Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çeşme Festivali’nin mimarı çok acı gerçekleri açıkladı

Bu röportajı, sevgili arkadaşım Erol Yaraş ile yapmayı ben istedim.

Çünkü bu yıl, Çeşme’ye ve dolaylı yolla İzmir’e, bana göre büyük katkısı olacağını düşündüğüm, Çeşme Festivali yapılmıyor. Nedenlerini biliyordum. Amma sizlerin de bilmesi gerektiğine inandım. İçimi açıtan gerçeklerden, dilerim utananlar çıkar. Yazık. Hem de çok yazık... Buyurun...
- Çeşme festivali kaç yıldır oluyor ve bu güne değin kaç belediye başkanı tanık?
Geçtiğimiz yıl 21.si düzenlenen Çeşme Festivali, hatırladığım kadarıyla 82 yada 83 yılında start aldı .Festivali başlatan dönemin Belediye Başkanı Nuri Ertan’dı. Faik Tütüncüoğlu ile Nuri Ertan’nın görev süreçlerinde, festival devam etti. Yani festival 2 belediye başkanı döneminde yapıldı.
- Festivale nasıl karar verildi ve yola çıkarken amaç neydi? Ulaşıldı mı?
Esasında 80’li yıllarda, ilk yola çıkılırken, etkinlik bir şarkı yarışmasını bünyesinde barındırmıyordu. İlk olarak dönemin Güney Deniz Saha Komutanı Işık Biren Paşa; Çeşme Deniz Şenlikleri’ni başlattı. O yıllarda amaç; Çeşme’yi öne çıkarmak, bilinirliğini arttırmak, denizi, havası, termaliyle farklılığını ortaya çıkarmaktı. Arkasından bu konsepte “uluslararası şarkı yarışması” unsuru eklendi. Hedef, Çeşme’yi, Akdeniz’de Cannes, San Remo’dan sonra 3. nokta yapmaktı. Zira o yıllarda, San Remo etkin ve çok bilinen bir müzik yarışmasıydı. Ama ulaşamadık. Çünkü Çeşme’nin yerel halkının ve İzmir’i yönetenlerin ilgisizliği, bizde hayal kırıklığı yarattı.
- Kurumsal anlamda Ege, İzmir ve İzmirlilerden destek verenler, köstek olanlar kimlerdi?
İlk yola çıktımız zamanlarda, İzmir’in önde gelen kanaat önderleri ve gönüllüleri; Toprağı bol olsun, Marika Corsini’nin yanı sıra, Ergun Göksan, Ziya Algar, Manisalı ailesi şu anda hatırlayamadığım isimlerden de özür diliyorum, gönüllü olarak bu işe baş koydular. Üniversite-lise öğrenicisi genç kızlar, genç erkekler festival de gönüllü oldular. İnsanlar kendi özel arabalarını tahsis ederek, adeta imece usulüyle, çalıştılar. Bu etkinliğe, kurumsal anlamda, en önemli desteği verecek olan merci, tabi ki İzmir Valiliği’ydi. Fakat ne yazık ki hiçbir dönemde, Çeşme İzmir Valiliği’nden gerekli desteği görmedi. Fakat, Sayın Işınsu Kestelli VOB olarak yanımızda oldular. Sun Express, Tüprag, Ege Koop, Safkar’a teşekkürler. Yalnız bu destekler tamamen dostluktan geldi. Burada üzüntü yaratan nokta; İzmir’in vergi rekortmenlerinin, yazlarını Çeşme’de geçirenlerin, hatta bir belediye başkanının dediği gibi çöpünü, pisliğini Çeşme’de bırakanların hiçbir katkılarının olmadığını görmek insanı üzüyor.
- Bu güne değin Uluslararası boyutunda İzmir ve Çeşme ne kazandı?
