« Hürriyet.com.tr

Cengiz Han’ın kutsal vadisinde

Ulan Bator’a 70 kilometre uzaklıktaki Gorkhi-Terelj Milli Parkı, yüksekliği 2400 metreyi bulan dağların arasında, kilometrelerce uzunluktaki yemyeşil vadilerden oluşuyor. Cengiz Han’ın doğduğu bölgenin uçsuz bucaksız çayırlarında bugün yaklar, atlar otluyor. Tepelerde şaman kayaları, gizli Budist tapınakları yer alıyor. Vadi, yaz boyunca şaşırtıcı kaya oluşumlarını görmek, at binmek, yerel çadırlarda konaklamak isteyenleri ağırlıyor.

Serhan YEDİG-syedig@hurriyet.com.tr
X

Yeni bulunan bakır, altın yataklarından pay almak için üşüşen Batılıların sayesinde son beş yılda hızla gelişen, çehre değiştiren, dev Buda heykelli, gökdelenli sitelerle kuşatılan, caddeleri sağdan direksiyonlu Japon otomobilleri, siyah camlarından içleri görülmeyen lüks ciplerle dolu, trafiği cinnet, gece yarısı bile kesilmeyen klakson sesleri felaket Ulan Bator’dan sonra Gorkhi-Terelj Milli Parkı gerçek bir sürpriz. Sadece rüzgârın, nehirlerin sesi duyulan, uçsuz bucaksız yeşilliklerle kaplı bir vaha...

NEHRİN SİNYALİ

Araçların zıplayarak ilerlediği, beton kaplı, asfaltsız yolda kuzey doğuya doğru 70 kilometre ilerledikten sonra ansızın başlıyor görsel şölen. Çok geniş bir vadide büyük kıvrımlar yaparak ilerleyen Tuul Nehri veriyor ilk sinyali. Ardından yol kenarındaki bir tepeye yerleştirilmiş şaman anıtı. Yoldan geçen her otomobil duruyor, yolcular inip taşların etrafında saat yönünde altı tur atıyor. Ortasındaki direklere, zemindeki taşlara dilek için çaputlar bağlıyor. Rivayet o ki, Cengiz Han sefere giderken askerlerinden her birinin bir taş almasını, geçerken yol kenarında gösterdiği yere bırakmasını istermiş. Sefer dönüşü de yığından birer taş alıp uzaklara atmalarını. Yığında kalan taşlar savaş meydanında hayatını kaybedenlerin sayısını verirmiş. Ülkede ölü askerleri simgeleyen taş yığınları zamanla şaman sunaklarına dönüşmüş...
İşte rüzgârlı tepedeki bu anıttan aşağılara bakıldığında Terelj Nehri’nin kıyısındaki aynı isimli küçük köy, derin vadilerin ağzı, birbirinden çok uzak ikili, üçlü göçer çadırı grupları ve milli park girişindeki beş yıldızlı otel kuşbakışı görülüyor. Kıvrılarak inen yoldan nehir kıyısına ulaştığınızda, betonarme yeni köprünün yanında, çocuklara oyun sahasına dönüşmüş tarihi tahta köprü beliriyor. Sonrası ise gerçek bir cennet...

HEYKEL GİBİ KAYALAR

“Ulan Batorlular yaz boyunca bu parka gelir, piknik yapar, at biner, kışın tur kayağına çıkar. Hafta sonlarında kalabalık olur” diyor rehberimiz Bogi.
Tuul ve Terelj nehirlerinin Gork-
hi Dağları’nda açtığı vadilerin eni kimi yerde 100 metreyi buluyor. Alüvyonla dolan, dümdüz, uçsuz bucaksız yemyeşil çayırlara dönüşen alanlar tepelerde köknar ormanlarıyla buluşuyor. Bu güzelliği zirvelerde, tuhaf şekilleriyle ressamları kıskandıracak kehribar renkli kayalar tamamlıyor. Vadilerde ilerledikçe değişen tabloların ortak yönü genişlik, derinlik. Ağustos sonunda Trans Sibirya Ekspresi’yle geçtiğim, iki gün kaldığım Ulan Bator’da beni en etkileyen Gorkhi Terelj’deki bu derinlik hissi, mistisizmdi. İstanbul gibi metropollerde bakışları körelmiş gezginler için başdöndürücü, yeşilin onlarca tonuyla bezeli bir derinlik...
Yılkı atlarının, yak sürülerinin, keçilerin iştahla otladığı çayırlardan otları koparıp parmaklarınız arasında ezdiğinizde lavanta ve yabani naneyi çağrıştıran keskin bir koku yayılıyor çevreye. Pelinotu bu. Yöredeki süt ürünlerinin lezzet gizi... Parkta bir bölümü endemik 1500 bitki, 50 memeli, 253 kuş türü gözlemlenebiliyor. Kurtlardan, ayılardan bahsedilse de gören pek yok.
850 yıl önce Cengiz Han’ın doğduğu, yetiştiği, imparatorluğa yürüdüğü bu bölgenin kaderini değiştiren kişi 1930’larda vadiye gelen Batılı bir jeolog. Tepelerdeki dev, tuhaf görünümlü kaya gruplarına ‘Kitap Okuyan Lama’, ‘Kaplumbağa’ adını veren jeolog, dönemin coğrafya dergilerinde bulgularını yayımlayınca Gorkhi Dağları’nın etekleri önem kazanmış. 1924’te krallığın yerini sosyalist cumhuriyet alınca baskı altında kalan Budistler bu vadinin derinlerinde inşa edilen tapınakta devam etmişler ibadetlerine. Vadi boyunca bazı tepelerde yükselen şaman kayaları da eklenince Gorkhi Terelj’in mistik atmosferi pekişmiş. 500 hektarlık alan 1994’te milli park ilan edilmiş. Şu anda Moğolistan’ın 10 milli parkından en popüleri.

Cengiz Han’ın kutsal vadisinde

BUZ GÖLÜNE YÜRÜYÜŞ

Türki coğrafyada yurt adı verilen ahşap iskeletli, beyaz keçe kaplı yuvarlak geniş çadırlara Moğolistan’da ‘ger’ diyorlar. Bu çadırların ortalama çapı 7-8 metre, yükseklikleri 3 metre civarında. Vadide geniş aralıklarla kurulan, ger adı verilen geleneksel çadır öbeklerinin çoğu günümüzde turizmin hizmetinde. Dünyanın dört bir yanından doğaseverler temmuzdan eylüle bu vadiye uzun doğa yürüyüşlerine çıkmak, at binmek için geliyor. Doğal güzelliklerine karşın Ulan Bator’da kaya tırmanışı sporu, Rus sınırının diğer yakasındaki Ulan Ude’deki kadar gelişmemiş...
Ağustosta bile ger’lerin bacaları tütüyor. Gündüz sıcaklığı 25 derece civarında. Gece ise 10’a kadar iniyor. Bu, uzun doğa yürüyüşlerine çıkmak için ideal sıcaklık. En popüler yürüyüş rotaları 20 metre derinlikteki Khagiin Khar buzul gölü ve çevreye buharlar saçan açıkhava kaplıcası Yestii. Kimileri birkaç günlük yürüyüşlere, kimileri at safarilerine çıkıyor.
Ulan Bator’dan Gorkhi-Terelj’e toplu ulaşım aracı yok. Turizm firmaları günübirlik turlar düzenliyor. Ger’lerde tam pansiyon konaklamalı, birkaç günlük ya da haftalık farklı temalarda safari turları da mevcut. Birkaç yıl öncesine kadar günlüğü 30-40 dolar olan konaklamalı tur fiyatları günümüzde 100 dolara kadar yükselmiş. Bölgeyi iyi bilenlerin tavsiyesi, hafta sonlarında parktan uzak durulması...
(Bu yolculuk EURASIA Trains’in katkısıyla yapılmıştır.)

Peynirci Batu’nun çerezleri

30’lu yaşlardaki Bathuur Toglan ve eşi Munguntsetseg Damdin, yılın 12 ayını Gorkhi Terelj’in derinliklerindeki çiftliklerinde geçiriyor. At ve keçi yetiştiriyorlar. Meraklılarına 15 dakikası 1 dolardan at kiralıyorlar. Hayvanları yazın çayırda, kışın ger’in arkasındaki ahşaptan yapılmış ahırlarda. İki çadırdan (ger) biri yaşam alanı, diğeri depo. Geçen ay vadiyi gezerken, fermante edilmiş sütten yaptığı içkiden almak için, bir grup gezginle çiftin çadırına uğradık. Ulan Batur sıcaktan kavrulurken onlar ger’in ortasındaki kuzinede tezek yakıyordu ısınmak için. Yerleri vinleks kaplı, tertemiz ger’de bir yandan süt kaynatılıyor, diğer yandan plastik bidondan yapılmış yayıkta yağ üretiliyordu. Çadıra girdiğimizde Oklahomalı yol arkadaşım Al Berke’nin tepkisi unutulmazdı: “Bu TV benimkinden bile iyi...” Batu HD TV’siyle bu ıssız vadiden dünyadaki gelişmeleri izliyor, eşiyle hazırladığı süt ürünlerini çadırındaki derin dondurucularda saklıyordu. Cep telefonuyla sipariş alıp, başkente gönderiyordu. Munguntsetseg bize kurutulmuş yoğurttan yaptığı, ekmek kırıntısı, mısır unu gibi malzemeyle kapladığı çerezlerden ikram etti. Kuşüzümüyle kek bile yapmıştı kurutulmuş yoğurttan. En büyük merak konusu sütten üretilen alkollü içkiydi. Kefirden sulu, ayrandan ekşi içkiden bir yudumdan fazla içebilen olmadı. Günün en çok kahkaha alan esprisi de buradan çıktı: “Çakırkeyif olmak için ne kadar içmek gerekiyor?”

Avcı kuşlar gibi

Moğolistan’da güreş karşılaşması şamanistik ritüeli çağrıştırıyor. Kendilerini kartallarla, doğanlarla özdeşleştiren güreşçiler meydana çıktıklarında kollarını iki yana açıyor, yükseklerde süzülen yırtıcı kuşlar gibi sağa sola eğilerek, flamanın bulunduğu direğin etrafında dönüyor, kısa bir gösteri yapıyor. Karşılaşmanın mağlubu, kartal dansı yapan galibin kolunun altından geçmek zorunda. Güreş, Cengiz Han döneminden miras kalan üç erkek sporundan biri. Diğerleri okçuluk ve binicilik. Moğollar, Asya’yı boydan boya kaplayan imparatorluklarını at üstünde yüksek isabet kaydeden savaşçılarına, düzenli ordularına borçlular. Günümüzde bu üç gelenek Naadam Festivali’nde yaşatılıyor. Her yıl 11-13 Temmuz’daki Naadam Bayramı sırasında Ulan Batur’daki Ulusal Stadyum’da Asya’nın en büyük Naadam Festivali düzenleniyor. Binlerce güreşçi, binici, okçu yarışıyor. Festival üç yıl önce UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındı. Turizm firmaları Gorkhi Terelj’de büyük turist grupları için talebe bağlı mini festival düzenliyor.

Nasıl gidilir

THY ekim başında haftanın üç günü İstanbul’dan Ulan Bator’a 2327 TL’den başlayan fiyatlarla uçuyor. Tur alternatifleri ve fiyatları konusunda ülkenin özelleştirilen turizm acentesi Juulchin’in web sayfasından bilgi alabilirsiniz. (www.juulchinworld.mn)

Kaynak: Serhan YEDİG-syedig@hurriyet.com.tr

FestivalFestival
Dünyanın çeşitli yerlerindeki en ilginç festivaller
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en soğuk seyahat rotaları
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
ABD'nin utanç müzesi
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Jet sosyetenin göz bebeği: Milyonerler adası
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Safran tadında bir rota
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
2018’de mutlaka görmeniz gereken yerler