Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Carlos gibisi gelmedi

F.Bahçe, futbolumuzun en flaş yabancı yıldız transferini gerçekleştirdi. Şimdiye kadar başka yabancı yıldız futbolcular da Türkiye’ye geldi. Ama bunların mutlaka bir eksiklik ve sorunu vardı. Oysa Roberto Carlos, eski takımının en iyi, en başarılı oyuncusuydu.

FENERBAHÇE, Roberto Carlos’u renklerine bağlayarak futbolumuzun en flaş yabancı yıldız futbolcu transferini gerçekleştirdi.

Şimdiye kadar başka yabancı yıldız futbolcular da Türkiye’ye geldi. Ama bunların mutlaka bir eksiklik ve sorunu vardı. Kimi formsuzdu, kimi sakattı, kimi kadro dışıydı, kimi çaptan düşmüştü...

Ve asıl önemlisi, bu futbolcuları takımları da göndermek istediğinden, bunlara bonservis bedeli ödenmedi. Örneğin, en başarılı yabancı Hagi bile Avrupa’da oynadığı takımlara katkı sağlayamıyordu, genç Ribery ise geldiğinde yıldız değildi. Ancak Hagi, Türkiye’de yakaladığı şansını çok iyi kullanarak unutulmaz oldu.

Oysa Roberto Carlos, eski takımının en iyi, en başarılı oyuncusuydu. Şampiyonluk maçında takımını galibiyete taşıdı; her biri dünya devi olan takım arkadaşları da onu, önünde diz çöküp yere kapanarak uğurladılar. Bu transfer, Türkiye’yi bir kez daha dünya medyasına taşıdı.

Ancak, futbolun bir de diğer yüzü var... Her yıldız transfer, yeni takımına uyum sağlayamıyor. Bu mayanın tutup tutmayacağını da zaman gösterecek...

Bakarsınız Fenerbahçe’nin rakipleri, daha mütevazı transferleri ile mutlu sona ulaşır; kim bilir?

Polat’ın sözleri Uslu’nun ihtirası

KİŞİLERİN
sohbetlerinde birbirlerine güvenerek yaptıkları özel konuşmaların, şartlar ne olursa olsun, ifşa edilmemesi gerekir. "Kavgada bile söylenmeyecek sözler" vardır... Maalesef, insanlar bazen günlük çıkar ve ihtirasları uğruna söylememeleri gerekenleri söyleyebiliyorlar... Ancak bütün bunlardan Adnan Polat’ın konuşmalarını tasvip ettiğim anlamını çıkarmayın. Bakalım, Adnan Polat’ın konuşmaları başımıza daha ne işler açacak?

Karadenizliler’in beyni yok diyenlere

GEÇİRDİĞİM ameliyatın iyi yanları da olmadı değil... Biliyorsunuz, "beyin" ameliyatı oldum. Karadenizliler’in beyni yok, diyenlere duyurulur! Ameliyatımın bir diğer faydası da F.Bahçe’nin tantanalı şampiyonluk kutlamalarını görmemi engellemesi oldu.. Geç de olsa, kendilerini tebrik ediyorum.

Devrilen çamlar imdadıma yetişti

TABURCU
olduğumda, yazılarıma yeniden başlayacağım için büyük sevinç duyuyordum. Ama tedirginliğimi de bir türlü içimden atamıyordum.

Öyle ya, sağolsunlar, bana yazılarımda hiçbir zaman konu sıkıntısı çektirmeyen taraftarı-rakibi, her kademeden tüm yöneticiler benimle yakından ilgilenmişler, yakınlık ve desteklerini hiç esirgememişlerdi.

Ben, "Şimdi bunların aleyhine nasıl yazacağım?" diye kara kara düşünürken, bana en fazla ilgi ve yakınlık gösteren kişilerin başında gelen sevgili dostum Mahmut Uslu imdadıma yetişti. Öyle çamlar devirdi ki, artık yazmamak olanaksızdı. Yani diyeceğim, kapıyı aralayıp önümü ilk açan Mahmut Uslu oldu. Bu vesileyle kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Sizleri unutmayacağım

AMELİYAT
sonrası, beni eski sağlığıma kavuşturmak için, üç buçuk ay boyunca gece gündüz demeden özveriyle çalışan, güçlü ordumuzun şefkat dolu yaklaşımının da en güzel uygulamalarını sergileyen "T.S.K.Rehabilitasyon Merkezi"nin komutan, hekim, fizyoterapist, sağlık ve diğer tüm personeline en derin şükranlarımı sunuyorum. Sizleri hiç unutmayacağım...

Ne yaptın Süren

UEFA ve Süper Kupa şampiyonu takımın başkanı Faruk Süren’in, Adnan Polat’ı muhatap alan açıklamalarını doğru bulmuyorum.

Daha önce de dile getirdiğim bir olguyu hatırlatmakta yarar görüyorum. Genelde muhalefete düşen yöneticiler, bu durumu içlerine sindiremez ve bundan olumsuz etkilenirler. Bu olumsuzluğun dışa yansıması en çok boş ve gereksiz konuşma olarak ortaya çıkar. Bu sayede yeniden gündeme gelmeye çalışırlar. En başta dört büyükler olmak üzere tüm takımlarda, en yükseğinden en sıradan olanına kadar bu eylemin içinde olan yöneticileri çok iyi biliyorum.

Futbol şubesine bakan yöneticiler, sabah gazeteyi ellerine aldıklarında kendileri ile ilgili haber görmeye alışkındır. Göremezlerse rahatsız olduklarından, kendileri yapay haberler yapar... (Bu yazdıklarımın üzerine de "mal bulmuş Magribi gibi" atlayıp beni ispata davet edecek bazı idealist geçinen yöneticilerle köşe yazarları, kanıtlarımın hazır olduğunu bilsinler...)

G.Saray gelenekleri

Benim tanıdığım, futbol tarihimizin en önemli ve değerli başarılarına imza atan Faruk Süren, ne övünmüş, ne öne çıkmıştır. Bu başarıları kendine mal etmek yerine, tüm başkanlara örnek olacak bir davranışla ekibiyle paylaşma erdemini gösterebilmiştir.

Evet; benim tanıdığım vakur Faruk Süren bıraksaydı da, asbaşkanlar, bazı taraftarların hasret kaldığı (!) atışmalarını kendi aralarında yapsalardı...

Galatasaray başkanının, asbaşkanların ucuz polemiklerine katılmasına her şeyden önce Galatasaray gelenekleri izin vermez.
X