Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çetenin nöbetçi hâkimi, savcısı

İLERİ demokrasi ile övünülen bir ülkede eğer anamuhalefet lideri hakkında, ettiği sözler nedeniyle fezleke hazırlanıyorsa buna mazeret olamaz.

Demokrasinin ilk güzelliği, özgürce muhalefet edebilme hakkının varlığıdır.

Bu açıdan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki fezleke, demokrasi adına tam bir felakettir, ama belki Türkiye adına bir şans olabilir.

Bu fezleke, bir ülkede “Her şeyi söyleme hakkına sahip ilk kişi kimdir” sorusunun yanıtındaki ilk isim olan ANAMUHALEFET LİDERİ için yazılmıştır.

O nedenle, kendisine demokrat diyen hiç kimse, ne bu fezlekeyi normal görebilir ne de “Kılıçdaroğlu’na can simidi oldu” kolaycılığına düşebilir.

YENİ YARGI DÜZENİNİN YENİ KANITI

Tamam doğrudur, halen TBMM’de, Başbakan Erdoğan ve diğer liderler de dahil milletvekilleri ile ilgili 600’ü aşkın fezleke var, ama onların büyük bölümü seçim yasalarını, yasaklarını ihlalle ilgili.

Burada ise ‘ifadeye’ yönelik bir fezleke söz konusu ve muhatabı, “O da kim ki” denecek biri değil, doğrudan ANAMUHALEFET liderinin kendisi.

Yani ileri demokrasiden söz ederken, diğer fezlekelerle bunu karıştırmamalı.

Ayrıca, ‘çifte standart’, ‘dönemine göre işlem’ için de yargıdaki yeni anlayış ve sistemin açık kanıtı da olacak bir fezlekeyle karşı karşıyayız.

Neden denirse, işte başbakanından bakanına, anamuhalefet liderine kadar bazı siyasilerin geçmişte yargıya yaptığı eleştirilerin sadece birkaçı:

“Ergenekon’un savcısıyım”, “Ergenekon’un avukatıyım”, “Çetenin nöbetçi hâkimleri, savcıları oluyor”, “Danıştay kim oluyor?”

Daha onlarca böylesi ağır sözler edilmişken o dönemlerde neden bu isimlerle ilgili tek bir fezleke hazırlanmadı da bugün bu yapılıyor?

Hiç öyle, “Yargıyı etkileme suçunun oluşması için ‘güç sahibi’ olmak gerekir” gibi yasal gerekçelere sığınmaya da gerek yok.

Şiddete başvurmadıkça her sözün söylenebilmesini savunanların anamuhalefet liderine yapılanın karşısında susması çok vahim olur.

Hele hele Başbakan ve Adalet Bakanı yapılanı destekleme yoluna gitmişse...

‘ÇEMBER DARALIYOR KEMAL BEY’

Ancak bu olayın dışarıda ve içeride bazı gözleri açmış olması da mümkün.

Çünkü, Kılıçdaroğlu hakkındaki bu fezleke, geçmişte yaşananları hafife alan, ‘Canım ondan birşey çıkmaz’ diyenlerin sayısını azaltacak gibi.

Uzun süredir CHP’ye yönelik ciddi bir kampanya yürütülüyor, ‘Watergate skandalı” gibi görülebilecek olaylar sıradanlaştırılıyor, CHP liderinin konuşmaları bir nedenle dinlenip servis ediliyorsa, CHP ve Kılıçdaroğlu, ‘Ergenekon’la amaç birliği içinde’ gibi gösteriliyorsa, “ÇEMBER DARALDI KEMAL BEY İÇERİDE” manşetleri atılmışsa tabii ki, ‘Aaa’ diyen artar.

Yine de söz konusu muhalefetse ‘milli irade’ söylemini unutan, sırf “Bu ülkede artık dokunulmaz yok” demek/dedirtmek için haklı-haksız tutuklamaları alkışlayan zihniyet egemen oldukça Kılıçdaroğlu rahat olamaz.

Eğer böyle gider, özel yetkili yargılamalara çekidüzen verilmezse her sürprize hazır olmalı, Kılıçdaroğlu için ‘çemberin giderek daraltılması’ da dahil.
Hazır Erdoğan, “CHP, PKK’yla aynı dil ve üslubu kullanıyor” demişken.

Bu son gelişme CHP’yi kenetlemiş olabilir, ‘ama yetmez’ demeli.

Özel yetkili mahkemelerin sayısı ağır cezalarla yarışır düzeye gelmiş, o mahkemeler sıradan cinayetlere dahi bakar hale getirilmişse artık söylenmesi gereken başka sözler, yapılması gereken başka eylemler olmalı.
X