Çeşme ve İzmir’in, uluslararası boyutta, ne kazandığın 21 yılın tek tek irdelenmesi gerekir. Ama bu noktada, sana önceki yıl, Eurovision için gittiğim, Oslo’da yaşadıklarımdan bir örnek vereyim. Orada temasa geçtiğim, müzik otoriteleriyle yaptığım görüşmelerde gördüm ki, Çeşme, Uluslararası Müzik Yarışması, dünya müzik otoritelerince biliniyor. Eurovision dan nasibini alamayan gazeteciler ve bazı müzik otoriteleri, Eurovision’u küçümsüyorlar. Ben buna kesinlikle katılmıyorum. Eurovision hala en etkin müzik yarışması. Oslo’da geçirdiğim dört günün sonunda, şunu söyleyebilirim, bu etkinliği 1800 gazeteci takip ediyor, 100 ila 200 Euro arası değişen bilet ücretini ödeyerek 1800 kişi izliyorsa, etkinliği, ciddiyeti tartışılmaz. Atanmışlarımız ve seçilmişlerimizin, marka kent olma yolunda, uluslar arası tek konsept olan, bu projeye, dört elle sarılmaları gerekirdi diye düşünüyorum.
- Dünyadan ve Türkiye’den festivale renk katan ünlü konuklar kimler oldu ve kimler sahne aldı?
Jackson Five’dan tutunda, Kim Wilde’a, Albano & Romina Power’dan Janet Jackson’a, Modern Talking’den Anthony Delon’a, Ornella Muti’den Catherine Deneuve’a, Bonney M den Bonnie Tyler’a dünyaca ünlü isimleri, Çeşme’de ağırladık. Yerli sanatçılarımız arasında da; Tarkan’dan Mustafa Sandal’a... Sertab Erener’den Nilüfer’e... bir çok isim var... Yine, geçen yıl, Emre Altuğ- Murat Boz, Soner Sarıkabadayı – Mustafa Ceceli düetleri ile ortalık yıkıldı. Bu gün şöhret olan bir çok isim, ilk sınavlarını Çeşme’de verdiler. Aşkın Nur Yengi, Ozan Orhon, Eylem yine ilk aklıma gelen isimler.
- Çeşme Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve diğer resmi kuruluşlardan ne gibi destek görüldü ve köstek olanlar oldu mu?
Çeşme Belediyesi, ev sahibi olarak, elinden geleni yapmaya çalışıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ da, her yıl küçük bir bütçeyle destek oluyorlar. İzmir Milletvekili, Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay’ın İzmir, turizm marka kent söylemleri baz alındığın da, böyle bir olayın içinde, mutlaka olması gerekir diye düşünüyorum. Geçen 20 yıllık süreçte, kurumsal anlamda, bu işi sahiplenen hiç kimse olmadı. Bu şehirde hep tartıştığım İZKA diye bir kurum var. Trilyonlar harcıyorlar. Ama ne yazık ki ne İZKA, ne de İzmir Valiliği bu işe destek olmuyor.
- Bu gün niye yapılmıyor?
Hatırlayacağın üzere, Çeşme Festivali, 1999 yılında sessizliğe büründü. 6-7 yıl yapılmadı. Ekonomik kriz, deprem vs. gibi bir sürü gerekçeleri vardı. 2006 yılında Ege TV’nin başına tekrar geçmemle birlikte, tekrar başladı. Bu noktada hiç tevazu göstermeyeceğim, kişisel çabalarımla tekrar ayağa kalktı. 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 kesintisiz olarak, çıta yükselerek devam ettik. Bu yılın başında, Faik Tütüncüoğlu’na, maddi ve manevi yorulduğumu ve yapmayacağımı deklare ettim. Elbette üzgünüm. Ama, destek olması gereken hiçbir kurum, destek olmuyor. Maddi manevi tüm yükü sırtlıyor ve kendimi Don Kişot gibi görüyorum. Turizmciler oturup tartışmalılar. Çünkü bazı kişiler, “ismimiz var tatilciler bizi tercih ediyorlar” zihniyetindeler. Marka kavramından, markanın nasıl ayakta tutulması gerektiğinden, marka olduktan sonra, markayı tutundurmak için yapılması gerekenlerden bir haberler.
- Böyle bir festivalin maliyeti nedir?
Bu işin yaklaşık bir milyon lirayı geçen bir bütçesi var.
- Bu gün yapılsaydı, neler planlanıyordu? Çeşme ve İzmirliler hatta Egeliler nelerden mahrum kaldı?
 Özellikle yine Eurovizyon’dan konuklarımız olacaktı, Türk bayrağıyla sahneye çıkarak büyük sempati toplayan, Azeri ekibi ağırlayacaktır. Ulusal basının festivale ilgisi, geçen yıl Show TV’nin de işin içine girmesinden sonra oldukça artmıştı. Meydan konserlerinin yayınları, Çeşme’den 2 magazin programının yine canlı olarak yayınlanması, Çeşme’nin tanıtımı açısından, büyük etken oldu bence. 15 -20 gün öncesinde, ekranlara gelen tanıtımları da baz aldığında, tüm bu yayınların, Çeşme’ye parasal anlamda karşılığı olmayan katkılarını, destek vermeyen, araştırmayan yöneticiler düşünsün diyorum. Ben düşünerek beynimi yormayacağım.
- Esnafa nasıl bir katkısı vardı?
Bu işin esnafa katkısını; esnaf otursun geçen yıllar ki kazançlarıyla bu yılkini mukayese ederek kendileri versin.
- Çeşme turizm açısında hakettiği yerdemidir?
Çeşme’nin turizm açısından, hak ettiği yerde olduğunu tabi ki düşünmüyorum. Turizm Bakanlığı, turizmciler, İzmirli yöneticiler gibi, pek çok kurum ve kişinin yanlış politikaları buna neden. Tek teselli edici nokta, Çeşme’nin Kuşadası, Bodrum gibi benzer turizm noktaları baz alındığında, şehircilik anlamında bozulmuş, kirlenmiş olmaması. O vahşi yapılanmadan, nasibini almamış olması... Bardağın dolu tarafı olarak nitelendirilebilecek, beni tek mutlu eden nokta bu. Planlı yatırımların, Çeşme’yi daha etkin, daha gözde bir turizm merkezi haline getireceğine inanıyorum. Ve tabii bu ancak, Çeşme’nin değerini bilen yöneticilerle mümkün.
- İzmirliler niye iyi bir olayda, başarıda, bir birlerine destek yerine, köstek oluyor? İzmirli ruhu sence ne demek?
 Valla Şenay, İzmirliler’in birbirlerine destek yerine, köstek olmaları konusunu, sen benden çok daha iyi bilirsin. Zira İstanbul –İzmir bakış açısının farklılığını, birebir yaşamış, bu şehirden İstanbul’a gitmiş ve sonunda tabiri caizse, köyüne geri dönmüş bir gazeteci ve televizyoncusun. Tabi ki İzmir’e köy demek, hiçbirimizin hoşuna gitmez. Bu bir tabir. İstanbul da insanlar, paylaşarak başarıya ulaşıyorlar. İzmir’de “küçük olsun ama benim olsun” mantığı var. İzmirli paylaşarak kazanılacağını hala öğrenemedi. Öne çıkan, başarı kazanan birini, ne yazık ki İzmirliler kabul edemiyor. Sonra da, bu şehre yeni yatırımlar yapılmamasından, şikayet ediyoruz. Bu şehri yönetenler, verdikleri mesajlar ve yaptıklarıyla, bu şehrin önünü açacaklardır. Umuyorum yeni gelen nesiller, bu anlayışı yıkarak, İzmir’i hak ettiği yere getirirler. Torunlarımız, bizim yakındıklarımızı, geride bırakarak bu şehirde yaşamaya devam ederler.

X