"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Caz ve cenaze

New Orleans usulü, cazlı cenaze hayal ediyorum.

Çok uzun zamandır düşünüyorum bunu. Eskiden ölüme dair hep çok karamsar fikirlerim vardı. Çünkü insan sevdiği birilerini erken kaybedince ölümden korkuyor. Çok korkuyor! Oysa doğum, hayat, ölüm çok doğal bir süreç. Kabullenmek lazım. Ama bu akşamdan sabaha da olmuyor. Hayatı akışına, oluruna bırakmayı öğrenmek çok zaman alıyor; ama rahatlatıyor insanı. Çok kastın mı, korktun mu, kurcaladın mı sanki en çok korktuğun şey en önce senin başına geliyor, çekim yasası dedikleri bu belki de.

Sakın karamsar veya iç karartıcı gibi algılamayın bu yazdıklarımı; çünkü değil. O kadar inanılmaz bir mucize ki hayat, o kadar güzel ki her şeyiyle; aldığımız nefesten tutun, yaşadığımız her acı-tatlı anısıyla, her türlü uçlarda dolaştığımız duygularıyla, ağlamamızla, gülmemizle hayat öyle güzel ve inanılmaz ki işte, sonunu kötü ve karamsar algılamak çok yanlışmış, anca anlıyorum ben de. Yıllarca düşündüm bunu. “Neden...” dedim, “harika yaşadım!” dediğin hayatın sonlanınca bu kadar çok ağlanıyor? Neden tam tersine yaşanmışlığın, farkında olunmuşluğun, şükredilmişliğin şerefine muhteşem bir parti verilmiyor? Sen hayatını gülerek geçirmeyi önemsemiş, bunu kendine amaç edinmişsen; sen gittikten sonra neden herkes senin için senin adına gülümseyeceğine bunca gözyaşı döküyor, bunca üzüntü yaşıyor? Ben istemiyorum hüzün, ağlama, acı ve gözyaşı. Gerekli gereksiz zaten bir dolu ağlıyoruz icabında. O, hayata dair bir duygusal fırtına.

Ben, tıpkı New Orleans’lı bir zenci gibi uğurlanmak istiyorum. Caz bandosuyla, Mustang bir tabutla. Evet resmen bunu istiyorum şu yaşamakta olduğum, her anına şükretmeyi, çok şükür erkenden ya da tam zamanında, öğrendiğim hayatımın sonunda. Gittiğim yerde barış ve huzur içinde olacağımı biliyorum. Çünkü yaşarken ölü gibi yaşamamak gerektiğini anladım. Nasıl olsa bitecek bu rüya. Vaktini kötü ve acıklı acıklı kullandığıma değmez. Eee derdimiz ne o zaman?

Acı, hayal ve kalp kırıklıklarının olmadığı o diyara göçerken, ruhuma ağlama sesleri yerine müzik değsin istiyorum, ısrarla. Sevmediğim müzik kalmadı zaten. Mesela anılarımın olduğu müzikler çalsın havada. Madonna olsun, Duran Duran olsun, Wham olsun gençliğimden; okulu klibini seyredebilmek için astığımız Billy Jean çalsın bangır bangır mutlaka. Birileri moonwalk yapmayı denesin de olmasın, komik olsun. Tüm sevdiklerim gülümsesin, hafif hafif tempo tutsunlar, sağdan sola salınsınlar, kimse yerinde durmasın hareket olsun, durgunluk olmasın. Bir şarkı biterken, arkasından hangi şarkının geleceğini tahmin etmeye çalışıp, “bundan sonra çalan benim için geliyor!” oynansın istiyorum. Alakasız birine alakasız bir şarkı denk gelsin kahkaha kopsun o anda. Benim yaptığım müzik listesinden oluşan bir cd partiden yadigar olarak dağıtılsın gelenlere. I will surivive çalsın bir ara. Herkes avaz avaz söylesin. Show must go on gelsin onun arkasından, gözlerini kapatırsın ya nakarat kısmında, öyle söylesin herkes. O günün güncel hit parçaları da olmalı kesin. İlla geçmişe kitli kalmamak lazım. Ben onu da yaptım, yani hatıralarla yaşamaktan şimdiki zamanımı kaçırdım bi ara. Çok fena. Anılarla yaşanmıyor. İnsanın sürekli canı acıyor, yazık oluyor Aysel Gürel çok haklıymış o yazdığı şarkıda. “Güncel” öyle güzel, öyle önemli bir kelime ki, insanın sözlüğünde bolca olması lazım.

Neşe istiyorum ben neşe, kahkahaları duymak!

Hayatımı iyi ve tam da istediğim gibi yaşamış olduğumu, hayallerimi gerçekleştirmiş olmamı kutladığımızı hissetmek istiyorum. Tabutum mutlaka Mustang olsun, yeşil ama ‘efsane’ tonunda demem de onunla alakalı. Bi yerinde 4 yapraklı yonca olsun mutlaka. Yaşım ilerledikçe hayatın kıymetini giderek daha fazla anlar oldum ya, kimse ama hiç kimse ağlayarak zaman kaybetsin istemiyorum.

Mutlu olmak zor ve demode, mutsuz olmak çok kolay ve in olmuş. Şu hayatta mutsuzluklara dair onca zaman harcayacağımıza, mutlukluk için kafa yorsak, uğraşsak hiç fena olmayacak. Yaşarken zoru başardıysan da zaten olay bitmiştir. Acıyı uzatmayacaksın fazla.

Önemli olan nasıl yaşadığın.

Seni ölümsüz kılan, bıraktığın güzel anılar ve bir minik tebessüm. Hayatın bitişini yaşanmışlık adına alkışlarla uğurlamak lazım. Ağlayarak geliyoruz, gülerek gitmek lazım.

Mutlaka.

Yonca

“Cazdar”

X