Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

ÇEKİLMEZ

Ülkemizde, geçtiğimiz yılın ilk çeyreğinde 107 bin 942 çift evlendi. Yine ayrı dönemde 33 bin 474 çift ise boşanarak, mutlulukla başlayan evliliklerine son verdi.

Boşanmaların yüzde 96,7’si ‘geçimsizlik’ nedeniyle gerçekleşirken, özel boşanma nedenleri arasında ‘suç işleme’ ve ‘haysiyetsiz hayat sürdürme’ gibi nedenler, istisnai de olsa etkili oldu.

HER ZAMAN DAVA AÇABİLİR

Eşlerden biri toplum ahlakının kabul edemeyeceği ırza geçme, hırsızlık, sahtecilik, uyuşturucu madde imal veya ticareti gibi küçük düşürücü bir suç işler veya genel adaba, toplumun ahlak anlayışına aykırı hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

MUTLAK BOŞANMA NEDENİ DEĞİL

Eşinin, resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği gerekçesiyle cezaevinde olduğunu iddia eden davacı kadın boşanma davası açtı. Davaya bakan yerel mahkeme kesinleşme şerhli mahkûmiyet kararının sunulmasından sonra başkaca delil toplamaksızın davalı kocanın ‘küçük düşürücü’ suç işlemesi nedeni ile tarafların boşanmasına karar verdi. Davalı koca, yerel mahkeme kararını temyiz etti. Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi “Türk Medeni Kanunu, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi halinde de onunla birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi koşulunu getirmiş, bu konu mutlak boşanma nedeni olmaktan çıkarılmıştır. Suç işleme halinde birliğin diğer eş için çekilmez hal aldığının kanıtlanması gerekir. O halde mahkemece davacıya delillerini ibraz için kesin önel verilmediğinden çekilmezlikle ilgili delillerini ibraz için usulüne uygun önel verilmesi, bu konuda delil ibraz ettiğinde delillerin toplanarak hep birlikte takdiri ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir” gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozdu.
  
BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ

Davacı koca, eşinin başka bir erkekle yaşadığı, kendisini aldattığı gerekçesiyle haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle (TMK 163) boşanma davası açtı. Telefon dökümünü, SMS görüşmelerini ve birlikte tatile gittiklerine ilişkin görüntüleri mahkemeye sundu.

SADAKATSİZLİK VAR

Aile Mahkemesi davacı kocanın talebini yerinde gördü ve kadının haysiyetsiz hayat sürdüğü gerekçesiyle tarafların boşanmasına karar verdi. Yerel mahkeme kararını “Mutat olmayan saatlerde ve yoğun bir şekilde yapılan görüşmelerin hayatın olağan akışına uygun görülemeyeceği, keza dosyaya ibraz edilen mesaj dökümleri de gözetildiğinde, davalı kadın ile başka erkek arasında bir ilişkinin yaşandığının anlaşıldığı, davalının evli bir kadın olduğu düşünüldüğünde bu davranışların ‘sadakatsizlik’ olduğu anlaşılmış; davacının haklı olduğu, evlilik birliğinin temelinde sarsıldığı, davalının kusurlu davranışları ile buna sebebiyet verdiği, davacının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerekmiştir” gerekçesine dayandırdı.

ALDATMA SABİT SÜREKLİLİK YOK

Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi davalı kadının kararı temyiz etmesi üzerine “ Davacı kocanın boşanma davası ‘haysiyetsiz hayat sürme’ sebebine dayanmaktadır. Haysiyetsiz hayat sürmenin varlığından söz edilebilmesi için ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için eşin sosyal hayatta, toplumun genel değer yargıları ile çatışan olumsuz nitelikte kabul edilen davranışının süreklilik göstermesi ve bu davranışın diğer eş için birlikte yaşamayı ondan beklenemez hale getirmesi gereklidir. Süreklilik göstermeyen bir defalık bir davranış Türk Medeni Kanunu’nun 166’ıncı maddesindeki evlilik birliğini temelden sarsılması durumu için yeterli olabilirse de haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma kararı için yeterli değildir. Davalı kadının bir başka erkekle cep telefonu ile konuştuğu ve mesajlaştığı, toplanan delillerle anlaşılmaktadır. Davalı kadının gerçekleşen bu davranışı davacı koca bakımından birlikte yaşamayı ondan beklenemez duruma getirmiş ise de sürekliliği olmadığı anlaşıldığından haysiyetsiz hayat sürme ile Medeni Kanun’un 163’inci maddesindeki boşanma sebebi sabit kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır” kanaatiyle yerel mahkeme kararını bozdu.
  
ÖNCE ÖZEL SEBEP
 
Davacı kadın, Aile Mahkemesi’nde dava açarak; zina, olmazsa hayata kast, bu da olmazsa pek kötü davranış, bunun da kabul edilmemesi halinde haysiyetsiz hayat sürme, bu da kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmalarına karar verilmesini talep etti. Yapılan yargılama sonunda Yerel Mahkeme, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verdi.

SONUCA GÖRE KARAR

Davalı eşin yerel mahkeme kararını temyiz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “Zina, hayata kast, pek kötü muamele ve haysiyetsiz hayat sürme özel boşanma sebebi yanında genel boşanma (TMK m. 166/1) sebebi de oluşturur. Böyle bir durum karşısında kalan eş, dilerse bu özel sebeplerin yanında genel sebebe, dilerse birine veya birkaçına birlikte dayanarak boşanma talep edebilir. Hem özel hem de genel sebebe dayanılarak boşanma davası açılmış ise, doğuracakları hukuki sonuçlar farklı olacağından öncelikle özel boşanma sebeplerinin bulunup bulunmadığı belirlenmeli, özel sebep varsa, bu sebebe dayanılarak, özel boşanma sebeplerinin gerçekleşmemesi veya özel sebebe dayalı dava hakkının düşmüş olması halinde, deliller, genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir” şeklinde görüş bildirerek yerel mahkeme kararını bozdu.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI