Cehennemden çıkış!

Hürriyet Haber
22.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Torino'da Delle Alpi Stadı'nda Juventus-Galatasaray maçının başlamasını bekliyorduk. Tüm Galatasaray taraftarları gibi fena halde heyecanlıydım.

Enfes basın tribününde Turgay Şeren'le yan yana yerlerimiz ayrılmıştı. Ben masanın üzerine istatistik kâğıdını yapıştırmıştım. Kalemim, çakmağım ve sigaram da masamda duruyordu.

Stat yağış sırasında üstü tamamen kapatılabilecek şekilde yapılmıştı. Seksen bin kişilikti ve ancak yarısı dolmuştu.

Bir ara Turgay Şeren bana: ‘‘Buraları niçin suluyorlar?’’ diye sordu. Heyecandan dalıp gittiğim için hiçbir şey fark etmemiştim. İşaret ettiği yere bakınca, birkaç kişinin ellerinde hortumlarla kale arkalarındaki açık pistleri sulamakta olduklarını gördüm.

Hava oldukça serin olduğundan, insanları serinletmek için bu işi yapıyor olamazlardı. Başka bir nedeni olmalıydı.

Ama anons yapılana kadar bu nedeni anlayamadım.

* * *

Derken İtalyanca ve Türkçe anonslar yapıldı. Açıkça anlaşılabilir, net anonslardı:

‘‘Sahaya yanıcı ve patlayıcı madde atmayın; yoksa ağır cezaya uğrarsınız; sahanız bile kapatılabilir.’’

Turgay Şeren ve ben aynı anda durumu kavradık. Belli ki adamlar deneyimli idiler ve anonsa rağmen yanıcı, patlayıcı maddeler atılırsa ortalık alev almasın diye önlem alıyorlardı.

Maç öncesi ve maç sırasında sahaya hiçbir yabancı madde atılmadı. Ateşli İtalyan seyircisi, sahaya yanıcı madde atmayı bir kenara bırakınız, maytap bile yakmadı.

Bizimkiler zaten iki ayrı tribünde gruplar halinde ‘‘cim bom bom'' diye bağırıyorlar ve ellerindeki güzelim bayrakları sallıyorlardı.

Maç bittikten sonra gene gruplar halinde stattan çıktılar. Adeta bir gösteri yürüşüyü yaptılar. Bir yandan da çılgınca haykırıyorlardı.

Ama onların on beş-yirmi misli sayıdaki İtalyanlar, başları önlerinde stadı terk ettiler. Bizimkilere sataşmayı bile düşünmediler.

Zaten maç öncesi Torino sokaklarında bizim sarı-kırmızı formalı taraftarlar davullar çalarak dolaşmışlardı. Onlara da en ufak bir sataşma olmamıştı.

Nihayet sahada futbol oynanıyordu. Fair-play buydu.

* * *

Önceki gece Fenerbahçe-Galatasaray maçını izlerken bu yüzden dehşete düştüm.

Galatasaray otobüsüne saldırılıyor, cam-çerçeve indiriliyordu. Gencecik oyuncular elbette ürküyorlardı.

Arkasından planlı-programlı bir yangın yaratılıyor, ortalık cehenneme dönüyordu. Hakem anons yaptırıyor ama kimse aldırmıyordu.

Taşlar atılıyor, Milli Takım Teknik Direktörü yaralanıyordu.

Maç bu cehennemi atmosfer içinde oynanıyordu.

Ve ben burada, seyirciye asla kabahat bulmuyordum.

Onları kışkırtanlar, benim de içinde bulunduğum spor basını başta olmak üzere yönetici taifesiydiler.

Maçı sahada değil, dışarıda kazanmayı düşünen deha (!) sahipleriydiler.

Ve olayları örtbas etmek için çırpınan aklı evvellerdi.

Onlar adına üzüntü ve utanç duydum.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı