CEO’luğun kitabını yazdı

Elif ERGU
13.09.2015 - 17:07 | Son Güncelleme: 13.09.2015 - 17:07

Koç Holding ve Unilever’de tam 36 yıl çalıştı... Unilever’de 35 ülkede 5 milyar Euro’luk ciroyu yönetirken 59 yaşında emekliye ayrılan İzzet Karaca, deneyimlerini kaleme aldığı ‘Yeni CEO Sensin’ adlı kitabıyla iş dünyasının gündeminde.

UNILEVER eski CEO’su İzzet Karaca 2013 yılında 59 yaşındayken CEO’luk görevinden ayrıldı. Koç Holding ve Unilever’de tam 36 yıl çalıştıktan sonra emekliye ayrılan iş dünyasının deneyimli ismi İzzet Karaca, 35 ülkede 5 milyar Euro’luk ciroyu yönetiyordu. İzzet Karaca şu günlerde deneyimlerini kaleme aldığı ‘Yeni Ceo Sensin’ adlı kitabıyla iş dünyasının gündeminde. İzzet Karaca ile buluştuk, kravatsız, son derece enerjik, güler yüzlü ve heyecanlı bir adam buldum karşımda.

EMEKLİLİK HEDİYESİ İKİZLER

36 yıl çok yoğun tempoda, sürekli seyahat halinde çalıştıktan sonra durmak da kolay değil. Hemen ‘Neler yapıyorsunuz?’ diye sordum, ‘Eskiden 15 hatta 16 saat çalışırdım, şimdi ikizler sayesinde 20 saat’ dedi gülerek. Evet, İzzet Karaca emekliliğini farklı bir heyecanla da yaşıyor. Duru ve Doruk adlı ikiz bebekleri henüz 1.5 yaşında. Emekli olduktan sonraki yeni hayatını, CEO’lara ve CEO adaylarına başucu kitabı niteliğindeki 60 sorudan oluşan kitabını İzzet Karaca ile konuştuk.

CEO’luğun kitabını yazdı

* Kendinizi erken emekli olmuş gibi hissettiniz mi?


- Unilever’de 60 yaşında emekli olunuyor. Ben sadece bir yıl öne aldım. Ama evet kendimi genç hissediyorum. Emekli olurken yeni bebeklerimiz olmuştu. Duru ve Doruk. Onlarla daha çok zaman geçirme isteği duymuştum. Eşim hamileyken emekliliğimi öne çekmeye karar verdim. Hem de Unilever’de son 11 yılda gerçekleştirdiğimiz müthiş büyüme vardı.

CEO’luğun kitabını yazdı

* 35 ülkeden sorumlu bir görevi bırakmak zor olmadı mı?

- 35 ülkede 5 milyar Euro’yu yönetiyordum. Çok çalıştığım için yıllardır kendimi ve hobilerimi ertelemiştim. O yüzden kesin karar verdim.

* Size başka şirketlerden CEO’luk teklifleri gelmiş olmalı...

- Geldi. Ama hiçbiri Unilever gibi değildi. Anadolu Efes’in Yönetim Kurulu’na girdim. Hem de bebeklerimiz yeni oldukları için onlarla da zaman geçirmek istiyordum. Her şeyleriyle ilgileniyorum Duru ve Doruk’un.

AĞLAMAYAN ÇOCUĞA EMZİK VERMEZLER

* Çok dikkatimi çekti. Siz neredeyse her görevi talep etmişsiniz. Neden o görevin size verilmesi gerektiğini anlatmışsınız yöneticilerinize. Ne istediğini bilmek, o işe odaklanmak ve kesinlikle talep etmek mi gerekiyor yükselmek için...

- Ben öyle olduğunu düşünüyorum. İşi iyi yapmak, eksiksiz yapmak kendini geliştirmek olmazsa olmazlar…Ben ‘neden benim olmam’ gerektiğini de anlattım çoğu kez. Bir söz var; ağlamayan çocuğa emzik vermezler. Benim yükselmem de sıfırdan 35 ülkeye olmadı. İlk başta Türkiye’nin çevresindeki ülkeler bağlandı. İran konusu zaman içinde oldu. Ambargolara karşı İran’la nasıl iş yapabiliriz? diye düşündük. Ben kendim yönetime söyledim. İran’daki fırsatı gördüm. Patron İran’ı bilmiyor. Sonra İsrail dedim. İki ülke farklı. İkisi birbirine gidemiyor ama ikisi de İstanbul’a geliyor. Rusya’yı da ben istedim. Rusya gibi 150 milyonluk ülkeyi Türkiye’den yönetmek kolay değildi ama istedim. Ana fikir olarak şu çıkabilir. Ağlamayan çocuğa emzik vermezler. Ama neden sizin yapacağınızı çok iyi anlatmalısınız. Hem kendi avantajlarınızı hem ülke avantajlarınızı anlatmalısınız.

