"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Çaykovski’nin 1812 Uvertürü’nün çağrıştırdıkları

YABANCI müzik dergilerinde en çok dikkatimi çeken, yeni kayıtlarla eski kayıtlar hakkında bilgilerin bir arada verilmesi.

Bir bestenin dünkü icrası unutulmuyor, yok sayılmıyor, bugünün icrası eski icralarla birlikte ve birbirleriyle mukayeseli olarak değerlendiriliyor.
Mukayese benim için önemli bir çalışma, eleştiri yöntemidir.
Eski kayıtlara bakmak, onları dinlemek birkaç açıdan önem taşıyor.
Zamanın icra tarzından, teknik olanakların durumuna kadar, yorumu, şeflerin, solistlerin nasıl çaldığını doğrusu merak ederim.
Bizde böyle bir karşılaştırma yapabilmemiz, ancak son yıllarda mümkün oluyor.
Başta TRT, Kalan Müzik ve adını burada anmadığım müzik şirketleri de eski icraları, bestecileri CD’ye aktararak bize dinletiyorlar.
Bugün radyo ve televizyonlardaki şefleri, icracıları da dinlediğimizde bir bestenin yorumunu yapma konusunda zengin malzeme sağlıyoruz. Gene de yetersiz olduğu kanısındayım.
Bir halk müziği sazının, bir Türk müziği sazının yıllar içinde çalınış üslubunu eski ve bugünkü kayıtlardan dinlediğimizde, estetik algılama çeşitliliğimizi artırırız.
Özellikle konservatuvar öğrencileri için değerini söylemeye gerek yok.
Aynı sazın çeşitli icraları daha önceki yıllarda, bir CD’de toplandı, bunların müzik tarihi için taşıdığı önemi belirtmeliyim. Sözgelimi; utu seven ya da çalan birinin Udî Nevres’ten Yorgo Bacanos’a, Şerif İçli’ye, Halil Aksoy’a, Fahri Kopuz’a, Samim Karaca’ya, Yurdal Tokcan’a, Osman Nuri Pekel’e kadar dinleyebilmesi arzusunu bilirim. Tambur tutkununun da Tamburi Cemil Bey’den, Refik Fersan’a, Mesut Cemil’e, Selâhattin Pınar’a, İzzettin Ökte’ye, Ercüment Batanay’a, Birol Yayla’ya, Murat Aydemir’e kadar bütün isimlerin albümlerinin veya en iyi icralarının, diskoteğinde bulunmasını ister. Hiç kuşkusuz ses sanatçıları, diğer saz ustaları için de aynı heyecanı duymak gerekir.

ÇAYKOVSKİ’nin 1812 Uvertürü’nün bestelenişinin 130. yılı nedeniyle, hem o bestenin yaratılış süreci, beste çevresindeki siyasal, müzikal tarih veriliyor; hem de çeşitli icralar hakkında değerlendirmeler yapılarak, geniş bir listeden seçme yapabilmemiz sağlanıyor.
Türkiye’de anmam gereken icra, Yedikule Zindanları’nda yapılan icraydı. Gerçek bir top patlatılmıştı.
Bestecilerin unutulmaması gerekir. Bilhassa yabancı müzik dergilerinde, böyle yıldönümlerinde asla ihmal edilmiyorlar.
Bakın, eser bu yıl beş yerde çalınmış.
Çeşitli ülkelerin çeşitli şehirlerinde, bunlara Londra Olimpiyatları da dahil. Eserin, tarihi, siyasal bir önemi de var: Napolyon ordularının Rus orduları karşısında yenilgisini, Rusya’nın zaferini notalayan bir parça.
Bizim zaferlerimizin çoksesli müziğimizdeki etkisini incelemeliyiz.
Sadece marşları değil, bestecilerin bu zaferleri müzikte yansıtmasını ayrı bir konu üzerinden değerlendirmeliyiz.
Gerek çoksesli müziğimizin, gerek Türk müziğinin bestecilerinin yaratılış süreci konusunda kaç inceleme var? Kaç çalışma yapılmış?
Çaykovski’nin 1812 Uvertürü’nden söz etmişken tavsiye edilen icralarının da küçük bir listesini vermeliyim:
Minneapolis Symphony Orchestra/Antal Dorati.
Chicago Symphony Orchestra/Georg Solti.
Berlin Philharmonic Orchestra/Herbert von Karajan.
Gothenburg Symphony Orchestra and Chorus/Neeme Jarvi.

BESTECİLERİN çeşitli vesilelerle anılmalarını, gündeme getirilmelerini insanlığın bir estetik borcu sayıyorum.

Kaynak: Tchaikovsky’s 1812 Overture, Geoffrey Norris, Gramophone Magazine, s. 27.

X