"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Çember...

İnsan bazen kendini, küçük bir akvaryumdaki yapayalnız japon balığı gibi hissedebiliyor. Dön dolaş aynı yerdesin. Yukarı çıksan uçamaz, dibe dalsan batamaz bir haldesin.

İnsan bazen kendini, görünmez çizgilerle sınırları belirlenmiş bir göz hapishanesinde hissedebiliyor; kıpırdamanın yasak olduğu, nefes almanın suç olduğu, havanın boğazına yapıştığı bir çemberin içerisinde... Dışına çıksan kafana vururlar, çıkmasan kendi kendine boğulursun ya, öyle işte.

İnsan bazen, kendini o çemberin içinde iyi de hissedebiliyor. Etrafındaki, yani çemberin dışında olan biten şeyleri görmek istemediği, umursamadığı, yok saydığı veya ilgilenmek istemeyip bir kedi gibi kıvrılıp çemberinin içine, gözlerini miskince dünyaya yumabildiğinde...

İnsan bazen, kendini kendi merakına kurban edebiliyor. O çemberin içinde kalmayı kabul etmeyip kafayı afacanca dışarı uzatıp “neler oluyor burada?” diye sorarken, birilerinin hoşuna gitmediğinde... merakıyla, aklıyla, öğrenme ihtirası ve medeniyetiyle rahatsızlık verdiğinde...

İnsan bazen, kuş olduğunu, kanatları olduğunu, o kanatların onu uçurabildiğini bile bile, bir çemberin içine hapsedildiğinde, yaşarken ölü gibi hissedebiliyor, kurtulmak için kanat çırpacak cesareti kendinde görmediğinde...

Çember...

İnsan bazen, elindeki en güçlü silahıyla bile, kendini çok çaresiz, çok çelimsiz, çok kırgın ve kırık hissedebiliyor, gözünün önünde olanlara her ne yaparsa yapsın, müdahele edemeyip gidişatı değiştiremediğinde...

İnsan bazen, kendini berbat hissedebiliyor...
Bir sanat eserinin sanki masumları öldürebilecek çok tehlikeli bir canavarmışcasına insanlar tarafından matkapla parçalanıp kafasının koparılmasını seyretmek zorunda kaldığında...
İnsan kendini aldatılmış, parçalanmış, kafası koparılmış bir heykel gibi hissedebiliyor işte...

Sanatın gücü bu ama. Başka hiçbir şey insana bunları hissettiremez, asla. Sen kafasını koparsan, matkaplarla delerek parçalayıp dozerlerle yıksan, o dimdik direniyor. Seni kalıntılarının altında bırakıp alt ediyor sessizce.

Ve sırf bunu düşünmek bile, insana o boğucu çember içerisinde bile, göz kamaştıran bir umut ışığı oluyor azimle...

Yonca
“yıkıntı”

Çember Çizimine dair yazarın bilgi dipnotu: Pınar Büyükgüral’ın (Pino) kendi blogunda http://pinomino.blogspot.com/ paylaştığı bu “Çember” çizimini gördüğümde ekranda Heykeltraş Mehmet Aksoy’un o muhteşem insanlık anıtının kafası koparılıyordu. Yeni Türkü’nün Çember şarkısını tıklamıştım, fonda o çalıyordu.

Dinlemek için tıklayın....
Çember...


Çember – Yeni Türkü (Radyo Ben’de çalıyor, tıklayın dinleyin bence...)
Ya dışındasındır çemberin
Ya da içinde yer alacaksın
Kendin içindeyken kafan dışındaysa
Çaresi yok kardeşim
Her akşam böyle içip, kederlenip
Mutsuz olacaksın
Meyhane masalarında kahrolacaksın
Şiirlerle, şarkılarla kendini avutacaksın
Ya dışındasındır çemberin
Ya da içinde yer alacaksın

X