* Türkiye konum itibarıyla da çok avantajlı değil mi?

- Kesinlikle. Ben Rusya’yı isterken THY’nin uçuş programını koydum. Kaç noktaya uçuyor diye gösterdim. Rusya’yı yönetirken 3-5 saate Rusya içinde 7-8 yere gidebiliyorum. Tüm Ortadoğu kentlerine gidiyoruz THY sayesinde. THY ve Pegasus bu anlamda çok avantaj sağlıyor yöneticilere, iş dünyasına.

CEO’luğun kitabını yazdı

* Kitabınızda 60 soru var. Hem adım adım Ceo olmayı hem de yönetirken neler yapılması gerektiğini anlatmışsınız. Ne önerirsiniz Ceo olmak isteyenlere?

- Her geçen günün önemi var. Geleceği düşünürken bunu bilmeli her genç. Ders ortalaması kötü olmamalı ama tam puan da olmak zorunda değil. Çünkü aynı zamanda sosyal olmak da önemli. Dünyayı takip etmeli, ne istediğini bilmeli. Bunları kitapta farklı başlıklarla ayrıntılı anlattım. Lisan öğrenmek değerli gençler için. İngilizce şart, Çince ve Rusça öğrenmek de farklılık yakalamaları için olabilir.

TASARRUF SAĞLAMAK İSTEYEN HİNDİSTAN’A GİTSİN

İzzet Karaca’nın Almanya, Portekiz, Letonya ve Kafkaslar gibi farklı ülkelerde deneyimleri, farklı kültürlerle iş tecrübeleri var. Onlardan bazıları da şöyle:

* Baltıklar enteresan bir kültürdü. Orada sorumluluk aldığımda Sovyetler Birliği yeni dağılmıştı. 40 yeni yönetici aldım. Kimse kar zarar bilmiyordu. Sıfırdan serbest piyasa ekonomisine geçişlerini gördüm.
* Endonezya benim için iyi bir örnek. Sosyal sorumluluğun çok iyi yönetildiği bir ülke. Her markanın sosyal sorumluluk projesi var. Patrona çok saygılılar. Endonezya’da lider işi götürüyor.
* Endonezya’nın tam tersi Hollanda. Bisikletle işe geliyorlar, kimisi evden çalışıyor. Patronu çok rahat eleştiriyorlar. Mısır’da ise patronu eleştirmek mümkün değil.
* Ben Asya ülkelerini çok beğeniyorum. Unilever’in Singapur ofisi her ülkeden çalışanın olduğu müthiş bir ofis.
* Singapur’da bazı toplantılarımıza ekonomi bakanı geliyordu. Çünkü onlar ülkelerini şirket gibi yönetiyor.
* Unilever’i yönetirken bana Türkiye Avrupa’ya mı Asya’ya mı bağlansın diye sordular. Ben Asya dedim. Yüzde 8 büyüyen Hindistan, yüzde 7 büyüyen Çin varken neden yüzde 0 büyüyen Avrupa’ya bağlanalım. Tüm yenilikler ve yatırımlar Asya’dan çıkıyor. Yeni yatırımlar da küçülen değil büyüyen pazarlara yapılıyor.
* Hindistan büyürken küreselleşmeye de direniyor. Verimlilik ve tasarruf sağlamak isteyen şirket yöneticilerinin mutlaka Hindistan’a gitmesi gerekiyor. Hindistan’da sinekten yağ çıkarıyorlar! Hindistan’da çöpten milyar dolarlık cirolar çıkıyor.

MAL SATMANIN KEYFİNE ORTAOKULDA VARDIM

* Siz babanızın yanında çalışmaya başlamışsınız. Kitabınızda da ‘babamın küçük dükkanında öğrendiklerimi hiç unutmadım’ demişsiniz. Öğrendiğiniz en önemli şey neydi?

- Satışı babamın küçük dükkanında öğrendim. Malların maliyetini, satışları, günlük kar ve zararı biliyordum. 35 ülke yönetirken de sistem aynı aslında. Organizasyon çok büyük. Günlük kar zarar çıkarttığım bir yerden o yerlere geldim. Mal satmanın keyfini ortaokul zamanlarında almak çok güzel. Babanın işini yap derlerdi sanırım ben bilinçaltında babamın işini yapmaya devam ettim.

DEMOKRASİ VE BARIŞ ORTAMI VAZGEÇİLMEZ OLMALI

* Türkiye’de son dönemde kötü günler geçiriyor. Herkes tedirgin. Bu size nasıl yansıyor?

- Son olaylardan çok üzüntü duyuyorum. Gencecik insanlar yaşamlarını yitirdiler. Allah sabır versin tüm yakınlarına. Barış ve sevgi ortamına ihtiyacımız var. Türkiye’nin gelişimini izledik yıllarca. Demokrasi ve barış ortamı vazgeçilmez olmalı bizler için.

Etiketler: izzet karaca , ceo sensin


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı