Cevap veriyorum

Fevzi Öderoldu

‘Böyle bir ülkede kadın olarak yaşamaktan haz alıyor musunuz? Hálá kız çocuklarımızı okula göndermemekte kararlı yüz binlerce aile olduğunun farkındasınız umarım.’

Bayılıyorum bu tarz mektuplara... ‘Senin keyfin yerinde, memleket sorun kaynıyor!’ mealinde. Onurlanıyorum. Sihirli değnek muamelesi görmekten. Ben bir yazı yazacağım, her şey düzelecek demek.

Fakat serde keçilik var. Biri beni bir tarafa çekti mi orasının doğru yer olduğunu bildiğim halde aksi tarafa gidesim geliyor. Bakın mesela şimdi yine o durumdayım. Bu sebepten diyorum ki acaba kızların mutluluğu açısından haklı olabilirler mi göndermemekte. Okuyup gözü açılan kızlar hırçın, mutsuz, muhalif, huysuz, huzursuz oluyorlar. Dikkat ettim, Prozac kullananların tamamı okumuş kadınlar.

Tamam tamam! Saçmalıyorum elbet.

*

Şengün Özgen

‘Beni çok mutlu eden bir olayı anlayabilecek birkaç kişi ile paylaşmak istedim. Bunlardan biri de tabii ki sizsiniz. Geçenlerde 8 yaşındaki oğlum Kerem ile bir film izliyorum... Filmde yanlış anlaşılmış bir olay var. Kadın ısrarla olayın öyle olmadığını, doğrusunun başka olduğunu anlatıyor. Oğlum aynen şöyle dedi:
‘Anne çok dürüst bir kadın, galiba feminist.’

Benim bir diyeceğim yok. Sadece daha çok kişiyle paylaşın istedim.

*

Adı bende saklı

Adının ve de mektubunun yayımlanmasını istemeyen bir okurum, flört ederek evlendiği eşinin eğitim ve kariyer olarak kendinden düşük olması nedeniyle mutsuz olduğunu, hatta bu nedenle psikiyatra bile gittiğini, boşanmak istediğini ama bir yandan da çok iyi bir insan olan, üstüne titreyen eşine kıyamadığını yazıyor. Ne yapayım diye soruyor.

Asıl ben ne yapayım şimdi. Önce, bu durumda hemen herkesin aklına gelebilecek şey benim de aklıma geldi, onu belirteyim. Flört ederken aklın neredeydi a kızım? Adam sakladı mı senden eğitimini? Hadi sakladı diyelim, eğitimsizliğinin davranışlarına, düşüncelerine yansımasını da saklamayı başarabildiyse, zaten ortada bir sorun yok demektir.

O çok özendiğin, doktor, mühendis eşi olan arkadaşların da sana özeniyorlardır belki. Öyle ya, karısının gözünün içine bakan, üstüne titreyen erkekler karaborsada.

Aranızdaki kariyer farkı sosyal hayatınızı olumsuz yönde etkiliyor, seni istediğin biçimde yaşamaktan alıkoyuyorsa bir diyeceğim yok. Ama böyle şeylerden bahsetmiyorsun mektubunda.

Bence senin sevgin bitmiş. Zamanında batmayan durum batmaya başlamış. Öyledir zaten... Sen yarın ‘A, bu kelmiş!’ ya da ‘Boyu da kısaymış!..’ falan diyebilirsin.

Ne diyeyim bilmem ki...

Psikiyatra gidecek kadar mutsuzsan boşan gitsin! Eşin için de iyi olur. Adamcağız aşağılanmasın daha fazla.

*

Ufuk Sarnık

‘4 yaşında bir oğlum var ve şu an Ayazağa’da Şişli Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nce açılmış olan anaokuluna gitmekte (...) Ama Sarıgül bu kreşi ay sonunda kapatıyor.

Sayın Sarıgül bu kreşi neden kapatıyorsunuz? Bir veli ve seçmen olarak bunu bilmek zorundayım.’

Vallahi ben de şaşırdım. Sarıgül’ün mutlaka geçerli bir nedeni vardır. Bana yazmadan kendisine ulaşmaya çalışsaydınız keşke. O öyle sırçaköşkte yaşayanlardan değildir. Bu köşeyi okuyunca bizi aydınlatacaktır, eminim.

*

Rumuz ‘Mutluluk’

‘Pakize Abla, bana bir cümle ile mutluluğun tanımını yapar mısınız?’

Yaparım canım.

Mutluluk, herkesin dört gözle beklediği ancak kimsenin gelmesi için ne yapılması gerektiğini bilmediği gibi geldiğini de fark etmediği, aslında hiçbirimizin ne menem bir şey olduğu hususunda tam olarak bir fikrinin bulunmadığı bir insan halidir.

MIŞ-MUŞ

Mutlu ilişkinin formülü bulunmuş.

Ben de zamanında bu cebir, kimya falan nerede işimize yarayacak diye merak ederdim.

Denktaş ‘AKP yüzünden bırakıyorum’ demiş.

AKP hiç olmazsa bir işe yaradı.
Yazarın Tüm Yazıları