Gündem Haberleri

    Çelik: PKK ve BDP kürtlerin hakkını savunmuyor

    Yusuf BAŞTUĞ/ADANA, (DHA)
    07.08.2012 - 00:22 | Son Güncelleme:

    AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ömer Çelik, PKK saldırılarına tepki gösterdi. BDP ve PKK’yı sert sözlerle eleştiren Çelik, PKK ve BDP’nin Kürtlerin hakkını savunmadığını anlattı. Suriye Lideri Beşar Esad’ı ’diktatör’ diye eleştiren Çelik, ’Alevilik bir dindir’ tartışmasına da değinip, bu sözlere hakiki Alevilerin de tepki gösterdiğini söyledi.

     Merkez Seyhan İlçesi’ndeki Fatih Sultan Mehmet Parkı’nda Ak Parti Seyhan İlçe Başkanlığı’nca düzenlenen iftar yemeğine katılan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, masalarda oturan herkesle selamlaşıp tokalaştı. Mercimek çorbası, tavuk, pilav ve tulumba tatlısının ikram edildiği iftarda yanına gelen küçük bir kızı seven Çelik, orucunu birlikte açtığa çocuğa yemeğini de yedirdi.

    BAŞBAKANA SELAM

    Küçük kızla uzun süre ilgilenen Çelik, "Çocuk bana, ’İlk kez sizin gibi ünlü birini gördüm’ diyor. Ben de onun gibi güzel birini ilk kez görüyorum" dedi. Küçük çocuk, bir süre sonra Ömer Çelik’in yönlendirmesiyle "Sayın Başbakanım sizi de çok seviyorum. Ellerinizden öpüyorum. Selam gönderiyorum. Sizin yanınıza gelmek istiyorum" diye konuştu. Ömer Çelik küçük kızla ilgilenirken yanına gelen bir erkek ise, bir süre önce TEDAŞ’ta çalışırken işten çıkarıldığını belirterek, yardım istedi. Yanına kadar yaklaşan ve korumaları tedirgin kişiyi dinleyen Çelik, yardımcı olacağını söyledi.

    DIŞ POLİTİKAYI ANLATTI

    Ak Parti Adana İl Başkanı Ziyaeddin Yağcı ve Adana Milletvekili Fatoş Gürkan ile çok sayıda vatandaşın katıldığı iftarda kürsüye çıkan Ömer Çelik, Türkiye’nin ekonomiden dış politikaya kadar her alanda 10 yılda çok geliştiğini aktardı. "Dış politikamızın nereye geldiğini en iyi anlatan en büyük etkinlik bu iftar sofralarıdır" diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Bugün nasıl, İslam dünyasının her tarafında hangi ülkeden, hangi ırktan olursa olsun tek bir ruh ve yürekle Müslümanlar oruçlarını açıyorlarsa, Hıristiyanlar, Museviler ve başka dinden insanlar sofralarına misafir oluyorsa, bu dayanışma ruhunun gösterdiği şey aslında bizim dış politikamızın da gösterdiği şeydir. Bugün dünyanın birçok bölgesinde, Afrika’da, Asya’da, Balkanlar’da mahrumiyet içerisinde pek çok insan var. Suriye’de kardeşlerimizi katlediyorlar. Onlar oruçlarını açacak bir iftar sofrasından mahrumlar. Burma’da kardeşlerimiz katliamla karşı karşıyalar. Gazze’de ambargo altında iftarlarını açmak için şu bizim önümüzdeki nimetlerden yoksunlar. Ama sizin verdiğiniz destekle Türkiye, Suriye’deki kardeşleriyle de dayanışıyor, Arakan’daki ve Gazze’deki kardeşleriyle de dayanışıyor. Hangi dinden ve ırktan olursa olsun aziz milletimiz elini yüreğine mazlumlara uzatıyor."

    TESBİH ÖRNEĞİ

    Konuşmasını örnekler vererek sürdüren Ömer Çelik, şöyle devam etti:"Kerbela faciası olduğu zaman Peygamberimizin sevgilisi Hazreti Hüseyin demişti ki, ’Bir bardak su içen beni hatırlasın.’ Kerbala’nın o susuz ikliminde, bir bardak suya hasret olarak gittiler. Birazdan iftarımızı açarken o bir bardak suyu içeceğiz, Hazreti Hüseyin’i, Arakan’daki, Suriye’deki Müslümanları, zulüm gören kim olursa olsun, Hıristiyan, Musevi ya da Müslüman, dünyadaki bütün insanları hatırlayacağız. Bir bardak suyu onları onlarla da paylaşacağız. Çünkü yüreğimizi paylaşıyoruz, dayanışmamızı paylaşıyoruz, aklımızı ve elimizdeki imkanları paylaşıyoruz. Biz bir ve beraber oldukça aşamayacağımız engel yok. Hep beraber yolu yürüyoruz. Nasıl ki, bir tesbihin taneleri gibi iftar sofralarında buluşuyoruz, işte gerek memleketimizi daha iyi yerlere getirmek, gerekse dünyadaki mazlumlara el uzatmak için de aynı dayanışmayı göstereceğiz."

    ’KÜRTLERLE İLGİSİ YOK’

    Terör örgütü PKK’nın saldırılarını lanetleyen ve terörü kınayan Çelik, şunları dedi: "Bu mübarek günlerde PKK terör örgütü yine haince ve pervasızca bir saldırıyla evlatlarımızı şehit etti. Herkes bilsin ki, PKK’nın yaptığı bu saldırının Kürt kardeşlerimizle bir ilgisi yoktur. PKK bu saldırıyı yaparken de, Kürt kardeşlerimizin hakkını savunduğunu söylemesi bir yalandır. Biz bu ülkede Türk olsun Kürt olsun, Gürcü olsun, Çerkez olsun, Alevi olsun, Sunni olsun, herkesle tek bir tesbihin taneleri gibi kardeşiz. Bu kardeşliğimizi koruyacağız. Bu millet, Türk’ü, Kürt’ü, Alevisi ve Sunnisiyle geleceğe yürürken PKK terör örgütü gibi hainlerin yaptığı saldırılar, döktüğü kanlar ya da eli kanlı diktatör Esad’ın Halep’te döktüğü kanlar karşısında hiçbir zaman tereddüte kapılmayacağız. Her zaman zalime karşı ve mazlumdan yana olacağız."

    ’KAN DÖKENLERİ LANETLİYORUM’

    PKK saldırılarını değerlendirirken Suriye’deki olaylara da değinen Çelik, "Bugün sizin verdiğiniz destekle biz Suriye’deki diktatörün o halkın üzerinden kanlı ellerini çekmesi için önümüze çıkan bütün engellere rağmen, Başbakanımızın liderliğinde yürüyüşümüzü ve dış politikamızı sürdürüyoruz. Türkiye’nin içinde milli birlik ve kardeşlik projesi çerçevesinde terör örgütünün bu ülkedeki Türk’ü, Kürt’ü, Alevisi ve Sunniyi her kim olursa olsun, hepsini hedef alması karşısında bir ve beraber olarak, tek bir yumruk gibi bütünleşmiş bir şekilde hep beraber geleceğe yürüyoruz. Şunu unutmayalım, biz komşusu açken tok yatanı kendisinden saymayan bir milletiz. Dolayısıyla bizim aramıza, kardeşliğimize halel getirecek fitne fesat giremez. Bu ülkeyi tanımlayan tek birşey vardır. ’Türkiye nedir?’ diye sorsanız, sözlüğün karşısına tek bir kelime yazsanız, onun karşısına ’Kardeşlik’ çıkar. Biz biriz kardeşiz. Bu mübarek ayda kan dökenleri lanetliyorum" dedi.

    ’PKK HALKIN YANINDA SAF TUTMUYOR’

    PKK saldırılarına ilişkin gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Çelik, şöyle devam etti:"Türkiye’de PKK meselesini, ’PKK Kürtler’in hakkını savunuyor’ diye algılatılmaya çalışılıyor. PKK’nın Kürtlerin hakkını savunmak gibi bir amacı yoktur. PKK, kim Türkiye’ye zarar vermek isterse, onu kullanmak üzere kendisine destek verirse, onun çıkarına çalışan bir örgüttür. 1991-1994 arasında PKK Kuzey Irak’ta hakimiyet kullanmaya çalıştığı zaman, o zamanda elindeki ağır silahları Saddam Hüseyin’den almıştı. İnsanları Halepçe’de gazla öldüren Saddam’a karşı Irak halkı ayaklanmıştı. PKK o zaman da halkın yanında saf tutmadı, Saddam denilen diktatörün yanında saf tuttu. Bunun karşılığında Saddam’dan da ağır silahlarla destekler aldı. Hatta o zaman öyle bir hakimiyet kurdu ki Kuzey Irak’ta, bizim ordumuz ve Barzani birlikleri beraberce PKK’ya karşı operasyon yaptı."

    BDP’YE YÜKLENDİ

    PKK saldırılarıyla ilgili değerlendirmelerini devam ettiren Çelik, şunları kaydetti:"Bu son olayda şöyle bir tablo ortaya çıkıyor. PKK, Suriye’de Esad tarafından Türkiye’ye zarar vermesi için kendisine terk edilen yerlerde, fiili yönetim ilan etti. Biz bu fiili yönetim ilan etme durumunu tehdit kabul ettik. Biz böyle yaparken PKK ve BDP çevreleri şöyle bir manipülasyona başvuruyor. Diyorlar ki, ’Suriye’de ya da Kuzey Irak’ta Kürtler’in kazanım elde etmesinden Türkiye rahatsız oluyor.’ Tam tersine Türkiye Kürtler’in kazanım elde etmesinden rahatsız olmuyor. Türkiye rahatsız olduğu PKK’nın defakto yönetimler ilan etmesidir. Bakın BDP’de aynısını yapıyor. Kürtler adına konuştuğunu söylüyor. BDP bütün Kürtler adına konuşacak, kapasatiye, büyüklüğe ve idrake sahip bir parti değildir. BDP sadece kendi yöneticileri adına ya da Kandil adına konuşan bir partidir. Türkiye’deki Kürtler BDP’ye kendilerini temsil yetkisi vermemiştir. Her seçimde de biz bunu görüyoruz. Biz Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin kazanımlarından rahatsız değildir. Biz bütün Mezopotamya’yı barış, istikrar ve refah havzası haline getirmeyi istiyoruz. Şemdinli’de saldırıları gerçekleştiren kim? Diyorlar ki, ’Müzakereler yeniden başlasın.’ Sırtınızı silaha dayarsanız, ya da silahın gölgesinde müzakere dayatmaya çalışırsanız, yaptığınız siyaset olmaz. Biz siyasetle müzakere, terörle mücadele diyoruz. Ama siz silahı arkanıza alarak ya da örgütün silahı gibi konuşmaya başlarsanız, o zaman siz siyaseti temsil etmemiş olursunuz ve dolayısıyla müzakere alanının dışında kalırsınız."

    ALEVİLİK TARTIŞMASINA KATILDI

    Basın mensuplarının son günlerdeki Alevilik ve cem evi tartışmalarına ilişkin sorularını da yanıtlayan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, "Cem evlerinin yasal statüye sahip olması gerektiğiyle ilgili Türkiye’de yürüyen bir süreç var. Ama şimdi son olarak CHP milletvekilinin çıkıp da ’Alevilik ayrı bir dindir ve ibadethanesini cem evidir’ demesi Alevilerin içinde de tepki görmüştür. Alevilik İslamın içinde bir bölüktür, bir gelenektir ve Aleviliğin, kültürel hayatının, geleneklerinin yaşatıldığı yer de cem evidir. Bu zaten kabul gören birşeydir. Ama birisi çıkıp da, ’Alevilik ayrı bir dindir, cem evi ibadethanesidir’ dediğin de, bu şu manaya geliyor, bunu söyleyen CHP milletvekili, gerçek Alevilerin de haklı olarak tepki gösterdiği gibi, kuralsız, peygambersiz ve Hazreti Ali’siz bir din uyduruyor. Bilindiği kadarıyla 1400 yıldır İslam tarihinde böyle bir iddia ortaya atılmamış. Tarihin sosyolojik ve kültürel yapısı içinde ’Alevilik ayrı bir dindir, bunun ibadethanesi de cemevidir’ diye bir iddia ortaya atılmamıştır. Bugün Alevilik, İslam’ın geleneği içinde bir boyuttur, bir duruştur, bir algılama ve yaşama biçimidir. İslamın dışında bir din olarak Alevilik iddiası ilk kez bu CHP milletvekili tarafından dillendirildi. Bu tartışmada dikkat edilirse, hakiki Aleviler ve büyük Alevi kitlesi de "Alevilik bir dindir ve ibadethanesi cem evidir’ görüşüne karşı çıkıyor. Bu söylediğiniz zaman da, bazıları çıkıp, ’Siz Aleviliği dışarıdan tanımlamayın’ diyor. Bir kere hiçbir şey kendi içerisinde getto değil. Birileri Cumhuriyet tarihi içinde Aleviler’in uğradığı baskıları ortadan kaldırmak istiyorlarsa hep beraber uğraşalım. Aleviliğin haklı birtakım taleplerinin yerine gelmesini istiyorsa buna hep beraber uğraşalım. Birtakım oligarşik çıkar gruplarının kendilerine yeni bir din üretme gayretini Alevilik üzerinden ifade etmesine en önce Aleviler karşı çıkıyor. Bizim de bildiğimiz kadarıyla, onların bahsettiği gibi bir din ne insanlık tarihinde, ne İslam tarihinde, ne Türkiye ne de Osmanlı tarihinde olmadı" diye konuştu.

    ’MECLİS TOPLANSIN’ ÇAĞRISINA TEPKİ

    Muhalefetin TBMM’nin toplanmasıyla ilgili çağrısı hatırlatılan Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:"Meclis’in olağanüstü toplanması teknik bir mesele. Belli bir imza sayısı bulduğu zaman toplanıyor olabilir. Şimdiye kadar da defalarca toplanmıştır. Ama şu anda olağanüstü toplanmasına ihtiyaç duyacak bir durum görmüyoruz. Bu iddiayı önce BDP ortaya attı. Ondan bir ay önce sayın Baykal Suriye meselesiyle ilgili ortaya atmıştı. BDP de bu Şemdinli meselesi nedeniyle bu iddiayı ortaya attı. Şimdi enteresandır, BDP’nin arkasından aynı vagona CHP’de eklemlendi. Mesele Meclis’in toplanması değil. Meclis her zaman toplanabilir. Ama BDP’nin arkasına takılan CHP’nin yapmaya çalıştığı şey şu, sanki Türkiye’de bir hükümet zaafı, iktidar boşluğu var. Bunu kapatmak için olağanüstü Meclis’i toplamaya çalışıyor. Meclis ülke yönetimine el koysun gibi bir mantıkla bunu yerine getiriyorlar. TBMM’yi, Türkiye’de bir yürütme boşluğu varmış iddiasını delillendirmek üzere kullanıyorlar. Bu TBMM’yi de istismar etmektir. Ortada açık bir tablo var. Hükümet işinin başındadır. Gerek Suriye meselesinde, gerekse terör örgütünün faaliyetlerine karşı tam bir dirayetle işi yönetmektedir."


     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı