"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

‘Çapulcular’ neler yaşadıklarını anlatıyor

Şu ana kadar Gezi Direnişi olaylarıyla ilgili hep izlenim ve yorumları okudunuz.

Şimdi onlara, yani “çapulcular”a söz tanıma vakti. Bu “çapulcular” kimler hakikaten?
Ne istiyor, ne düşünüyorlar?
Onları temsilen iki tanesiyle konuştum.
Biri 1991 doğumlu Janset. Diğeri 1976 doğumlu Toprak.
Önce sıra Janset’te. Çünkü şimdiye kadar “klavye gençliği” olarak tanımlanmış bu yeni neslin nasıl olup da bu kadar politize olabildiğine herkes şaşırdı. Buyrunuz...

“ARTIK HER ŞEYİ YAPABİLİRİZ!”

Doksanlıları Gezi olayı mı politize etti? Yoksa bu kuşak olup bitene zaten hep duyarlı mıydı?
JANSET:
Doksanlılar apolitize bir kuşaktı, ancak olup bitenler (olup bitenlerden kastım sadece Gezi değil), herkesi olduğu gibi bizim kuşağı da galeyana getirdi.
Ancak ilk günden beri Gezi’de olan biri olarak hiçbir kuşağın baskın olduğunu düşünmüyorum. Her kesimden, yaştan ve görüşten insan oradaydı. Hepimiz yaşananlara tepkiliydik ama tepkimiz taşmıyordu.
Gezi gibi barışçıl ve yeşil bir protestonun aldığı sert polis müdahalesi, bardağı taşıran son damla oldu.
Ben açıkçası çok dolmuştum. Mesela yıkılmasın diye çok uğraşıp kışın önünde uyuduğum Emek Sineması da yıkılınca,“Bu şehir bizim sevdiğimiz İstanbul olmaktan çıkıp garip yere doğru gidiyor ve sanırım bu durum sadece birkaç kişinin umrunda” diye düşünmeye başladım.
Bu his beni umutsuzluğa itti ve yurtdışında yüksek lisansla başlayan yurtdışı odaklı bir hayat planlamaya başladım.
Ama Gezi’deki dayanışma, sağduyu ve bilinci gördüğümden beri inançlarım geri geldi. Gerçekten her şeyi yapabileceğimize inanıyorum!
Sen olayların ilk gecesinde Tarlabaşı’nda oradaydın, neler oldu orada?
JANSET:
Tarlabaşı’nda sokak arasında tek başımayken üç gaz bombası attılar üzerime. Kendimden geçtim. Esnaf beni alıp otele taşıdı. Oteldekiler yardım etti. Tarlabaşı’nda gerçek bir savaş alanı vardı ve bunu anlatan tek bir haber kanalı yoktu. Pazar gecesi Akaretler’deki olayları görüp oraya da dahil oldum. Çok kötü olduğum bir anda iki Çarşı taraftarı beni Beşiktaş Plaza’ya çekti. Yüzümü temizleyip elimi tutup “İyisin” dediler. 
Şu anda ne hissediyorsun?
Böyle bir ortamda bir değişimin geldiğine dair inancım çok yüksek.

O camide neler oldu

Şimdi sıra bir çocuk annesi olan Toprak’ta.
O da cuma gecesinden beri ayakta, çok az uyuyor.
Gözü sürekli whatsApp’ta, diğer arkadaşlarıyla kurdukları mesaj grubunda.
Çünkü ‘nerede ne oluyor’un en doğru bilgisini en hızlı oradan öğreniyor. Ve ona göre ilaç malzemeleri alıp koşa koşa olay yerine gidiyor.
Pazar gecesi de öyle olmuş. Beşiktaş’tan püskürtülen eylemciler arasında yaralı sayısının çok yüksek olduğunu duyunca yoldaki eczanelerden ne kadar tıbbi malzeme varsa yanına alıp yola çıkmış.

İMAM DA BİZE YARDIMCI OLDU

Dolmabahçe’nin oraya geldiğinde taksiden inmek zorunda kalmış. Çünkü yaralıların Dolmabahçe Camii’ne sığındığı haberi gelmiş whatsApp’tan.
Gerisini onun ağzından dinleyelim:
“Camiye girdiğimde içeride yüzlerce insan ve onlara yardım gönüllü doktorlar olduğunu gördüm. Gazdan dolayı çok kötü durumda olan, hatta kafası yarılanlar  vardı.
Derken polis caminin bahçesine kadar geldi ve peşi sıra su, biber gazı ve artık ne olduğunu anlamadığım başka gazlar da sıktı. Kapılar kapalıydı ama caminin içine gaz sızıyordu.
Sonunda caminin imamı bizi ön kapıdan çıkardı. Barikatın ardında bekleyen polisleri de ikna etti doktor arkadaşlarla beraber.
O geceyi ve bu olanları unutmam mümkün değil!
Sonradan sosyal medyada yazılıp çizilen caminin içinde içki içmişler laflarına çok kızdım! Ne içkisi?!
Kesinlikle böyle bir şey yok. Herkes berbat durumdaydı.”

X