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, hükümete ‘‘Huzurunuzu kaçırırım’’ demiş.

- Sfenkslerin huzuru kaçmaz ki.

109 yaşındaki Çinli Lu'nun uzun yaşamasının sırrı, içinde 4 yumurtayla 6 sandviç ekmeğinin de bulunduğu sıkı kahvaltıymış.

Yıllardır bize bir dilim kepek ekmeğiyle kibrit kutusu kadar beyaz peyniri reva görenlerin canımıza kastı varmış demek ki.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI