Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Çatışma yoksa da tutumlar ayrı

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, cumartesi Samsun’da, Taksim’de meydana ‘paçavralar’ asıldığını söylerken, Kuzey Afrika gezisini ima edip “3 gün yoktum” vurgusu yaptı.

Sözünü, ‘Dönüşte o paçavraları 24 saatte indirin’ talimatı verdiğini belirterek tamamladı. Dünkü medyada Başbakan’ın bu ‘3 gün’ ifadesi pek yer bulmamıştı. Oysa, o sözün açık bir adresi var gibiydi ya da şöyle bir yoruma açıktı:
“3 günlük yokluğumdan yararlananlar bu paçavraları asmış, ülkeyi emanet ettiklerim ise bunu görüp gereğini yapmamıştı.”

FARKLI BAKAN HİÇ DE AZ DEĞİL

Tabii ki bu sözlerin muhatabı öncelikle Başbakan’a o günlerde vekalet eden Bülent Arınç olmalı; ama
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü de
hesap dışı tutmayanlar çoktur.
Başbakan’ın bu vurguyu, o 3 günlük tutumu nedeniyle Bakanlar Kurulu’nda Arınç’la tartıştığı yönündeki haberlerin ardından yapması da manidar.
Malum, Erdoğan’ın, Taksim Platformu üyeleri ile görüşmesi sonrası Arınç’ın ettiği bazı sözler ve orantısız güç kullanımı nedeniyle göstericilerden özür dilemesini onaylamadığı yönünde Ankara kulislerinde epey laf ediliyor.
O lafları bir kenara koysak da, Erdoğan’ın ‘3 gün’ vurgusu,
AKP’de Gezi Parkı gösterilerine bazı noktalarda farklı bakışın epey derin olduğunun işareti gibi.
Kimse bu farklılıklardan ayrılık falan çıkarmasın; ama bu durum iktidarın bundan sonraki politikası üzerinde mutlaka etki gösterecektir.
Çünkü izlenen politikadan rahatsız olanların sayısı o kadar da az değil.
An itibariyle ise Başbakan’ı etkileyen yolu, ‘tavizsiz, dişe diş karşılık” diyenler çizmekte, Başbakan’ın kendisi de doğruyu bu tutumda görmekte.
Ancak tansiyon düşünce, sağduyu daha öne çıkınca bakalım ne olacak?

AB’YE DE GÜL GİBİ BAKMAMAK

Tam bu noktada Cumhurbaşkanı Gül’ün pozisyonuna da bakmalı.
Hani bazıları, “Dün seçilmesini engellemeye çalışanlar, bugün Gül’den yarar umuyor” deyip duruyor ya onlara, çok uzağa gitmeden birkaç anımsatma yapmalı.
Erdoğan’ın, “Eli kanlılar, o nedenle görüşmem” dediği günlerde Gül, BDP milletvekillerini kabul etti.
Gül, hem BDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasına hem de tutuklu milletvekilleri olmasına itiraz etti.
Başbakan ise aynı gün bu konularda Gül’den farklı düşündüğünü açıkladı.
Muhteşem Yüzyıl tartışmasından, Cumhuriyet mitinglerinde polis barikatının Gül tarafından kaldırılmasına
-ki Erdoğan, ‘Çift başlılığa
müsaade etmem’
diye sert çıkış
yaptı- açlık grevlerinden uzun tutukluluğa, tutuklu gazetecilerden basına baskıya kadar pek çok konuda hep böyle oldu.
Son olarak Gezi Parkı gösterileri ve demokrasinin 4 yılda bir sandığa gidip gitmemek olduğu konularında aykırı görüşler açıklandı.
Anlatmak istediğim, evet buralardan da AKP’de bir çatlama çıkmaz; ama Erdoğan, yönetim tarzının daha
ciddi sorgulanacağını da görmeli.
Bu arada AB ile yaşanan son tartışmayı da eminim Gül, çok tatsız buluyordur.
Çünkü, Egemen Bağış başmüzakereci olduğunda, Cumhurbaşkanı’nın kendisine, “Bu çok önemli bir proje.
Lütfen sen ilişkileri hep sıcak tut, yumuşak konuş. Eleştiri yapmak gerektiğinde devreye biz girelim”
dediği bir gerçek.
Bağış’ın açıklamaları bu söylemle paralel mi?

X